Seçime Doğru (1) CHP…


chp ve seçim2011 Haziranı’nın ilk haftasında seçimler yapılacak. Yani kasım, aralık, ocak, şubat, mart, nisan, mayıs.. 7 ay kaldı. Seçimler başlamıştır! Türban yolunun da önü-arkası, gerisi-berisi açıldı.
Eğer ülkede olağanüstü bir siyasal ve ekonomik olay olmazsa, AKP seçimleri kazanacak ve üçüncü iktidar dönemine başlayacak.
5-6 ay kadar önce AKP’nin oyları yüzde 35’lerin altına inmişti, 29-35 aralığında seyrediyordu. Referandum rüzgârı ile 40’ların üzerine çıktığı anlaşılıyor. Sadece referandum değil tabii ki burada etken. Ekonomi rüzgârı var arka planda. Referandumu etkileyen de esas ekonomik durumdur. AKP’yi batıracak olan da iktidar yapacak olan da ekonomik durumun gidişatıdır. Üst kültürel/siyasal yapılanmalar, söylemler, her zaman ikincil-üçüncül-dördüncül etkenlerdir.
***
Peki ekonomi iyi mi? Esas olarak hayır ancak dünyaya kıyasla bu işi iyi götürüyorlar. Finans dünyasının 2001’deki büyük çöküşten sonra yeniden yapılandırılmış olması, iktidarın krizi epey ayakta geçirmesine olanak sağladı.
RTE “kriz teğet geçti” derken dünya krizinin esasta mali kaynaklı olması ve Türkiye’de banka ve finansal kurumların ayakları üzerinde kalması açısından, haklıydı.
Seçim sonuçlarında esas etken olacak ekonomiye kısa bir bakış:
1) Ekonomi, büyük fotoğrafa bakıldığında, hızlı bir gelişme içinde. Oldukça yırtıcı bir iş dünyası oluştu. Dünya pazarlarına saldırıları başarılıdır.
2) Ekonominin en büyük hastalığı, büyümenin esas olarak dışarıdan gelen yakıtlarla ateşlenmesidir. Yani, dış borçlar, bunun yanı sıra hammadde-yarı mamul madde ve elektronik ve makine ithalatı, ekonomiyi büyüten ana motorlardır.
3) Büyümenin her türlü dışalıma/girdiye olan bu bağımlılığı, dışalım-dışsatım dengesinde büyük açıklar yaratıyor, döviz gelirleriniz giderlerinizi asla karşılayamıyor, ekonomiyi kırılgan kılıyor. İktisatçıların dilindeki “cari açık” tehlikesi budur.
İşte Türkiye ekonomisinin temel yapısal sorunu. Yani ekonomik büyümeyi, dış-iç pazar kaynaklarının dengesi içinde gerçekleştirememek. AKP bu sorunun aşılmasında temelde bir dönüşüm gerçekleştirmedi.
4) Türkiye ekonomisindeki temel yapısal dönüşüm, Türkiye sanayisinin orta ve yüksek teknoloji mal ve hizmet üretimine geçmesi ile gerçekleşebilir. Bu ürünlerin dış satımdaki payları yüzde 10-20’lere çıkarsa, Türkiye bağımlı yapıdan ve güçlü ekonomilerin sömürü pazarı olmaktan çıkabilir. Ama, AKP’den bu yönde bir politika gözükmüyor.
***
AKP seçime yüksek bir ekonomik genişleme ile gidiyor. Müthiş bir sermaye akınına uğramış durumda ülke! Özellikle ABD’nin sürekli dolar basarak mali genişleme politikası izlemesi sonucu, ülke dolara boğuldu.
Dolar ucuzlamakta, TL’nin değeri artmakta.
Bütün dünya ABD’nin bu politikasına karşı, sıcak paranın ülkeye giriş-çıkışını engelleyecek önlemler alıyor. Çünkü, paralarının değerlenmesini istemiyorlar. Paranın değerlenmesi, dışsatımı zorlaştırıyor, dünya piyasalarında mal ve hizmetleriniz pahalanıyor, dolar ucuzladığı için iç piyasanız yabancı ülkelerin mallarıyla doluyor, yerli üreticiniz bu defa kan ağlamaya başlıyor. Rekabet edemiyor.. Dışsatımınız geri kaldığı için de cari açığınız büyüyor..
Ama..
AKP 7 ay boyunca, dışarıdan gelen bol para ve mal ile piyasayı canlı tutacak. Finansmanı karşılayacak. Kısa vadede para sorunları yok. Bu arada, dışarıdan gelen müthiş bir ekonomi pohpohlamaları da, seçmen nezdinde işin cilası oluyor…
Yani baktığınızda, AKP seçime kadar ekonomik yeni bir sorunla karşılaşmadan bu işi götürecek gibi.
***
7 aylık sürede AKP için olumsuz yönler:
• İhracatçı pahalı TL karşısında çok önemli sıkıntılara girmeye ve malını dışarıya satamamaya başladı. Burada sıkıntı büyüyecek. Küçülme ve işçi çıkarma olabilir. İşsiz sayısı düşmez, artar!
• Tarımsal üretici kesiminde de (hayvancılık vb.) sıkıntılar artar.
• Dünya ekonomisinde bu süre içinde bir ikinci kriz gerçekleşme olasılığı, iktidarı yeniden sıkıntıya sokar.
Ama cemaat ve seçim yardımı, Türkiye’nin muhafazakârlaştırılması, yargının ele geçirilmesiyle iktidar yolsuzluklarının örtbas edilme olanaklarının artması, yeşil kart ve sağlık uygulamalarında kesenin ağzının açılması, din-iman propagandası ile AKP, işler böyle giderse, tek başına iktidar kuracak kadar seçimleri alır.
AKP yıpranma kayıplarını da, MHP’den ve Kürtlerden epey oy alarak kapatacak. Her iki örgütü de mezara gömme çalışmaları içinde! Kürt meselesini idare edecek. Seçim sonrası da ümüklerini sıkar artık…
Peki CHP ne yapabilir?
___________ Orhan Bursalı / Cumhuriyet
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: