Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: “Görülüyorum, Öyleyse Varım”…


facebook'un kitabı...

Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: “Görülüyorum, Öyleyse Varım”
İnsan daima kendini arıyor. İnsan dünya yaşamında çok daralmış bir bilinçle yaşıyor. Ancak özden gelen ışığın farkında olmamak mümkün değil. Bir yanda madde ortamında çok sınırlı bir bilinç, diğer yandan vicdan, gönül dediğimiz mekanizmalar arasında sıkışan insan gerçek kendini kimi zaman sevilmekte, tanınmış olmakta, kimi zaman güzellikte, servette, mevkide veya sanatta, bilimde, iş başarılarında arıyor ve doğaldır ki bulamıyor.
Son yıllarda insanlar kendilerini sanal dünyada aramaya başladı. Facebook da bunlardan biri. Bu konuyu sosyolojik açıdan inceleyen ilginç bir kitap satışa çıktı: “Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: Görülüyorum, Öyleyse Varım”. Kalkedon Yayınevi tarafından çıkarılan kitabın yazarları Tuğrul Çomu, Senem Börekçi, Eser Aygül, Ayşenur Yıldırım, Ali Toprak ve Mutlu Binark.
Kitabın arka kapağında yazarlar şöyle bir açıklama yapmışlar: “Görülüyorum Öyleyse Varım” adlı bu çalışmada, Facebook kullanımına ve Facebook ortamına ilişkin iki farklı çerçeve çizdik. Facebook kullananların mahrem algısının değişmesi, kamusal alanda gözetim ve denetimi nasıl kavrayarak, uyum sağladıkları ile Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarında gelişen iki yeni olgu: Teşhircilik ve muhbircilik. Bu iki olgu, yeni medyanın gündelik yaşam rutini içerisindeki önemli rolünün de yansılarıdır, denilebilir. Yeni medya döneminde dolaşıma sokulan popüler kültür anlatılarında bireye haz veren artık görüntünün egemenliğidir. Görsel olanın egemenliği, beri yandan da sürekli görmeyi ve görülmeyi de doğal ve meşru hale getirmekte, bu iki edimin de birey tarafından kanıksanmasını sağlamaktadır. Görmek isteyen birey mikro iktidar düzleminde toplumsal paylaşım ağlarında eski ve/veya yeni arkadaşlarını gözetlemekte, makro iktidar düzleminde ise bu bireyin sanal uzamda bıraktığı tüm elektronik ayak izleri başta ulus-devletin emniyet güçleri olmak üzere tüm kapitalist örgütlenmeler tarafından da takip edilmektedir. Toplumsal paylaşım ağlarında tıklanan reklamlar, ziyaret edilen arkadaş hesapları sürekli ve düzenli olarak reklamcılık ve pazarlama şirketleri tarafından ayrıntılı olarak kayıtlanmakta ve kişiselleş(tiril)miş reklam kampanyası veya ürün tanıtımı için bu veri bankası kullanılmaktadır.
Yazarlar Facebook kullanılmasın demiyorlar. “Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarını mahrem olgusunun değiştiğinin, ulus-devletin emniyet güçleriyle ve kapitalist şirketlerin reklam ve pazarlama birimleri tarafından veri bankası oluşturma amaçlı gözetlendiğimizin, kendimizin de bizatihi her seferinde başkalarının profillerine, duvarlarına ve görsel paylaşımlarına baktığımızda gözetim ediminde bulunduğumuzun, kendimize de bakılacağını bilerek-tam da bu nedenle “Facebook sahnesi”nde bilerek ve isteyerek belli bir performans sergilediğimizin, görmekten ve göstermekten bir haz aldığımızın farkında olalım” olalım diyorlar. Ve ekliyorlar: “… iktidarın kendini tesis etmekteki başarısı görünmezliğinden ve doğallığından kaynaklanmaktadır. Bu incelik üstüne bir de bireyselleşmenin getirdiği “teşhir” etme arzusu eklenince; yukarıda daha önce söz ettiğimiz iki düzlemli/katmanlı iktidar örüntüsü ortaya çıkmaktadır: makro politik ve mikro politik iktidar. Bu her iki düzlemde kurulan iktidar, son kertede bireyi, kendi varoluş koşullarını denetlemek, değiştirmek konusunda güçsüzleştirir; egemen olan durum tanımları tarafından bireyin özerkliği emilir ve sahne performansı, gündelik rutinlerinin güzergâhı belirlenir. Kamusal alan artık özel olanı da içermiştir: ikili ilişkiler, kaygılar, korkular, sevinçler, acılar, hayal kırıklıkları ve umutlar…”
Yazarlar konuya sosyolojik açıdan bakıyorlar ve bir noktada bizim bakış açımızla da birleşiyorlar. Günümüz insanı kendini şimdi çok daha yanlış yerlerde, çıkmaz sokaklarda arıyor ki kendi varoluşu ile ilgili farkındalığını tamamen kaybedebilir; düşünce gücü emilir yok olur. Bu bir hayal alemidir, bir kaçıştır. Ama dönüşü olmayan bir yol haline gelebilir. Sanal arkadaşlıkların sanal hazları bir uyuşturucu gibi kişiyi egemenliği altına alır ve artık gerçek arkadaşlık, gerçek dostluk olanaksız hale gelir. Halbuki insanın kendini arayacağı yer gerçek dostunun kalbidir. Sanal dünyaya böyle bir sapma, insanın daha yaşarken tam bir teşevvüş haline girmesidir.
Yazarlar Facebook kullanılmasın demiyorlar, ama biz gerçek dostlukları yaratın ki böyle Facebook kullanmak gibi yanlışlıklarla varlığınızı azaba sokmayın, yaşamınızı çöpe atmayın diyoruz.
Lütfen bu kitabı okuyunuz ve okutunuz, üzerinde düşününüz ve düşündürünüz.

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: