Cevreci Değerlerin Piyasa Kapitalizmi Karşısında Hiç Şansı Yok…


“Çevreci değerlerin piyasa kapitalizmi karşısında hiç sansı yok!”

Bu görüşü savunan Gus Speth.. Kendisi Yüksek Mahkeme’den Beyaz Saray’a uzanan süreçte, sürekli ABD’nin çevresel politikasının biçimlenmesine yardımcı oldu. Ancak, işte sorular verdiği yanıtlar…

 

Çevrenin tehlikede olduğunu ilk kez ne zaman fark ettiniz?

12 yaşındaydım. Kuzey Carolina’nın dağlık kesiminde dedem ve ninemle gittiğimiz bir göl vardı. Bir yaz günü göle gittiğimizde bir tabakhanenin atıklarını göle akan bir ırmağa boşalttığını gördük. Göl leş kokuyordu ve suları köpük köpüktü. O görüntüyü asla unutamam.

Ama siz bilim değil, hukuk eğitimi gördünüz..

Evet. Ama hukuk fakültesinin son yılında birkaç arkadaş biraraya gelerek sonradan Doğal Kaynakları Koruma Konseyi adını alan kurumu oluşturduk. Bu kurum kamu yararına kurulan, kâr amacı gütmeyen çevresel bir hukuk şirketiydi. Bugün de müthiş işlere damgasını vuruyor.

Ne tür davalarla uğraştınız?

A.B.D, tüm federal tasarıların çevresel etki değerlendirmesine sahip olmasını zorunlu kılan Ulusal Çevre Politikası Yasası’nı henüz yürürlüğe sokmuştu. Suyla ilgili tasarılardan açık deniz sondajına, bir dizi yıkıcı tasarıya karşı çıkarken bu yasadan yararlandık. Hızlı besleyici reaktör projesinin bile önlenmesine yardımcı oldum.

1977 yılında Jimmy Carter hükümetine katıldığınızda da bu çalışmalarınızı sürdürebildiniz mi?

Beyaz Saray’daki görevim baş çevre danışmanlığıydı ve yıkıcı bir yığın su geliştirme projesini önlemeye çalışıyorduk. Ama beni en çok onurlandıran, 1979 yılından başlayarak küresel ısınma konusunu bastırmamız oldu. Carter bu konuyu çok ciddiye alıyordu, görevde kalsaydı sanırım bu soruna bir çözüm getirirdi. The New York Times’da karbon dioksit yoğunluklarının sanayi öncesi dönemdeki düzeylerin %50 üzerinde tutulması çağrısında bulunduğum bir yazım yayımlandı. Büyük bir olasılıkla kısa sürede bu değerlerin çok üstüne çıkılacak.

Daha sonra BM Kalkınma Programı’na başkanlık ettiniz. Bu durum çevre konusunda büyük bir değişim değil miydi?

Esasen dünyadaki yoksullukla ilgileniyorduk. Ancak, insanların bel bağladıkları kaynakların korunması açısından, konunun belkemiğini çevre oluşturmaktaydı. Savsözümüz “sürdürülebilir insan gelişimi” idi.

Yıllar boyunca çevre konusunda uğraş veren biri olarak, son kitabınızda pek de hoş olmayan bir görüntü sergilediniz. Neden?

Bir ikilemin üstesinden gelmeye çalışıyordum: çevresel topluluk daha güçlü olmasına, maddi açıdan daha çok destek görmesine ve her zamankinden daha da donanımlı olmasına karşın, çevre neden gezegenimizi yok etmenin eşiğine sürükleyecek denli kötüye gidiyordu?

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Çevre politikası ve eylemciliği aşırı güçlü bir sistemin içinde sürdürmeye çalıştığımıza inanıyorum. Bu sistem ne pahasına olursa olsun büyümeyi hedefleyen, şirketlere korkunç yetkiler veren ve dışsallıkla delik deşik olmuş bir pazara körü körüne inanan günümüz kapitalizmi. Bizlerin tüketime içler acısı biçimde teslim oluşumuzun da etkisi var. Çevreci kitle giderek daha güçlü bir biçimde akıntıya karşı kürek çekiyor olsa bile, akıntı da her geçen gün daha şiddetlendiğinden çevreci girişimler yeterince etkili olamıyor. Tek çözüm sudan çıkmak ve olup bitenleri yakından izleyerek günümüz kapitalizmini değiştirmek için neler yapılması gerektiğine karar vermek.

Kapitalizmi gerçekten de değiştirebilir miyiz?

Yalnızca “Dünyanın Eşiğindeki Köprü” adlı kitabımda altını çizdiğim konuların herkes tarafından tartışılmaya başlanması durumunda değişiklik olasılığından söz edilebilir. Çevreci kitle, en azından A.B.D’de, yaşam biçemi ve tüketim söz konusu olduğunda değişimden pek yana değil. Büyümeye ve şirketlerin gücüne karşı çıkmaya pek yanaşmıyor. Bunun için yeni bir politik akıma gerek var.

Böyle bir akımın hedefi sizce ne olmalı?

Günümüz ekonomisi özünde doymak bilmez, acımasız bir sistem. Salt para kazanmak yerine, insancıl değerlerin ağır bastığı hedefleri aşılamak vatandaşların elinde. Ne var ki insanlar el ele vermedikleri sürece, ister toplumsal ister çevresel olsun, çabaları bir işe yaramıyor. Dileğim insanların güçlü siyasal bir amaçta birleştiklerini görmek.

Son zamanlarda böylesi bir “birleşmenin” örneğine tanık oldunuz mu?

A.B.D’de 1960’larda yaşanan yurttaşlık hakları hareketi. İnsanlar bu gibi riskleri almaya istekli olmalılar.

Büyümeden yoksun bir kapitalizmi nasıl kabul ettirebilirsiniz?

A.B.D ekonomisi uzun süredir yılda %3-3,5 oranında bir büyüme sergiliyor. Bu büyüme sürecinde topluma daha iyi koşulların sağlanması ve daha iyi hizmet verilmesi yönünde herhangi bir girişim var mı? Yok. Bu bir tuzak, bir aldatmaca. Yeterince paramız var, ama onu gerektiği gibi harcayamıyoruz. Sonuçta büyüme asıl sorunlarla başa çıkmamızı önlüyor.

Hangi konularda gelişmemiz gerekiyor?

A.B.D’de toplumun karşılanması gereken bir yığın gereksinimi var. Sürdürülebilir endüstri ve teknolojilerin yaratılması, çok daha etkili sağlık koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu konulara ağırlık vermek ve ekonomik büyüme uğruna onları göz ardı etmemek gerekiyor. Devletçilikten yana değilim, ama günümüz kapitalizminin yerine sosyalist dışı bir seçeneği savunuyorum. Halihazırdaki sistemin desteklenmesine harcadığımız miktarın %1’inin onda birini geleceğin araştırılmasına yatırarak ciddi bir gelişme sağlayabiliriz.

Türkçesi Rita Urgan, New Scientist 18 Ekim

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: