Günümüz Dincileri…


Onlar kendi fikirlerini, Allah’ın ayetlerini unutturarak kabul ettirmeye çalışıyor! Ancak ‘’gerçeklerin üzerini örtenler’’ istemese de, Allah vahyini tamamlamaktan başka bir şey istemiyor. (Tevbe Suresi 32. Ayet)
Bir türban polemiğidir sürüyor. Ne zaman bazı şeyler olgunlaştırılma aşamasına gelse, muhakkak öne atılan polemik aynıdır. Türban!
Ben bu makalede, türban vardır ya da yoktur gibi bir konuyu tartışmayacağım. Bu konunun klasik günden perspektifinden analizini de sunmayacağım. Meseleyi, İslam ya da Laiklik çerçevesinden de irdelemeyeceğim.
Türkiye’de dini bir sorun var. Ancak; tahmin edildiği gibi bir sorun değil. Bu sorunun genel adı : dini algılama sorunu…
Din, hocaefendilerin tükürüğüne entegre edildiği sürece, Kuran ve Muhammedi tutum ile bütünleşmeyecektir.
Ve Yüce Allah bizleri uyarıyor ;
(MÂİDE suresi 77. ayet) De ki: “Ey Ehlikitap! Dininizde azgınlık edip hak dışına çıkarak aşırılığa gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından uzağa düşmüş bir topluluğun keyiflerine uymayın.”
Bu ülkede din sorunu varsa; bu Abdestli Kapitalizm nedeni iledir…
Tesettür, örtünme ve benzeri konular, asırlardır ‘’tartışılan’’, hiçbir icma(birlik) tarafından kabul edilmiş bir görüş değildir. Hatta mezhep imamlarının dahi (hiçbir hüküm yetkileri yok iken) ortaya koyduğu görüş; bu simgelerin dinsel olmadığı hususundadır.
Kuran’ın dininde Türban; don bezinden daha kutsal değildir!
Kuran, dialektik yapısını; iffet noktasında “genel ahlak prensipleri çerçevesinde sürdürülen yaşam’’ olarak tanımlar. Yani, sahip çıkılması gereken “başörtüsü değil, don bezidir.’’
Dinin öncelikleri arasında böyle bir şey yoktur. Din; “La ilahe illallah’’ çıkışı ile başlayan bir olgudur ki; bundan yoksun olanların “şekil bağımlısı olacağı açık biçimde vurgulanır.’’
Yani Allah’ın sosyo ekonomik sıfatı olan Rabb sıfatının farkındalığına erişilmeksizin, böyle bir dinsel özgürlük talebinde bulunmak ile; ilkokul çocuğunun “Lineer Cebir’’ öğrenme talebinde bulunması aynıdır.
Ancak, aynı çocuk; Lineer Cebir denklemlerine yöneldiğinde, muhtemel netice; kendisini dinleyenlerin “ilgili cebirsel işlemleri’’ yanlış yorumlayacağıdır.
Tıpkı günümüzde uzatılan örtünme polemiklerinde söz alan “bilgisiz cahiller’’ gibi…
Şunu belirtmek istiyorum; bu konuda ısrarcı olanlar; yani bunun dini bir gereklilik olduğunu iddia edenler, önce “Kuran’ı okusunlar’’.
Kuran’ın tek bir ayetinden dahi haberdar olmayanların, sırf “Liberal Özgürlüklere’’ kapı açabilmek için uydurduğu saçmalıkları dinselleştirmek, Kuran’ın diliyle “küfürdür.’’
Kuran’ı kendi dilinden okuma gayretim ve tarihe olan hakimiyetim ile şunu açık biçimde yinelemek isterim;
Kara lastikle okula giden kızların olduğu bir ülkede; lüks arabada gezen türbanlının örtüsü “dinin savunduğu bir unsur değildir’’. Aksine, dine göre; o türbanlı “kara lastikli kızın katilidir.’’
Değerli okurlar;
Bir ülkede din ve felsefe üzerine geniş çaplı tartışmalar yapmak için, bazı koşulların gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan birisi; Kuran’ın önerdiği ideal ticarettir…
Ticaret, “te’ca’r’’ biçiminde, “ca’r’’ kökünden türemiş bir kelimedir. Manası elden ele dolaşan demektir.
Hatta bu kökten türeyen “cariye’’ kelimesi, elden ele dolaşan kadın manasına gelir.
Ticaret ise; emeğin doğrudan sermayeye, ve onun yine salt emeğe dönüşmesi demektir. Belki çok eleştirilecek ama şunu söylemek mümkündür;
Bu denklem, Marks’ın Kapital’de teorize ettiği; Mal-Para-Mal denkleminin aynısıdır. Hatta Kuran’ın ticaret kelimesinin Kapital’de ki tam karşılığı “distribute’’dir.
Yani, emek merkezli bir toplumdan bahsetmek gerekir. Dinin temel çıkışı budur.
Bunun bir diğer ismi “Fekku Ragabe’’dir.
Yani; boyunduruk altındakilere özgürlük.
Bu; dinin ilk emridir!
Kredi kartı mağdurları, emperyalizmin mağdurarı, mazlumlar; Fakku kalıbının dairesine girmektedir. Yani dinin ilk önceliği; Kapitalist müdahaleyi kırmaktır…
Ancak emevi şahsiyetsizliğinin ürünü olan; Abdestli Kapitalizm’in dinine göre; temel öncelikler, nüsuk ve şekillerdir. Çünkü onların tanrısı; Göklerde oturan bir Tanrıdır.
Onların dininde hüküm koyucu Kuran değildir. Kuran’ın okunmasını engelleyen gelenekler ve uydurma hadislerdir. Onlara göre din; salt bir kural yığınıdır…
Kuran’a göre ise; din, özgürlük ve bağımsızlıktır.
Yaşıtları açlıktan ölürken, başındaki örtüyü salt bir sorun olarak algılayıp bunun için mücadele edenleri kınamak gerek…
Mücadele, dinin temel öncelikleri için ise, bu anlayışla karşılanmalıdır. Çünkü; toplumların genel dinamiği, içinde bulundukları maddi ve manevi psikoloji ile tahlil edilebilir.
Bu bağlamda; Kuran’ın ana önceliklerini bertaraf ederek, şekil ve sembolleri kutsamak ve bunun üzerinden siyaset yapmak; bilindik bir ortaçağ tuzağıdır. Bu tuzağı üretenler ile tuzağa düşenler; bir arada ızdıraba mazhar olacaklardır.
Çünkü, toplum ve tarih vicdanında mutlak bir mağlubiyet ile anıldıkları aşikardır.
Efendim; Nur Suresi 31 ve Azhab Suresi 59’dan yoksun yazdığım bu makalenin sonuna; konjonktürel birkaç cümle ekleyeyim;
Kuran’ın Nur suresinde ki 31. ayette kasıt edilen örtü; “herhangi özel bir yere ait” örtü değildir.
Çeviri : örtülerini göğüslere salsınlar biçiminde olmalıdır. Çünkü ilgili kelime “humurihiyne’’ biçimindedir. Başı niteleyen “res’’ vurgusu yoktur. Eğer Allah başörtüsünü murad etseydi; “humurrues’’ demeliydi…
Ancak, ilgili kelime aynı zamanda “şarap manasına gelen’’ bir kelime ile aynı kökten türer. Dolayısı ile; sarhoşluğun başa olan etkisi göz önüne alındığında; baş kasıt edilmiş olabilir diyebilmekteyiz.
İşte, Kuran’ın mucizeyi perspektifi budur. Bu ayetten anlaşılması gereken şey başın değil; göğüslerin örtülmesidir. Başını örten örter, örtmeyen örtmez. Din indinde iki durum arasında fark yoktur. Örtmemek farz değildir, örtmek farz değildir. İşte Kuran semantiği budur… Aksini iddia eden varsa hodri meydan!
Ayetin tam çevirisi şöyledir;
Allah’tan emin olan kadınlara söyle: Karşı cinsi yanlış düşüncelere sevk edecek eylemlerden kaçınsınlar. Namus ve şahsiyetlerini korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. (Nur 31)
Anlayabilen bir toplum için…
Eren Erdem*Odatv.com
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: