Dünya Kitap Haritasında Türkiye Koyu Karanlık…


Nüfusun artmasına, okullaşma oranı ve eğitim düzeyinin yükselmesine karşın Türkiye’de hâlâ kişi başına düşen kitaptan söz edemiyoruz bile… Basılan toplam kitap sayısı da satılan kitap sayısı da okuryazar nüfusa ulaşamadı. Kitap başına düşen kişiden söz etmek zorundayız hâlâ.
Bir özel okulda yaptığım araştırmanın sonuçları ürkütücü: Lise son sınıf öğrencilerinin %45’i en son 6 yıl önce ders dışı bir kitap okuduğunu söylüyor. (Demek ki lise son sınıftaki öğrencilerin %45’i ders kitabından başka kitap tanımıyor.) Öğrencilerin % 22’si ise en son 4 yıl önce ders dışı bir kitap okuduğunu söylüyor. % 6’sı 3 yıl önce; % 3’ü 1 yıl önce; %2’si 6 ay önce ders dışı bir kitap okuduğunu söylüyor.
Lise son sınıf öğrencilerinin % 7’si ders kitabı dışında öykü, roman, gezi, inceleme, deneme, şiir gibi herhangi bir türde kitap okuduğunu anımsamıyor. Bu öğrencilerin % 70’i TV, internet vb. varken kitap okumanın gereksizliğini düşünüyor. %27’si okulların okuma alışkanlığı kazandıramadığı görüşünde.
Dünya Kıtalar ve Büyük Bölgelerde Kitap Okuma ve Kitap Üretimi Dağılımı Haritası’nda* Türkiye siyahla gösterilen koyu karanlık bölgede. Bu bölgenin aynı zamanda demokrasiyle tanışmamış ülkeler topluluğundan oluşması da dikkat çekiyor.
Nüfusun artmasına, okullaşma oranı ve eğitim düzeyinin yükselmesine karşın Türkiye’de hâlâ kişi başına düşen kitaptan söz edemiyoruz bile… Basılan toplam kitap sayısı da satılan kitap sayısı da okuryazar nüfusa ulaşamadı. Kitap başına düşen kişiden söz etmek zorundayız hâlâ. Bir de satılan kitapların ne kadarının gerçekten okunduğu sorunu var.
Türkiye’de bir okul bitiren ve “okur-yazar” nüfusun % 86 gibi yüksek sayılacak bir orana yükselmesine karşın, bu bilgisinden kendini geliştirmek için yararlanabilen yani kitap okuyanların oranı % 1’in dahi çok altında. Kitaplıklara üye sayısı 1996’da 1 milyon 970 binden 2000 yılında 386 bin 790’a geriledi.
KİTAP BAŞINA DÜŞEN KİŞİ SAYISI
Bir yılda yayımlanan kitap sayısı hâlâ İngiltere’nin onda biri, Almanya’nın yedide biri, İspanya’nın beşte biri, İtalya’nın dörtte biri.
Japonya’da yılda kişi başına 25 kitap, Fransa’da 7 kitap, İngiltere’de 12, ABD’de kişi başına 8 kitap üretilirken Türkiye’de ise kişi başına kitabın sözü bile edilemiyor. Çünkü bizde bir kitaba 12 bin 89 kişi düşüyor. Evet bir kitaba 12 bin 89 kişi. (Kitap başına düşen kişi sayısı) (*)
Türkiye’nin 2 bin 24 Halk Kütüphanesi’ne karşılık Almanya’da 10 bin 531, Fransa’da 13 bin 924, İngiltere’de 12 bin 324 kütüphane bulunuyor.
OKUL VE KİTABIN YERİNE TELEVİZYON
Görüntü kültürü ve görüntü yoluyla “bilgilendirme”(!) yazının ve okumanın yerine geçiyor. Yeni medyaların, Türk toplumunu kültür endüstrisinin filtresinden geçirerek istediği gibi yönetmeye başladığı bir çağa girdik. (Medyokrasi çağı)
Üniversite mezunuyla hiç okul görmemişi eşitledi televizyon. Üç-dört okul bitirenle hiç okula gidememişler aynı dizileri izliyor, içerikli ve düz anlatıma dayanan programlardan sıkılıyor.
İzleyiciyi hoşlanacağı şeylerle avutarak, önemli konulardan, olaylardan uzak tutma (Boudrdieu’ya göre) simgesel (görsel) şiddettir. Çoğu Amerikalı için olduğu gibi bizim Küçük Amerikalı (!) toplumumuz için de artık inanmanın temeli okumak değil, görmektir. Gösteri çağı olarak nitelenen bu çağın en önemli özelliği görmeyi düşünmenin yerine koyması olmuştur. Çünkü düşünmenin görülecek bir yanı yoktur.
Postman’ın “elektronik devrim” dediği, insanın düşünce dünyasının yerini “ışık hızında” yayılan sembol dünyasının aldığı bir görselliğin egemenliğine girdik.
Üniversite mezunuyla hiç okul görmemişi eşitledi televizyon. İkisi de aynı dizileri izliyor, içerikli ve düz anlatıma dayanan programlardan sıkılıyor.
EĞİTİMLE CEHALET
Kişi başına düşen cehaletimiz her gün artıyor…
Sakallı Celal’in dediği gerçek oldu; bu kadar cehalet eğitimle elde edildi.
Fransa’da kişi başına 7, Almanya’da 6, İsveç’te 11, Japonya’da 18 kitap düşerken, Türkiye’de kişi başına düşen kitaptan söz edilemiyor!
Çünkü Türkiye’de kitap başına 12 bin 89 kişi düşüyor. (*)
Türkiye’de bir yılda basılan kitap Japonya’da bir günde basılıyor.
1946’ya kadar Köy Enstitüleri, halkevleri, tercüme bürosu, MEB’nın tüm Batı klasiklerini yayımlaması gibi uygulamalarla yaşanan okuyan toplum yaratma projesi, feodal toprak ağaları, beyleri ve din bezirgânlarından darbe yedi. Toprak ağası milletvekillerinin Köy Enstitülerinde okuyan öğrencileri kastederek “Bunlar hep kitap okuyor, bunları köylere gönderirsek köylüler bize oy vermezler, bunlar bizi keserler, yöneteceğim kişinin benden akıllı olmasını istemem” diyerek, İnönü’nün Cumhuriyet’in en önemli eseri diye övdüğü Köy Enstitülerini yine İnönü’ye kapattırdılar.
M.Eğitim Bakanlığı’nın yaptırdığı bir araştırmada ise 6 kişiye 1 kitap düşmektedir. Ancak bu araştırmada ders kitaplarının da araştırmaya katıldığını biliyouz.
BATI KİTABA DÖNÜYOR
Batı’da, yazının (kitap okumanın), kişiyi bilgilendirmeden daha önemli bir işleve, beyin hücrelerini çalıştırmak gibi son derece önemli bir işleve sahip olduğu görüldü. Görsel araçlar her şeyi gözler önüne serdiği için beynin yazılanı ya da söyleneni canlandırmak, soyutu algılamak gibi bir çabaya girmesini gereksizleştiriyor. Beyin tembelleşiyor, beyin hücrelerindeki bu tembelleşme “beyin ölümüne” (beynin düşünme, analiz-sentez yapma işlevini yitişrmesi) dek varıyor.
Odaları, tercüme bürosunun kurulması, tüm Batı klasiklerinin Türkçeye çevrilip basılması, Köy Enstitülerinin kurulması hep bu aydınlanma çabalarının ürünü ve araçlarıydı. Bugün geldiğimiz nokta, o zaman bu çabaların ne kadar doğru ve yerinde olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Demokrasi, aydınlanma devrimini tamamlamış okuyan toplumlarda gelişebilir. Dünya okuma haritası bunu son derece net biçimde gösteriyor.
İTO’nun yaptığı en son araştırmaya (satın alma endeksine) göre, Türk halkının satın alma gereksinmeleri listesinde kitap 86. sıradan 116.sıraya düşmüş bulunuyor. Batı ülkelerinde kişi başına en az 7-8 kitap düşerken Türkiye’de kişi başına kitaptan söz edilemiyor bile.
Çünkü Türkiye’de bu “kişi başına” kalıbı ters çevrilmek zorunda. Sıkı durun, inanmak mümkün değil dört yıl önne Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Suha Ertem ‘in yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de 12 bin 89 kişiye bir kitap düşüyor. Yanlış okumadınız, on iki bin seksen dokuz kişiye bir kitap..
Bir rakam daha: Türkiye’de bir yılda basılan kitap Japonya’da bir günde basılıyor…
Ferhat Özen / Eğitimci ve Okuma Araştırmacısı
(*)Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Dr. Süha Ertem’in araştırması,1995.
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: