Arşiv

Posts Tagged ‘Yahudi’

Nereye Gidersen Git…

Amin Maalouf

KENDİNİZİ NASIL TARİF EDERSİNİZ?…

01/12/2008 1 yorum

Israrla laiklik diyorum…

Kişinin görüşlerine inanması, hararetle savunması iyidir çoğu zaman. Eğer bir irade ortaya koymaz, üzerine düşünüp, savaş verip, bir anlayışın ardından gitmezseniz başarılı olma, devrim yapma olanağınız yoktur. Ancak yine aynı kişi; bir başkasının da kendi kadar haklı olabileceğini, savunduğu fikirlerin doğruluğundan kuşku duyarak kavrayabilir. Açayım…

Üniversitede ders verdiğim öğrencilere sordum; ‘Kendinizi nasıl tarif edersiniz?’ diye. İlkin bir bocalama olduğunu gördüm. Genç insanlar hangi kimliklerini öne çıkaracaklarını, aidiyetlerini hangi kavramlar üzerinden oluşturduklarını dillendirmekte ikirciklik yaşadılar. Aşırı siyasallaşmış ortamlarda bireylerin kendilerini ilk olarak bu kimlikleriyle ortaya koymak istedikleri açık. Ama bunu toplum içinde, yüksek sesle yapmak hâlâ cesaret işi…

Bir iki öğrenci ‘müzisyenim’, ‘rockçıyım’ diye vaziyeti idare etti. Sosyalist dili içselleştirmiş birkaç kız öğrenci ‘kadınım’ dedi. Yazık ki, kolaycılıkla ve ezberle durumunu tanımlamaya çalışan birkaçı ‘Atatürkçüyüm’ deyiverdi. Türban taktığını bildiğim bir kız öğrenci ‘Müslümanım’ dedi önce, ardından ‘Kürdüm’ diye ekledi. Sesi isyankâr ve siyasal iklimden kaynaklı güvenli, güçlüydü…

İki Yahudi öğrenciden biri ‘Siyonistim’ dedi, diğeri sessizliği yeğledi. Kıyamet buradan koptu. Gördüm ki; hemen her ortamda, İsrail imgesiyle özdeş algı öfkelendiriyor. Tartışma her ne kadar derin ve demokratik olamadıysa da, kimi gözlemler yapma olanağı verdi. Öğle yemeğini birlikte yiyen, okula beraber gidip gelen, belki sevgili olan bu gençler; aynı havayı soluduklarını hızla unuttular. Haklılıklarından emin biçimde, karşılarındakini duymaksızın öfke sözlerini ortaya döküp, saçtılar…

O gün gördüm ki toplumsal kutuplaşma olgusu, tartıştığınız konunun ne olduğuyla ilintili olarak değişiyor. Söz gelimi, siyasal İslamcı olan biri ile bir Kemalist, İsrail söz konusu olunca aynı safta yer alabiliyor. Ya da Kürt sorunu tartışıldığında sosyalist bir kız, türbanlı arkadaşıyla aynı yerde durabiliyor. Ancak türban söz konusu olup, iktidarın oyuncağı ve simgesi olarak önüne konunca, aynı kız, bu dayatmaya direnip muhalif bir dili yeğliyor.

Günün üzücü verilerinden biri Kemalist gençlerin siyasete yönelik derinleşme sorunuydu. Resmi öğretinin onlara sunduğu düşünsel konfor, toplumsal dokuya yönelik yeni fikirler edinmelerinin önüne set çekmişti. Tartışmayı derinleştirdiğimde, dahası farklı konumlardan gelen ve hak savaşı verdiğini dile getiren arkadaşları direnç gösterdiğinde, ya geri adım attılar ya da yasakçı bir dili seçtiler.

Kaç zamandır yeni bir öğretiye doğru yönelen küresel siyasal ortamın, ne tür yeni kavramlar ortaya koyacağı üstüne düşünüyorum. İlginçtir; bu postmodern süreç ya da kapitalist evrim süreci, bana yeniden ve inatla modern kavramlara dönmem gerekliliğini anımsatıyor. Öğrencilerin karmaşık düşün yapısı ve ruhsal açmazları da, bir berraklaşma gereksinimini ortaya koyuyor. Eğer modern toplumsal önermelerin doğru dürüst ve yerli yerinde olan; örneğin insan hakları, eşitlik gibi kavramların yücelmesini sağlayamazsak, daha dindar ve ırkçı toplumların olacağı endişesini taşıyorum.

Kimilerinin, yahu milliyetçiliğin temeli zaten ulus-devlet değil mi, dediğini duyar gibiyim. Ya da Nazi Almanya’sını anımsatmak için sabırsızlananlar olduğunun farkındayım. Ancak üzerinden geçtiğimiz iktisadi krizin, tüm konumları sorun haline getireceğini, buradan da yine ulusal yapıların güçlenerek çıkacağını sezdiğim için, benimki bir tür önlem çağrısı. Diyeceğim; henüz dünyanın Marx’ı keşfettiğini söylemek, paylaşım yöntemleri üstüne umutlanmak için erken…

Geldiğim nokta, çok daha koyu bir laiklik öneriyor. ABD’nin “Tanrı bizimle birlikte” diye kısaltabileceğimiz dindar saldırganlığının dünyayı nasıl kana buladığını gördük. Bir başkanın Tanrı tarafından görevlendirildiğine inanması, koca bir halkın da bunun peşine düşmesi kolay açıklanabilir değildir. Kuşkusuz vaat edilmiş toprakların peşinden koşan nicelerini de biliyoruz. Ya da cihat peşinde ömür tüketenleri…

Laiklik bugün her zamankinden önemli… Kimi sosyologların, siyaset bilimcilerin yeni bir durum diye söz açtıkları bu süreç; vahşi, saldırgan, güdüleriyle davranan ve insan aklının üstünde güçlere inanan bireyler yaratmakla meşgul!

Diyeceğim; fikirlerini çok seven, meşruluğundan, haklılığından ve değişebilir olduğundan kuşku duymayan insanlar hangi düzende yetişiyorsa, o yapı çökmeye yazgılıdır. Bir başka deyişle, dinsel bir öğreti, milliyetçi vurgular, hamasi bir dilin içinde boğulmaya tutsaktır. Buradan demokrasi adına sahici bir çoğulculuk bulmak olanaklı değildir. Demek ki laiklik düşünmek için olmazsa olmaz bir kavram olarak önümüzde durmaktadır.

İmanlı gençler nerede yetişirse yetişsin, özgürlüğün önünde engeldir.

Ben modernizmi yeniden düşünüyorum.

Enver Aysever…

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: