Herşey yok edildiği gibi “ÇEVRECİLİK’TE ÖLECEK”…


Çevrecilik ölecek

‘Doğanın dilinden göç ettik. İnsanı ezberledik. Kokuları, tatları, bakışları, duruşları, hisleri, kitleleri, diğer canlıları, dağları ve nehirleri okumayı unuttuk. Okuyamadığımız için, tümünü hızla yok ediyoruz.

Doğanın sağlığı, insan sağlığının temel koşulu olarak kabul edilecek. Daha çok insan kendi besinini kendisi yetiştirmeye başlayacak. İnsanlar ‘fittness center’a gitmek yerine şehrin tarlalarında çapa yapacak ve tohum ekecek.

2030 yılına kadar dünyanın modern toplumlarındaki “çevre” algısında devrim yaşanacak. Çevre yakın bir zaman içinde ‘bizim dışımızdaki’ varlıklara atfedilen elit bir değer olmaktan çıkacak. Giderek artan bir ivmeyle doğa ve insanın birbirine bağlı olduğu gerçeği kavranacak. Toplumun küçük bir kesimine atfedilen ‘çevrecilik’ ölecek, onun yerine herkesin parçası olduğu ‘doğa kültürü’ yeşerecek. İnsan, yediği her lokmayı, aldığı her nefesi ve içtiği her damla suyu aslında doğadan aldığını hatırlayacak.

Geleneksel taş, kerpiç ve ahşap mimari doğayla daha uyumlu olduğu için yeniden yaygınlaşacak, betonarme yavaş yavaş tarih olacak. Yaşamsal ihtiyaçlar, giyecek, su, enerji, yerel ölçekte üretilmeye başlanacak. Kırsal yaşam ve kent yaşamı arasındaki sınır eriyecek. Hastaneler ve hastalıklar azalacak. Bu dönüşüm, büyük şirketlerin ve devletlerin değil, bir dizi yerel girişimcinin önderliğinde olacak ve tüm dünyaya yayılacak.

İnternet ve iklim değişikliğinin etkileri bu yaygınlaşmada büyük rol oynayacak. Şirketler ‘çevreci’ görünmek yerine, doğayı koruyan üretim süreçlerinin peşine düşecek. Doğaya saygılı olanlar değil, onu yok edenler parmakla gösterilecek ve ayıplanacak. Temel eğitim anlayışı tümüyle değişecek. Eğitim, yalnızca aklın değil, vicdan ve bedenin de eşit oranda eğitimi üzerine odaklanacak. Bu nedenle aile içi eğitim daha ön plana geçecek. Türkiye, henüz kırsaldan geçişini tamamladığı için dünyadaki bu değişime büyük katkı koyacak ve belli alanlarda öncülük edecek. İnsanlar mutlu günlerini doğa bayramlarıyla kutlayacak.

KELİMELER ZİNDANI

Hangi kelime sıcak bir gülüşün yerini tutar? Hangi cümle bir nehir gibi işitilir? Hangi mesaj aşkın dokunuşu kadar beklenir? Hangi kitap kopyalanmaz?

Bu macera biz altı yaşlarındayken başlar. Sokak gider, sıra gelir. Top oynamak biter, yazı gelir. A, B,C, alfabenin 29 harfi. Derken heceler, kelimeler. Cümleler. Ne olursa bundan sonra olur. Öğrenilen her cümle ve içindeki her bilgi yavaş yavaş içimize işler. Her biri, doğamızdan bir parça götürür. Altı yaşından üniversiteden mezun olana kadar hiçbir şey üretemeyiz. Sabah sekiz, akşam beş. Hep aynı hareket. Sonuç: Sıraya yapışmış bir beden. Rekabete yenik düşmüş bir vicdan. Bilgi çöplüğüne dönmüş bir akıl.

Doğanın yarattığı bir varlık bundan daha fazla doğasından arındırılmış ve yok etmeye hazır olabilir mi? Beden ve vicdanın tecrit edilmesiyle kontrolsüz kalan akıl, artık her duyduğuna ve okuduğuna inanabilir. Beden süslenmesi gereken bir eşyadır, vicdan ise eski zamanların meselesidir. Asıl olan, akıl gücüyle kazanılması gereken paradır. Bedenini kullanarak ekmeğini kazanan köylüler, uzağımızdaki terli ve tozlu kişilerdir.

Akıl zenginlerini doyurmak için tozlandıkları çoğu zaman hatırlanmaz. Sofraya konan salata ve meyvedeki emeği hiç kimse konuşmaz. Onun yerine, ezen cümleler için savaşılır. Yaşamı kelimelerin arasına hapsetmiş olmanın ağır sonuçlarını hemen her zaman görmezden geliriz.

Daha çok konuşarak, televizyonla uyuşarak, fitness salonlarına yazılarak veya enerji haplarına servet yatırarak sorunu çözmeye çalışırız. Ancak bir türlü sonuç alamayız. Beden ve vicdanın tecrit edilmişliği, bizleri bir türlü rahat bırakmaz. Sema gösterileri, içimizi hoş eder.

Çünkü orada yok ettiğimiz doğamızı, vicdanı ve bedeni mutlak uyum içinde görürüz. Greenpeace?in eylemleri konu ne olursa olsun hep haber olur.

Toplum, bedenini ve vicdanını korkmadan harekete geçiren eylemcileri gıptayla izler. Bir an için bile olsa kendini onların yerine koyar. Rahatlar. Kadınların kendilerini buldukları dönüm noktası anne olmalarıdır. Nihayet erkeklerin yorucu dünyasından ?izin? alarak unuttukları beden ve vicdanlarıyla baş başa kalırlar.

Doğanın dilinden göç ettik. İnsanı ezberledik. Kokuları, tatları, bakışları, duruşları, hisleri, kitleleri, diğer canlıları, dağları ve nehirleri okumayı unuttuk. Okuyamadığımız için, tümünü hızla yok ediyoruz. Kırgın kelimeleri duyuyoruz da, onlardan evvel gelen uzak bakışlara tepki vermiyoruz. Gazetelerde ?Nehirler boşa akıyor? diyene inanıyoruz da, Dicle’nin sesini duymuyoruz. ? Mesaj göndermedin? diye kızıyoruz da, hasret yüklü bir kucaklaşmayı bekleyemiyoruz. Kitapları bir hazine gibi saklıyoruz, ama yazılmış ve yazılacak tüm kitapların tek suretlik kaynağını, doğayı, el birliğiyle yok ediyoruz. Kelimeler zindanı, bizim zindanımız. Yok mu içimizde bu zindandan kendini kurtaracak bir yiğit?

 

GÜVEN EKEN / Doğa Derneği Genel Müdürü / Yasam 15.07.2008 – C

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: