Behçet Necatigil…


“Ben mum alevinde pervane gibi hep aynı odakta yazdım şiirlerimi ev ve her günkü yaşamalar….

Toplumun ve imkanlarımın bana bağışladığı dar dörtgende gözlerimi her açtıkça karşımda büyük şehrin insanlarını ev, aile ve çevrelerini buldum.”

16 Nisan 1916’da İstanbul Fatih’te doğan Necatigil, ilkokula 1923’te Beşiktaş Cevri Usta Mektebi’nde başladı. Son sınıfı Kastamonu’da Erkek Muallim Tatbikat Mektebi’nde tamamladı (1927). Kastamonu Lisesi’nde başladığı ortaöğrenimini, hastalığı nedeniyle burada sürdüremedi, 1931’de Kabataş Lisesi’ne kaydoldu.

1936’da aynı lisenin edebiyat kolunu birincilikle bitirdi. Yüksek Öğretmen Okulu’na girdi. Aynı okulun kontenjanından Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümüne devam etti. Temmuz 1937’de “Deutscher Akademischer Austauschdienst”in davetlisi olarak Berlin’e gitti. Dört ay Berlin Üniversitesi dil kurslarına devam etti. 1940’ta edebiyat öğrenimini başarı ile tamamladı.

Necatigil, Kars Lisesi’nde başladığı (1941) edebiyat öğretmenliği görevini Zonguldak Lisesi’nde (1942-43) sürdürdü. Ekim 1943- Kasım 1945 arası askerlik görevini yedek subay olarak İzmir’de yaptı. Dönüşünde öğretmenlik görevini Pertevniyal Lisesi’nde, Kabataş Erkek Lisesi’nde (Ocak 1946) daha sonra da (1960) İstanbul Eğitim Enstitüsü’nde sürdürdü. Ekim 1972’de emekli oldu. 13 Aralık 1979’da İstanbul’da öldü.

Almanca’dan yaptığı çevirileriyle de kültür yaşamımızı zenginleştiren Necatigil; şiirlerinin yanı sıra radyo oyunları yazdı, Türk edebiyatının yazarlar, eserler sözlüklerini hazırladı. Eski Toprak ile 1957 Yeditepe Şiir Armağanı‘nı, Yaz Dönemi’yle de Türk Dil Kurumu 1964 Şiir Ödülü‘nü kazandı. Yapıtları, ölümünden sonra, Hilmi Yavuz ve Ali Tanyeri tarafından “Bütün Eserleri” adıyla yayına hazırlandı (Cem Yayınevi, 1981). Bütün Yapıtları, 1995’te, Yapı Kredi Yayınları’nca yeniden yayınlanmaya başladı. Ailesince 1980’de konulan Necatigil Ödülü, her yıl şairin doğum yıldönümünde açıklanıyor. İlk kitabı Kapalı Çarşı’yı 1945’te yayımlayan Necatigil, edebiyata ilgisini, yönelişini şöyle anlatır:

“Yazı sanatıyla meşgul olmaya başlamam, birçok arkadaşlarda olduğu gibi ilkokul sıralarına kadar gidiyor. 17.10.1927 tarihinden itibaren kendim için, bir eser-i cedit kağıdını El Marifet matbaasında doldurarak Küçük Muharrir isimli haftalık bir gazete çıkartmaya başladım. Abonesi arkadaş ve bildiklere meccanen olan bu imtiyazsız gazete, 14. sayısı ile birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 Haziran 1932’den itibaren ikinci cildine başlamış ve 12 sayı daha çıkmıştı. 1931-33 arası, Akşam gazetesinin haftalık çocuk dünyası sahifesinde “Küçük Muharrir” imzasıyla manzum, mensur hikaye, fıkra, şiir bir sürü yazı neşrettim. İskender Fahrettin merhum, telif hakkı olarak her yazıma bir kutu bonbon veya bir büyük paket çikolata verirdi. Bu çocukluk heves ve faaliyetleri, 1933’te liseye geçmemle birdenbire bir değişiklik geçirdi. Necip Fazıl’ı ve “Yedi Meşale” şairlerini keşfettim.”

Lise yılları onun için edebiyata asıl başlangıç yıllarıdır. Önünü ise Yaşar Nabi açar: “Varlık çıkıyordu. Onuncu sınıfta idim. Birkaç şiirimi bir mektupla (6 Şubat 1935) Yaşar Nabi Nayır’a gönderdim. Bana uzunca bir mektup yazıp düşüncelerini bildirmek ve yolladığım üç şiirden bir tanesinin, dergisinde çıkacağını haber vermek lütfunda bulundu. Böylece Behçet Necati imzasını taşıyan basılı ilk şiirim, Varlık dergisinde çıktı (sayı 54, 1 Ekim 1935). Yani asıl yazıcılık hayatına başlayışım benim için kolay oldu diyebilirim. Bana bu kolaylığı Yaşar Nabi gösterdi, beni bu yolda o teşvik etti.”

Bu dönemde yazdığı şiirleri Varlık’ın dışında Gençlik ve Oluş dergilerinde yayınlandı. Bu şiirlerinin bir bölümünü ilk kitabına aldı. Lise edebiyat öğretmenliğinin ilk dönemi (1941/43) onun sesini duyurmaya başladığı yıllar oldu. Zonguldak’ta şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu ile tanıştı. Onlarla yakınlığını bir konuşmasında şöyle dile getirir: “Pek genç yaşta ölümleri şiir hayatımız için cidden büyük bir kayıp olan Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu gibi iki kuvvetli şairle birlikte çalıştık. Zonguldak’ta çıkan Ocak gazetesinde, Kara Elmas dergisinde ve Değirmen (İstanbul) mecmuasında beraberce şiirler, yazılar yayınladık.” Askerliği sonrası İstanbul’a dönen Necatigil; Fahir Onger, Oktay Akbal, Naim Tirali ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ile dostluklar kurdu. Fahir Onger, Oktay Akbal ve Salah Birsel ile Yenilikler dergisini çıkardı (Şubat 1946).

Sanat anlayışını kısaca şöyle özetler Necatigil;

“Sanatçı içinde yaşadığı topluma karşı bazı vazifeleri olduğunu düşünmeli; sanatını sade güzele değil, iyi ve faydalıya da yöneltmelidir. Güzel, çok vakit iyinin içindedir. Toplumun realitelerini görmezden gelerek kendi renkleriyle yetinen bir sanatkar çevresini daraltmış, hitap kabiliyetini azaltmış olur. Sanatkar bozuk düzen bir toplum kaosuna müdahalelerde bulunmazsa, onu elinden geldiği kadar düzeltmekten yüksünürse ferdi, kifayetsiz bir sanata saplanır, kalır.”

O, hep ‘güzel şiir’in peşinde olmuştur. Bugüne ulaşan şiir birikimi bunun bir göstergesidir. 1953’teki bir söyleşisinde de; “şiir biraz da yaşanmışlığı şart koşar” diyen Necatigil; ‘güzel şiir’in de nasıl olabileceğini şu düşüncelerinde dile getirir:

“Her şiir önce bir hayaldir, bir gerçek değil. Bir gerçeği anlatsa, duyursa bile; hayale, iyi-güzel durumlar, düzelmeler, arınmalar hayal ettirmeye sebep olduğu için bir hayaldir. Daha üstün gerçekleri hayal ettirerek, hak verdirerek okuyucuyu ümitlere düşüren bir şiirin, sezdirdiği bu hayali gerçekleştirebilmesi, çok kere onun gücü dışında bir başka hayaldir.”

Şiirde aydınlıkçı bir bakıştan yanadır. Anlaşılır olmaksa baş kaygısı. Bir söz işçisidir o. Sözlerin şiirdeki anlamı önemlidir onun için:

“Şiiri şiir yapan öğelerin başında kelimeyi kollayış geliyor, cümleyi değil. Kelime seçiminde dikkatliysek, özel ilkelerimiz varsa cümle zaten bize bağlı demektir. Yani ister Birinci, isterse Beşinci Yeni üslubuyla yazınız, fark etmez. Şiir bir iç dünya işi. İnsanın bir yerde artık kendi duvarları içine hapsolması beklenir.”

Kapalı Çarşı’daki şiirlerinde Dağlarca ve Cahit Sıtkı’yla, yer yer Orhan Veli’yle ortak söyleyiş ve duyarlık özellikleri görülüyor, ancak kendi kırık sesi de duyuluyor… Kırık, kopuk bir söyleyişi var. Zihinsel atlamalar, şaşırtıcı uyaklar, halkın konuşma dilinden ve deyimlerden özümsenmiş söyleyişler, büyük kentin küçük insanının dünyası, bu insanın dünyasından özgün ve etkileyici görünümler bu şiirlerin biçime ve temalara ilişkin başlıca özellikleri ve özgünlükleridir… (Küçük insanı görüntülemede Külebi’yle benzeşen öz ve biçim özellikleri gözlemleniyor). Necatigil’in şiirlerine, genel olarak baktığımızda, bunları sağlam örgülü, kendini güç ele veren şiirler diye tanımlayabiliriz. Daha yakından bakıldığında, şiirsel örgünün arkasındaki mantıksal yapı görülebiliyor. Necatigil, bir öyküyü, yada bir düşünceyi, izlenimci yönteme özgü bir tutumla şiire dönüştürüyor. Sanki her dizeden bazı sözcükleri atarak şiir yazıyor… Dilde Dağlarca’yla bağlantısı alttan alta akıyor. Arada’da M.Cevdet’le, Dar Çağ’da Cansever’le ortak tema ve söyleyişler gözlemleniyor… 1950 sonları ve 60 yılların başlarında ikinci Yeni içinde sayılabilecek şiirleri var. Yaz Dönemi’nde şiirinin güç anlaşılırlığı artıyor ve Cansever’le yakınlığı çoğalıyor… Divançe’de (M.Eloğlu’nda bir başka türünü gördüğümüz) bilmececilik başlıyor. Geleneksel kalıplardan da yararlanılan, bilinçli olarak yapılmış düşünce kopukluklarıyla oluşan bir tür izlenimci şiir bu. En / Cam ise, neredeyse bilinçli sayıklamalar diye nitelenebilir… Anlamı çoğaltmaya yönelik bir dilci tutum anlamayı güçleştiriyor. Necatigil şiirimizin önemli, özgün bir ustası. Kırık, soyutlamacı söyleyişle, kendinden sonraki kuşaklardan Güllen Akın’ı önemli ölçüde etkilemiş. Yeni kuşaklardan M.Demirtaş, S.Berfe, E.Canberk, I.Uyaroğlu, A.Budak, A.Gülsoy, v.b. üzerindeki belirgin etkileriyle, günümüz şiirinde bir Necatigil Okulu‘ndan söz edilebilir.

Behçet Necatigil Hakkında

Doğan Hızlan

Şiir geleneğimizi özümleyen bir sanatçıdır. Özümleme işlemi içinde, gelenek içinde neyin öldüğünü, neyin bugün hala sanat ve şiir katında yaşadığının en sağlıklı saptamasını yapmış şairdir. Geleneksel şiirin biçimlerine çağdaş bir yükü yerleştirir. Kişisel tedirginlikler, özlemler, bunalımlar onun bireysel şiir dünyasını oluştururken, dar toplumsal yorumlara, güncellik mengenesine şiirini sokmadığından hem kendi toplumunu hem de toplumların kesiştiği evrenselliği simgeler.”

Eserleri

ŞİİR

1945 Kapalı Çarşı
1951 Çevre
1953 Evler
1956 Eski Toprak
1958 Arada
1960 Dar Çağ
1963 Yaz Dönemi
1965 Divançe
1968 İki Başına Yürümek
1970 En/Cam
1973 Zebra
1975 Kareler Aklar
1978 Beyler
1980 Söyleriz

Seçme Şiirleri

1976 Sevgilerde

Çeviri Şiirleri

1984 Yalnızlık Bir Yağmura Benzer

DÜZYAZI

1979 Bile/Yazdı

RADYO OYUNLARI

1965 Yıldızlara Bakmak (iki oyun)
1967 Gece Aşevi (beş oyun)
1970 Üç Turunçlar (altı oyun)
1975 Pencere (dört oyun)

ARAŞTIRMA / İNCELEME

1960 Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (17. basım, 1998)

1979 Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü

Şiirlerinden…

SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklımıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı.

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

Eski Toprak

Kaynakça: Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi – Ataol Behramoğlu

www.siir.gen.tr / www.adanasanat.com

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: