Richard Dawkins / Ataların Hikayesi…


Dört milyar yıllık evrim yolculuğu…
Richard Dawkins’in ödüllü popüler bilim kitabı ‘Ataların Hikâyesi’, yaşamın kökenine doğru bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Hikâye ilerlerken kırk farklı randevu noktasında diğer organizmalarla karşılaşıyoruz, onları tanıyoruz, evrendeki yerlerini anlıyoruz; ta ki bütün canlıların ortak atası öbakterilerle karşılaşana dek Evrim teorisi yaklaşık yüz elli yıldır insanoğlunun düşüncelerini biçimlendiren, sosyolojik, politik, felsefi tartışmalara neden oluyor. Biz de yıllardır evrim hikâyelerini okuyoruz, dinliyoruz. Bu o kadar ilginç bir hikâye ki ve elde edilen bulgular eşliğinde öyle bir evrimleşiyor ki, yeniden yeniden anlatılmasında ve bizim tekrar tekrar okumamızda hiçbir sakınca yok. Gen Bencildir, Kör Saatçi ve Tanrı Yanılgısı kitaplarının yazarı, dünyaca ünlü bilim adamı ve düşünür Richard Dawkins’in ansiklopedi olarak da nitelenebilecek ödüllü popüler bilim kitabı Ataların Hikâyesi-Yaşamın Kökenine Yolculuk, Hil Yayınları’ndan çıktı. Evrim teorisine karşı şahsına münhasır bir kampanya yürüten Adnan Oktar, nam-ı diğer Harun Yahya’nın da yasaklama/ sansürleme/ ortadan kaldırma çabaları sayesinde, Dawkins’in kitapları kapış kapış satılıyor ve Ataların Hikâyesi’nin ilk baskısının tükendiği söyleniyor.
Kitap, bilinçli olarak 14. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan İngiliz şair Geoffrey Chaucher’in, hacılardan oluşan bir grubun İngiltere’ye doğru yola çıkmasını anlatan, birbirinden ayrı kısa hikâyelerden meydana gelen, fakat tamamlanmamış kitabı Canterbury Hikâyeleri gibi kurgulanmış. Fakat Richard Dawkins bizi bu sefer, kendi gezegenimizde dört milyar yıllık uzun bir evrim yolculuğuna çıkıyor ve kitabın bir sonu var. Hacılar yerine türler konuşuyor ve evrim sürecinde yaşadıklarını anlatıyorlar. Ayrıca bütün yollar yaşamın kökenine çıkıyor!
Kitap, kronolojik açıdan tersten ilerliyor, şimdiden geçmişe gidiyor. Kırk bölümde incelenen yolculuk boyunca, insanoğlu evrimsel kuzenleriyle buluşuyor. Hikâye ilerlerken kırk farklı randevu noktasında diğer organizmalarla karşılaşıyoruz, onları tanıyoruz, evrendeki yerlerini anlıyoruz; ta ki bütün canlıların ortak atası öbakterilerle karşılaşana dek. Mesela ilk randevu 5-7 milyar yıl önce Afrika’da bir yerde başlıyor, en yakın kuzenlerimiz Bonobo (Pan paniscus) ile karşılaşıyoruz, 1 milyon yıl sonra yine Afrika’da ikinci randevuda gorillerle buluşacağız. İkinci randevuya kadar hacılardan hikâyeler dinlemeye devam ediyoruz ve yaşamın kökenine varıyoruz. Dawkins’e göre, geriye doğru gidildiğinde, nereden başlanırsa başlansın, sonuçta yaşamın bütünlüğünü kutlamak gerekiyor.
Ataların Hikâyesi‘ni okurken sık sık yeni biyolojik kuzenlerle karşılaşılacağınıza şüphe yok.
Darwin’in teorileri işliyor’
Türkiye Bilimler Akademisi kurucu üyesi, Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyesi, Fransız ve Amerikan Jeoloji Dernekleri şeref üyesi, Fransız Fizik Cemiyeti ve …cole Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal madalyası verilen, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük Lutaud ödülü ile taltif edilen, Londra Jeoloji Cemiyeti’nin Bigsby madalyası tevcih ettiği, ABD Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk olan, çok sayıda üniversitede misafir profesörlük yapan, sayısız bilimsel makale ve popüler bilim yazısına imza atan, pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapan Prof. Dr. A. M. Celal Şengör’le; Richard Dawkins’in Türkiye’de geçen günlerde yayımlanan Ataların Hikâyesi kitabı vesilesiyle konuşma imkanı yakaladık.
Richard Dawkins’i farklı kılan nedir?
19. yüzyılın en büyük tartışmalarından biri doğal seleksiyonda kimin seçileceği konusundaydı. Richard Dawkins’e kadar biyologlar ve paleontologlar belli fikirlere sahiptiler. Dawkins bireyin seçildiğini iddia etti. Bir şekilde değişiyorsun ve bu değişiklik yararlıysa yola devam ediyorsun. Neyin seçileceğine gen karar veriyor. Seçilen kendini korumayı başarabilen, çevre koşullarıyla en iyi başa çıkabilendir. Gen kendini korumak için ne gerekiyorsa yapacaktır, dolayısıyla ‘Gen Bencildir’! Gen organizmayı umursamaz. Organizmayı ancak, organizma o gen ile hayatına devam ediyorsa ve nesiller boyunca devam edecekse umursar. İkisi de, evrimci olmasına rağmen bilimsel açıdan Dawkins’in düşmanı olan Stephen J. Gould ise seçilenin popülasyon olduğunu söyler. Ona göre evrimin bu şekilde işlemesi mümkün değildir, çünkü o zaman bütün bir popülasyonun ortaya çıkışını veya yok oluşunu, zıplayan evrim eğrisini gözlemleyemeyiz. Jeolojik zaman açısından. Gould ile Dawkins arasında anlaşmazlık buradadır. Dawkins biyolog olarak bakar, hücre seviyesinde genler açısından inceler; Gould paleolontolog olarak, popülasyon açısından.
Hangisi haklı?
Bana göre, iki centilmen de haklı. Ama ikisinin de unuttuğu üçüncü bir faktör var, o da çevre. Darwin ve modern evrimciler, hepsi, çevreyi görmezden geliyorlar. Çoğu çevrenin etkisinden bahsetse de çevrenin bazen korkunç şeyler yaptığını fark etmiyorlar. Örnek olarak, permiyen dönemde (292-251.4 milyon yıl önce) canlı organizmaların yüzde 95’i öldü. Niye olduğu uzun yıllar tartışıldı. Ama şimdi biliniyor. Büyük okyanus anoksik oldu. Toksik gazlar çevreyi öldürmeye başladı. Fakat canlıların yüzde 95’i ölmesine rağmen küresel bir nesil tükenmesi söz konusu değildi. Çünkü mesela yeni Zelanda’daki bazı canlılar ölmediler çünkü uzaktaydılar.
Darwin çevreyi neden dikkate almadı?
Çünkü jeolog Charles Lylell dedi ki; çevre o kadar yavaş hareket ediyor ki, önemi yok. Çevredeki değişim organizmanın değişiminden çok yavaş. Darwin de bunu görmezden gelebileceğini düşündü. Ama yanlıştı. Genellikle şu hata yapılıyor, insanlar sanıyorlar ki devrimi Darwin icat etti. Halbuki o son derece kabul edilebilir ve belgelenebilir bir mekanizma buldu. “Güçlü olan hayatta kalır,” fikri daha ilk ortaya atıldığında bile, biyologlar için bir sorun yoktu, jeologlar ve Lyell’ın takipçileri de Darwin ile hemfikirdiler, çünkü onlara göre yerküre çok yavaş ve düzensiz şekilde evrimleşiyordu ve küresel olaylar yoktu. Fakat Paleontologlar bu görüşe katılmadılar. Çünkü eğer Darwin haklıysa biyostratigrafi hiçbir işe yaramamalıydı. Halbuki işe yarıyordu, her katmanın kendi karateristik fosiileri vardı. Hem de ilk defa İngiltere’de William Smith tarafından kullanılmaya başlanan bu terminoloji, Arjantin, Avustralya, Asya’nın göbeğinde kullanılabiliyorsa, küresel düzeyde olaylar yaşanıyor olmalıydı, aksi takdirde eldeki verilerin hiçbir anlamı kalmıyordu.
Peki sizce durum ne?
Darwin’in haklılığına daha çok inanılmaya başlandı, çünkü günümüz dünyasında suni seleksiyon sayesinde köpek ve at ırkları yaratabiliyoruz, organizmaları hatta son derece karmaşık organizmaları değiştirebiliyoruz. Bu da demektir ki Darwin’in teorileri işliyor, ancak onun sandığı kadar yavaş değil. Darwin ayrıca İngiltere’deki erozyonların oranlarını da incelemişti ve mesela Kretase’nin 300 milyon yıl önce yaşandığı sonucuna varmıştı. Oysa ki onun tahmininden çok daha genç idi. Darwin’in zaman tahminleri biraz fazla cömert.
Türkiye’nin evrim teorisiyle gerçek bir sorunu var mı? Harun Yahya nereden çıktı?
Amerika bir dönem, Rusya çevresinde yeşil kuşak oluşturma ve Türkiye, Yugoslavya, İran gibi ülkelerde Müslüman irticacılar yaratmak için büyük paralar harcadı. Rahat yaşamak ve zenginlik için dini kullanan bir fırsatçı olarak Harun Yahya bu akımın kuyruğunun ucunu yakaladı. Mezhep yaratmak istiyordu. Bu işi zaten Amerika’dan öğrenmişti. Cahil insanlarla bu iş çok kolay. Zengin ailelerle işe başlayarak bir anda parladı. Darwinizim ilk darbeyi Özal döneminde aldı. Çünkü Özal ilk gerçek dindar cumhurbaşkanımızdı. Daha önce de inanan yöneticiler olmuştu ama o gerçek anlamda tarikat altyapısından geliyordu. Onun döneminde Milli Eğitim bakanı olan Vehbi Dinçerler Türk eğitim sistemine, Darwin’e rakip görüş olarak yaradılışçılığı sokup müfredatı değiştirdi. Sadece küçük bir paragraftı ama yeterliydi. Müslümansan akıllı tasarımcı olman gerekiyordu. Yahya’yı ilginç yapan, gelişmemiş bir ülke olan Türkiye’de Darwin ile ilgili hiçbir sorun yaşanmazken, bunu yaratmayı becermiş olmasıdır.
Peki bunun arkasında kim var, kim finanse ediyor, belli ki o sadece bir figür, piyon. Birinin veya ortak çıkarları olan bir grup insanın onu finanse ettiği açık.
‘Adnan Oktar bir bilim fırsatçısı’
Yıllardır Sir Charles Darwin’in doğum günü olan 12 Şubat, Darwin Günü olarak kutlanıyor. Gelecek yıl, doğumunun 200. yılı şerefine birçok etkinlik gerçekleşecek. Ödüllü gazeteci Andrew Marr tarafından sunulacak üç bölümlük bir belgesel için BBC çoktan kolları sıvadı bile. Darwin’in fikirlerinin biyolojinin ötesine geçip kendimizi, çevremizi ve gezegenimizi algılayışımız nasıl değiştirdiğinin anlatılacağı belgeselin açılış ve kapanış sahneleri Türkiye’de geçecek. Bilim ve teknoloji konusunda uzman araştırmacı gazeteci Samuel Cronin de belgesel için çalışmalarını sürdürüyor.
Bizde gelenektir, güç odaklarındaki isimler ihtilafa düştüğünde kamu önünde (canlı yayında) tartışırlar, Dawkins de böyle bir şey düşünmüş olabilir mi hiç?
Adnan Oktar bir bilim fırsatçısı. Bilimdışı iddialarını kendi fikirlerine uyan kimi gerçeklerle harmanlayıp kendisini fazla sorgulayamayacak saf okuyucuları hedefliyor. Toplumdaki statüsünü artırmak için kendini gerçek bilim insanlarıyla özdeşleştirmeye çalışıyor. Dawkins’in bu tarz yaradılışçılarla ve fikirlerle tartışmama politikası var. Çünkü böyle kimliklerin gerçek bilim insanlarıyla eşit düzlemde görünmesi akıldışı.
Dawkins’in ateistleri seslerini yükseltmeye çağırdığı ve insanları rasyonel düşünceye çağırdığı OUT kampanyası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tanrı’ya inanmadığını açıkça söylemek isteyen insanların sayısı her geçen gün artıyor. Dawkins, Christopher Hitchens, Dan Denet ve Sam Haris gibi yazarların kitaplarının buna katkısı yadsınamaz. Laik bir bakış açısının korunabilmesi ve gerektiğinde güçlü köktendinci gruplara karşı koyabilmek için çok önemli.
Ateist misiniz? Bir ateist olarak Dawkins bazen Tanrı kelimesini fazla kullanıyor olabilir mi?
İnanmadığım bir şeyle tanımlanmak istemem. Agnostik veya aferist de değilim. Sanırım yeni bir terim bulmak gerek. Dawkins’in çalışmalarını desteklememe rağmen, yaklaşımının daha çok Tanrı konusunda kafası karışık insanlara yönelik olduğunu söyleyebiliriz. Bilimin açıklayıcı gücünün okullarda ve medyada duyurulması son derece önemli.
Richard Dawkins’in Türkiye’de başına gelenler
Tüm dünyada düşünceleri ve kitaplarıyla tartışma yaratan Dawkins’e Türkiye’de birtakım yasaklamalar getirildi. Richard Dawkins, Tanrı Yanılgısı kitabı nedeniyle dava konusu olmuştu. Dawkins’in kitabını yayımlayan Kuzey Yayıncılık’ın sahibi Erol Karaaslan, geçen Mart ayında, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla dava edilmiş, ancak mahkeme, “kitap yasaklamanın düşünce özgürlüğünü özünden sınırlayacağını” belirterek Karaaslan’ın beraatine karar vermişti.
Günümüzün ünlü evrim teorisyeni ile iligili en son gelişme ise profesörün www.richarddawkins.net adresindeki internet sitesine 10 Eylül 2008 tarihinde Türkiye çıkışlı sunucularda yasak konulması oldu. Siteye girenler “Mahkeme kararıyla erişim engellenmiştir” ifadesi ile karşılaşıyor. Ancak Dawkins’in sitesinde, kapatılan diğer sitelerde olduğu gibi yasak kararının hangi mahkeme tarafından ve kaç no’lu kararla verildiğine dair bir ifade bulunmuyor.
Evrim mi yoksa yaradılış mı?
ZEYNEP HEYZEN ATEŞ
Bush hükümetinin Amerikan edebiyatına pek çok etkisi oldu. Komplo teorilerini içeren kitapların sayısında patlama yaşandı, bir karşı tepki olarak ‘ötekini anlamaya yönelik’ inceleme ve araştırmaların sayısı arttı ve politik biyografilerde muhafazakâr kanat lehine ciddi bir artış gözlemlendi. Ancak sıra evrim tartışmasına geldiğinde ciddiye bile alınamayacak kadar küçük etkilerdi. Sonuçta bilim adamlarının geriye doğru çok korkutucu bir adım olarak gördükleri bu muhafazakârlaşma beraberinde kendi külliyatını da getirdi ve Darwin tartışması nicelik olarak edebiyatın merkezine oturdu. ABD’de son beş yılda yayımlanan kitapları şöyle bir taradığınızda önceki yıllara nazaran en büyük artışın ‘evrim mi yoksa yaradılış mı’ diye özetlenebilecek kitaplarda olduğunu görürsünüz.  Ve pek çok popüler alanda olduğu gibi bu alanda da slogan kitaplar, para kazanmak için yazılmış kitaplar ve ciddiye alınması gereken kitaplar var. Oxford Üniversitesi öğretim görevlilerinden, evrim biyolojisi uzmanı Richard Dawkins bu tartışma içinde ciddiye alınması gereken kitaplar yazan isimlerden.
Nairobi Kenya doğumlu Dawkins 1976’da genler üzerine yazdığı Gen Bencildir adlı kitapla ün kazandı. Hatta kitabın evrim sürecinde genlerin değişimine açıklık getirerek genlere yönelik bugünkü popüler bakışın temellerini attığını söylemek mümkün. 1982’de yazdığı ikinci bir kitapla da evrimin sadece organizmalarla sınırlı kalmadığını söyleyen özgün bir tez ortaya atarak dikkatleri yeniden üzerine çekti. Sonuçta da özellikle İngiltere’de yukarıda bahsi geçen tartışmanın evrim tarafını savunan en önemli isimlerden biri haline geldi. Öyle ki Darwin’in ateşli bir savunucusu olduğu için “Darwin’in bulldogu” denilen Thomas Huxley’e ek olarak Dawkins’e “Darwin’in rottweilerı” denmeye başlandı bu lakap aynı zamanda Tanrı’nın Rottweilerı olarak anılan Kardinal Ratzinger’a (Papa Benedicto XVI) göndermeydi de.
Kendisini “ateist, hümanist ve şüpheci” olarak tanımlayan Dawkins, Yaradılış hikâyesinden daha çocukken şüphelenmeye başlamış. İlerleyen yıllarda kilisenin ahlaklı olmayı değil dogmaları öğretmesini yanlış bulan yazar bilime ve yanıtları bilimde aramaya yönelmiş. Bu süreçte de hayatındaki iki önemli insanla tanışmış: İleride yakın arkadaşı olacak olan Douglas Adams ve Adams sayesinde tanıştığı Doctor Who dizisi oyuncularından -sonradan evleneceği- Lalla Ward. (Kendisine bir röportajda “Atestim derken agnositiğim demek istiyorsunuz, değil mi?” diyen gazeteciye “Hayır ateistim demek istiyorum” yanıtını veren ve agnostik lafının politik açıdan doğru davranma yolunda atılan aptal bir adım olduğunu söyleyen Adams da din-ateizm tartışmalarının ateşli isimlerinden biriydi.) Bir süre akademik makaleler dışında sessiz kalan ve başta ABD olmak üzere çeşitli konferanslar vermeyi tercih eden Dawkins sonunda dayanamayıp bir kitap daha yazdı: Tanrı Yanılgısı.
Tanrı Yanılgısı’da köktendinciliğin tehlikeleriyle ilgili sert ve kaliteli pek çok uyarı var ama bazı yerlere kullandığı dil, sanırım hedef kitlesinin de etkisiyle, kabalaşabiliyor. Yazar cehennemle insanları korkutan vaizlerle dalga geçerek ya da dini savunan bilim adamlarını eleştirerek, sonuçta bu konuyla ilgili herkesi bıçak altına yatırıyor. Son yıllarda soykırımı bile haklı çıkarmaya çalışan insanlar türediğini de hatırlatan Dawkins hâlâ tehlikeyi kavrayamadığımızı belirtiyor. Kitaptaki bazı bölümler, yandaşlarının dahi tepkisini çekecek kadar saldırgan. Ama Dawkins de bilim adamlarının ya da düşünürlerin, yazarların, politikacıların  ‘orta yolu bularak’ ya da ‘özenle maskelenmiş kelimeler kullanarak’ işleri daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramadıklarını söylüyor. Bunu en güzel açıklayan belki de 2006’da konuyla ilgili bir röportajda verdiği yanıt: “Pek çoğumuz dini zararsız bir eğilim olarak değerlendiriyorduk. İnsanların bir şeylere inanmaya ihtiyaçları vardı ve bu ihtiyacı dinle gidermelerinde ne sakınca olabilirdi ki? Ama 11 Eylül her şeyi değiştirdi. Ortaya konulan inanç zararsız bir eğilim değil, tehlikeli bir eğilim, bir saçmalıktı. Tehlikeliydi çünkü inanç başkasını öldürmekteki ahlaki yanlışlığı, kendilerini öldürmekteki ahlaki yanlışlığı ortadan kaldırıyordu. Hangi din söz konusu olursa olsun, artık inancın tolere edilmesi gereken bir ihtiyaç olduğunu düşünmek gibi bir lüksümüz yok.” Safsata ve gerçek
BETÜL ÇOTUKSÖKEN 
Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği, günümüz dünyasında, bilim-bilim olmayan ekseninde gittikçe keskinleşen tartışmaları ayrıntılı bir biçimde bir araya getiriyor. Kitaptaki yazıların göz önüne serdiği durumdan anladığımız ise temelde şu: Bilime, bilimsel bilgiye karşı çıkanların bile ‘sözde bilim’ kavrayışı içinde yine ‘kendilerince bilimsel’(!) olmaya çalışmaları. Ancak en tehlikeli olan da bu; çünkü ‘bilimmiş’, ‘bilimselmiş’ gibi görünüp, özellikle genç beyinleri hükmü altına almak, gelecek açısından tehlikeli görünüyor.
Bilimin Safsataya Ya
nıtı, Yaratılışçı İddialara ‘Bilimsel’ Kılıf Çabası: Akıllı Tasarım, Yaratılışçılığın Küresel Merkezi: ABD, Sonsöz Bilim İnsanlarında: Evrim Kuramı Yok Sayılarak Bilim Yapılamaz başlıklı dört büyük bölümden oluşan yapıtta sözde ‘yeni’ kavramların, kavramsal ayrımların oluştuğuna da dikkati çekebiliriz. Bunların içinde en çekici kavram ‘akıllı tasarım’. Bu kavramı yaratanların, insansal özellikleri ya da var olduğu düşünülen insansal öznitelikleri doğaya, Tanrı’ya yüklemeyi amaç edindiklerini söyleyebiliriz. Yönelmişliği, her edimin ardında yer aldığı düşünülen insani amaçsallığı, insan olmayana da yüklemeyi, genel düşünme, açıklama, anlama ekseni olarak kurgulayan bu yaklaşım, bir süre sonra ne denli çözümsüz bir noktaya geldiğini fark edemiyor. Her şeyin kutsallaştırıldığı, belli, sabit, değişmez bir özle yaratıldığı kavrayışıhiçbir zaman bilimle, bilgiyle bir tutulamaz; bu türden belirlemelere kimi insanlar ancak inanabilirler. Bilgiyle, inanç; bilmeyle inanma arasındaki fark da tam bu noktada ortaya çıkar. Bilimsel bilgi de içinde olmak üzere her türlü bilgi, insanlığın ortak üretimidir. Kültürün önemli bir boyutu bilginin toplumsal, tarihsel, ekonomik, siyasal yanı, ayrı ayrı incelenmesi gereken yanlardır. Özellikle bilgi-ekonomi ilişkisi, küreselleşmenin geldiği bu noktada özenle üzerinde durulması gerekendir. Yaratılışçılar öyle anlaşılıyor ki bunu da çok iyi kullanıyorlar. Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği, bu noktaya ilişkin ilginç saptamalar var.
  1. ucnoktaaforizma
    07/10/2008, 14:20

    Gen Bencildir, Kör Saatçi ve Tanrı Yanılgısı’nın yazarından, evrim hakkında bugüne dek yayımlanmış en anlaşılır, en sürükleyici kitap…

    Yazmaktaki yeteneği, İngiliz kültürünün zamanımızdaki en büyük ustalarına verilen Shakepeare Ödülü’yle taçlandırılan, çağımızın dünyada ve Türkiye’de en çok okunan biliminsanı Richard Dawkins, Ataların Hikayesi’nde yaşamın dört milyar yıla yayılan evrimini anlatıyor. Hayatın büyük hikayesi, günümüz insanından ve türlerin zamanımızdaki muazzam çeşitliliğinden başlayıp geriye doğru ilerleyen, her birini ayrı bir türün dillendirdiği elliden fazla ara hikayeyle yeryüzünün ilk canlısına uzanıyor.

    “Günümüzde, konusunu, uzmanlık alanının dışında kalan okura bu derece berrak ve ışıltılı biçimde açıklayan başka biliminsanı yok.”

    John Corwell – Sunday Times
    “Ataların Hikayesi, okuyanda dünyayı taptaze, çoşkulu bir gözle gördüğü duygusunu uyandırıyor.”

    Robert Hanks – Daily Telegraph
    “Darwin’in yapamadığını, Bay Dawkins yapıyor… Muhteşem bir hikaye anlatıcısı!”

    New York Times
    “Dawkins eşsiz. Kimse bilimi böyle heyecan verici, böyle ilginç, böyle anlaşılır kılamaz. Daha önce böylesinin yapılabildiğini sanmıyorum. Keşke Stephen Hawking, onun anlaşırlığının onda birine sahip olsaydı.”

    Jonathan Gathorne – Hardy, Spectator
    “Dawkins’in yazdıkları, tam bilimin dramasını yakalayan türden. Metaforlar, tutkulu tartışmalar, iğneleyici bir mizah, renkli örnekler ve kurduğu beklenmedik bağlantılarla, yazım tarzı büyüleyici olabiliyor.”

    John Cleese – San Fransisco Cronicle
    “Daha önce okuduğum hiçbir kitap, evrimin sonsuzca uzun çağları boyunca meydana gelen değişimler hakkında, bende böyle başdöndürücü, dolaysız bir enginlik ve yabancılık duygusu uyandırmamış ya da yaşamın bütün öğelerinin birbirleriyle bu kadar derinden bağlı olduğunu bana hissettirmemişti.”

    Robert Hanks – Daily Telegraph
    “Dünyayı keşfetmeye yeni başlayan tüm genç insanlara verilmesi gereken bir kitap. Onlarda merak ve hayranlık uyandıracak ve onlara tüm büyüsü içinde dünyanın tükenmez olduğunu gösterecektir.”

    Anthony Daniels – Sunday Telegraph

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: