Sağlık Turizminin Geleceği…


Sağlık Turizminin Geleceği – Mehmet Ali Aydınlar
Sağlık turizmi küçük bir grubu ilgilendiren bir niş etkinlik olmaktan çıkıp kitleselleşiyor: Düşük maliyetli kalp ameliyatları ve genel sağlık hizmetleri de, başka ülkelerde yaptırılan ağız cerrahisi ve estetik ameliyat gibi küresel operasyonlar arasına katılıyor.
NURİ ÇOLAKOĞLU:  Sayın Mehmet Ali Aydınlar, insanların hayatının en temel konulardan biri, daha doğrusu hayatlarını sürdürebilmek için mutlaka ilgilenmeleri gereken konulardan biri sağlık. Günümüzde sağlık giderek daha da önem kazanıyor, ön plana çıkıyor, herkesin en çok konuştuğu konulardan biri haline geliyor. Burada da tabii sağlık tesisleri, sağlık tesislerinin organizasyonları ve sizin kendi sağlığınıza nasıl baktığınız çok önem kazanıyor. Eskiden Doğu’dan Batı’ya doğru sağlık peşinde bir hareketlilik vardı. Almanya’ya, İsviçre’ye, Amerika’ya gidiliyordu. Fakat son zamanlarda Türkiye’de de çok ciddi hamleler görüyoruz.  Sizin, benzer kuruluşların yaptığı çok önemli atılımlar görüyoruz. Bu tabii tersine bir göç yaratıyor.  Gerek bizim bölgemizden, gerekse çok uzak yerlerden, Amerika’dan bile hasta gelmesine yol açıyor. Sizce, önümüzdeki 10 yıl içinde, sağlık turizmi diye adlandırılan bu olgu ne kadar önemli olacak Türkiye için?
MEHMET ALİ AYDINLAR:  Aslında dünyada sağlık turizmi çok önemli bir hal almaya başladı. Nüfuslar yaşlandıkça bu konudaki giderlerin çok fazla artması, buradaki ödeyici kurumları ve kişileri daha uygun fiyata, nitelikli, kaliteli sağlık hizmeti alma yönünde bir çaba sarf etmeye yöneltti. Bir de sosyal güvencesi olmayan, tamamen cepten harcayan bir kesim var. Burada Amerika en önemli örneklerden bir tanesi. Amerika’daki tedavi fiyatına bakarsanız, dünyadaki en pahalı sistemin orada olduğunu görürsünüz. Oradan uzaklaştıkça, bu fiyatların da aşağıya düştüğünü görüyoruz. Artık dünyada iletişim çok rahat olduğu için, özellikle internet vasıtasıyla yabancı hastalar, çok bilinçli. Bu hastalığın en iyi nerede tedavi edildiğini, bir tedavi için gerekli kriterlerin, hekim ve hastane seçimlerindeki kriterlerin neler olduğunu, artık hastalar çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla bunları da internet üzerinden inceleyip, araştırıp, direkt kendisi gelenler var; bu konuda tabii rakamlar çok büyüyünce şirketler kendi içlerinde organizasyonlar yapmaya başladılar. Özel sağlık sigortası şirketleri de maliyetlerini düşürmek için bu tür çabalar içersine girdi. Bir de bu tür hizmeti veremeyen ülkelerin hükümetleri, gerek sağlık bakanlıkları aracılığıyla, gerekse sosyal güvenlik kurumları aracılığıyla, bu tür hizmetleri alabilmek için çeşitli ülkeler ile anlaşmalar yapmaya başladı.

Dolayısıyla Türkiye’den, daha önce bahsettiğiniz gibi, özellikle Avrupa ve Amerika’ya çok fazla hasta giderken, bugün minumum seviyede hasta gitmeye başladı. Çünkü Türkiye’de artık yapılamayacak hiçbir tedavi yok. Yani en ağır tedaviler, en ciddi ameliyatlar Türkiye’de dünyadaki en son teknolojilerle ve çok iyi yetişmiş insan kaynağı ile, hekimler ile, gerçekleştirilebiliyor. Dolayısıyla biz bu göçü tersine çevirdik, artık Türkiye’den çok az hasta gidiyor.

Her zaman da gidecektir, insanlar çeşitli nedenlerle, farklı arayışlar içersinde olabilir. Ama genel anlamda bakarsak, bugün özellikle son 3-5 yıla bakarsak -ki  son 2-3 yıldır daha da hızlanarak geliyor, aritmetik olarak artıyor- Türkiye sağlık turizmi alanında gerçekten çekici bir ülke konumuna geldi.

Ben bunun Türkiye için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki 10 yılı iyi değerlendirebilirsek, Türkiye’nin turizmden, güneş turizminden, deniz turizminden elde ettiği gelirin çok daha fazlasını sağlık turizminden elde edebileceğini düşünüyorum. Tabii buna hizmet edebilecek kuruluş sayısına bakmak lazım. Şimdi Türkiye’de bunu yapan belli kuruluşlar var. Bunun da en büyüğü biziz herhalde, çünkü bu hizmeti verebilen 15 civarında hastane olduğunu düşünürsek, bunun 10 tanesi bizim grubumuza ait. Önemli olan bunun iyi planlanması.

Tabii, bugüne kadar yapılan bütün işler sadece bizim çabalarımızla gerçekleşmiştir. Bu rakamlarda devletin herhangi bir katkısı yoktur…

NURİ ÇOLAKOĞLU: Oraya da geleceğim zaten şimdi…
MEHMET ALİ AYDINLAR: Pekiyi…
NURİ ÇOLAKOĞLU: Az önce kısaca değindiniz ama Türkiye’nin sağlık turizmi açısından çok önemli bir çekim merkezi haline gelmesinin esas nedenleri sizce ne? Şu son birkaç yılda ne oldu da Türkiye böyle bir konuma gelmeye başladı?
MEHMET ALİ AYDINLAR: Birincisi, Türkiye’de gerçekten bu anlamda bu ihtiyaca cevap verebilecek çok nitelikli tesisler, hastaneler yapılmaya başlandı ve yapıldı. Dünyadaki sağlıkla ilgili en son teknolojiler artık Türkiye’de mevcut,bunun için başka ülkelere gitmenize gerek yok. Hatta birçok gelişmiş ülkede bizdeki teknolojiyi yan yana birarada bulmanız çok zor. Ayrıca devletin sağlık politikaları özel sektörü de yeni arayışlara itti. Çünkü gerek özel sağlık sigortası şirketlerinin, gerekse kamunun sosyal güvenlik kurumu vasıtasıyla sürekli bir fiyat baskısı, özel sektörü daha farklı alanlardan hasta getirmeye, gelirlerini arttırmak için çaba sarfetmeye yöneltti. Böyle olunca da özel sektör şunun farkına vardı ki, dünyada çok büyük bir hasta transferi var. Sağlık turizmi var. Bundan en çok faydalanan ülke Hindistan, bakıyorsunuz Tayland. Bunlar çok ciddi paylar alıyor. Amerika’dan insanlar Hindistan’a gidiyor, Tayland’a gidiyor.

Türkiye’nin avantajı coğrafi özellikleri, bulunduğu lokasyon. Ayrıca kültürel bağı olan ülkeler, özellikle Orta Asya ülkeleri, Balkan ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri, Türkiye için çok ciddi bir pazar olmaya başladı. Daha önce Almanya’ya, İsrail’e, İsviçre’ye, Amerika’ya giden bu yöredeki hastalardan bahsediyorum; Türkiye’deki tarihi ve kültürel bağları nedeniyle burayı tercih etmeye başladılar. Ayrıca -sağlıktaki fiyatlar için ucuz-pahalı demek çok doğru bir şey değil- göreceli olarak bu ülkelere göre Türkiye’deki hizmetler en azından aynı seviyede, hatta daha nitelikli olup, daha düşük ücretle alınabiliyor. Bu da Türkiye’yi bir çekim merkezi haline getirdi.

Ayrıca sağlıkta kalitenin bir kriteri de uluslararası akreditasyon kuruluşları. Bunların en önemlisi de Amerikan merkezli Joint Commission. Dünyada Joint Commission’a akredite en çok hastane Türkiye’de. Dolayısıyla bu da insanlara burdaki hastanelerin, hizmetlerin kalitesi hakkında bir fikir veriyor. Ayrıca yurtdışında yetişmiş gerçekten çok iyi hekimlerimiz var. Özellikle hekim düzeyinde İngilizce sorun olmuyor, alt seviyelerdeyse gerçekten sorun. Bu konuda büyük çaba gösteriyoruz.

Bütün bunlar ve söylediğim gibi bir de coğrafi olarak bulunduğumuz nokta önemli. Ayrıca bana göre THY’nin büyümesi, çok farklı noktalara uçması, farklı noktalardan İstanbul’a özellikle direkt gelinebilmesi buradaki şansımızı her geçen gün daha da arttırıyor, başarımızı da arttırıyor. Rakamlara bakacak olursak her sene aritmetik olarak artıyoruz. Her sene bir önceki senenin iki misli, üç misli kadar artarak gidiyoruz. Bizim için önemli olan yerli hastadaki artış oranı ile yabancı hastadaki artış oranını kıyasladığımızda yabancı hastadaki artış oranının yerli hastadan çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu da bizi memnun ediyor.

NURİ ÇOLAKOĞLU: Peki bugüne kadar bu çaba, sizin az önce söylediğinizden hareketle, daha çok özel girişimin gayretleriyle, onların yatırımlarıyla, onların tanıtım çabalarıyla yürüyor. Devletin bu konuda yapabileceği bir şey yok mu? Devlet size bu konuda destek verirse daha hızlı büyümez mi bu iş?
MEHMET ALİ AYDINLAR: Kesinlikle… Aslında şunu memnuniyetle söylemek isterim ki devlet de yeni yeni bu işin farkına varmaya başladı. Mesela geçenlerde Dış Ticaret Müşteşarlığı bu konuda, sağlıkta faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek, sağlık turizmini anlamak, bu konuda devletin neler yapabileceği konusunu netleştirmek amaçlı ilk toplantıyı gerçekleştirdi. Bizim daha önce Maliye Bakanlığı’na yaptığımız girişimler vardı. Mesela katma değer vergisi nihai tükecinin üzerine kalan bir vergidir. Biz aslında ihracat yapıyoruz, yani yurtdışından döviz getiriyoruz, ama sağlıkta KDV istisnası yok. Biz bir de artı %8 KDV alıyoruz. Bu ne yapıyor? Bizim rakip ülkeler karşısındaki avantajımızı bir ölçüde ortadan kaldırıyor. Bunlar düzeltilirse, tanıtım fonları aracılığıyla daha önce turizm nasıl desteklendiyse, bence sağlık turizminin desteklenmesi de en az o kadar önemli şimdi… Güneş için, deniz için gelen bir turistin bıraktığı paranın

en az 8-10 mislini sağlık turizmi için gelen bir hasta bırakıyor. Sadece deniz, güneş değil Türkiye’de nitelikli işler yapılması da önemli.

NURİ ÇOLAKOĞLU: Teknoloji ülkesi olmak.

MEHMET ALİ AYDINLAR: Değil mi? Türkiye’nin imajı açısından da son derece önemli. Ben şunu rahatlıkla söylüyorum, gurur duyarak söylüyorum: Bizim tesislerimiz dünyanın her yerindeki tesislerle en azından aynı seviyede. En iyi tesislerimizse birçoğundan çok daha iyi durumda. İnsan kaynaklarımız çok iyi. Tabii bunun duyurulması, tanıtılması bugüne kadar, söylediğim gibi, tamamen bizim çabalarımızla yürüdü. Burada devletin de katkıda bulunması ülke yararına olacaktır. Bu iş çok daha hızlı büyüyecektir. Aslında bu doğal bir yola girmiştir. Çok hızlı bir büyümetrendindeyiz ama biraz daha desteklenirsek, bu çok daha hızlı gelişecek, bir ivme alacaktır.
NURİ ÇOLAKOĞLU: Peki Sayın Aydınlar, tıpta bizim özellikle başka ülkelere oranla daha başarılı olduğumuz, daha iyi sonuçlar aldığımız belli alanlar var mı? Mesela kardioloji gibi, yahut gastroentestinoloji gibi, göz gibi, beyin cerrahisi gibi?
MEHMET ALİ AYDINLAR: Ben şunu söylemek isterim… Ben böyle bir ayrıma karşıyım. Gerçekten biz sağlığın her branşında çok iyi hizmet veriyoruz, dünyadaki örnekler ile yarışabilecek seviyedeyiz. Dolayısıyla buraya gelecek hastalar da Türkiye’ye kozmetiğe gelir, diş için gelir, göz için gelir vs.
NURİ ÇOLAKOĞLU: Brezilya mesela…
MEHMET ALİ AYDINLAR: Evet, ama Türkiye’de biz gerçekten çok ciddi beyin cerrahisi vakaları, ortopedi vakaları, kalp damar cerrahisi vakalarını ele alıyoruz, gerçekten yurtdışından transplantasyon, sporcu sağlığı, göz, diş, estetik gibi birçok konuda ciddi talepler alıyoruz. Şunu söyleyeyim: Mesela biz her ay  çok sayıda yabancı çocuk ve yetişkin  üzerinde kalp ameliyatı gerçekleştiriyoruz ve bu tamamen bizim çabalarımızla yürüyor.
NURİ ÇOLAKOĞLU: Yani günde 3-4 ameliyat yapıyorsunuz.
MEHMET ALİ AYDINLAR: Daha fazla yapıyoruz. Sadece kalbi söylüyorum. Kalpte en az 100 tane çocuk ameliyatı, 100 tane erişkin ameliyatı yapıyoruz yabancılara. Diğer branşları saymıyorum, her branşta benzer figürler var.
NURİ ÇOLAKOĞLU: Peki daha çok nereden insan geleceğini tahmin ediyorsunuz, 2020 yılına doğru bir projeksiyon yaptığımızda? Elbette yakın dönemde daha çok bizim çevremizden geliyor. Sizin az önce ifade ettiğiniz gibi ortak kültürel değerlere sahip olduğumuz bölgelerden geliyor. Uzun vadeli olarak ne görüyorsunuz?
MEHMET ALİ AYDINLAR: Bana göre yine Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri başı çekecektir Türkiye’ye gelen hastalar konusunda. Ama hiç beklemediğimiz yerlerden de geliyorlar. Mesela biz Akredite Hastaneler Derneği olarak Chicago’daki Cook County ile bir anlaşma yaptık. Eylül ayında 100 tane deneme amaçlı hasta gönderecekler bize. Eğer bu başarılı olursa, bizim kapasitemiz Amerika’dan gelecek hastayı karşılamak için müsait değil. Türkiye’deki kapasite için inanılmaz sayılar var, dolayısıyla bu akışı her yerden sağlayabiliriz. Ama işin doğal yapısına bakarsak, biraz önce de söylediğim gibi THY’nin direk uçuş yaptığı, direk bağlantılı olan yerler öne çıkacaktır.

Gene de iki unsur olmalı: Birincisi, ileri teknoloji kullanmak, nitelikli, sağlıklı hizmet vermek. Bir de, bunu diğer rakip ülkelere göre daha uygun fiyata verebiliyorsak, Avrupalı’yı da çekeriz. Ayrıca Ortadoğu ve Orta Asya’da hem nitelikli iş gücü bulmaları açısından zorlukları var-ki sağlık profesyonelleri açısından zaten tüm dünyada sıkıntı var. Öte yandan böyle bir kültür oluşturmaları da zaman alacaktır. Dolayısıyla 2020 yılında Orta Asya, Ortadoğu Türkiye için sağlık turizmi açısından en önemli bölgeler olacaklar diye düşünüyorum.

NURİ ÇOLAKOĞLU: Az önce bu alanda Hindistan ve Tayland’ın çok başarılı çalışmalar yaptığını söylediniz. Türkiye’nin bu ülkeler veya bu alanda Türkiye ile rekabet edebilecek benzer ülkelerle farklılaşması nasıl sağlanabilir? Sizce ne yapmalıyız? Çünkü önümüzde 10 yıl gibi, talebin ciddi artacağı bir dönem var. Ayrıca sizin dediğiniz gibi insan ömrü uzuyor, hastalık tanıları gelişiyor, tıbbi teknolojiler müthiş ilerlemeler kaydediyor. Dolayısıyla sağlıkta da ciddi rekabet yaşanmaya aday bir dönem var. Buna nasıl hazırlanmalıyız, ne yapmalıyız?
MEHMET ALİ AYDINLAR: Sağlık çok farklı bir konu. Sağlık 365 gün, 24 saat hizmet sunulan bir alan. Hizmet sunduğunuz şey veya sattığınız hizmet, insanın yaşantısını, hayatını etkileyen bir şey. Dolayısıyla burada sürekli çok ciddi olmalısınız. İşinizi çok iyi yapmalısınız. Burada bir duraksama olmaması gerekir. Bana göre Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının yapması gereken en önemli şey sürekli son teknolojiyi takip etmek, sürekli hizmet bakım kalitesini yükseltmek ve işgücü kalitesini yükseltmek… Buradaki en önemli kriter hizmet alan kişinin mutluluğudur. Nitelikli sağlık hizmeti almasını sağlamak en önemli faktördür. Biz bunu yapmaya devam etmeliyiz. Bunun için de her geçen gün gücümüzü daha fazla artırmamız lazım, bu işe daha çok enerji, bilgi ve zaman ayırmamız lazım. Bunu yaptığımız takdirde biz bu işin liderliğini alırız diye düşünüyorum.

NURİ ÇOLAKOĞLU: Bir de tabii, az önce değindiniz çok önemli bir sıkıntımız daha var ülke olarak. Çok iyi doktorlarımız, çok üstün yetenekli tabiplerimiz var, operatörlerimiz var, ama arada bir kategori var ki -yardımcı sağlık personeli- hem Türkiye gibi nüfusun çokluğu nedeniyle yüksek istihdama ihtiyacı olan bir ülke açısından, hem de yaptığınız hizmet açısından, ihtiyaç yüksek. Çünkü çok mekanik bir hizmet değil yaptığınız hizmet. İnsan ile insan arasında insan vasıtasıyla kurulan ilişkilerden söz ediyoruz. Hasta bakıcı gibi, yardımcı sağlık personeli gibi alanlarda ne yapılabilir sizce?

MEHMET ALİ AYDINLAR: Şimdi aslında bu konuda dünyanın her tarafında sıkıntı var, yani Amerika’da, Avrupa’da da, dünyanın her yerinde… Türkiye’de sağlık profesyoneli anlamında yetişmiş eleman sıkıntısı var. Ben bunu YÖK’e de ilettim. Türkiye’de çok ciddi bir genç nüfus var, bir sürü yeni üniversite açılıyor. Burda sağlık bilimlerine çok önem verilmesi lazım. Sağlık bilimlerinin teşvik edilmesi lazım, çünkü sağlık bilimlerinden mezun olan öğrencilerinin işi çok iyi ücretlerle hazır. Bizim eğitimde sağlık birimlerini

ön plana çıkarmamız gerekiyor….

NURİ ÇOLAKOĞLU: Meslek okulu düzeyinde mi, üniversite düzeyinde mi?
MEHMET ALİ AYDINLAR: Her ikisi de. Hem meslek yüksek okulu düzeyinde, hem üniversite düzeyinde. Eskiden hemşirelik meslek yüksek okulu seviyesindeydi, hatta lise seviyesindeydi, ama şu anda fakülte seviyesinde oldu. Dolayısıyla meslek yüksek okulları da, iki senelik meslek yüksek okulları da çok önemli. Bizim şimdi üniversitemiz var. Meslek yüksek okulu anında doluyor. Çünkü çıkınca 2 sene sonra çok iyi ücretlerle işleri hazır. Fizik tedavi rehabilitasyon bölümüne bakalım. Tıp fakültesi puanı ile fizik tedavi rehabilitasyon bölümünün puanları yarışıyor. O kadar değerli, çünkü hem çok iyi ücreti var, hem de öğrenci 4 sene sonra direkt meslek sahibi oluyor. Hekim 6 sene okuyacak, mecburi hizmet yapacak, uzmanlık için tekrar okuyacak, tekrar mecburi hizmet yapacak. Onun için çok uzun bir süre geçiyor, ama diğer sağlık profesyonelleri için gerçekten Türkiye’de, olmazsa isterse yurtdışında, dünyanın her yerinde iş bulma imkanı var. Bunu da ülke olarak doğru planlamalıyız. Bizim alt yapımız, insan gücümüz buna müsait ve eğitimde bu planlamayı doğru yaparsak, çok kısa sürede -çünkü bu elemanlar da çok kısa sürede yetişebilecek elemanlar- hem Türk sağlık sektörüne, hem de dünya sağlık sektörüne hizmet verecek kadrolar yetiştirebiliriz.
NURİ ÇOLAKOĞLU: Önümüzdeki 10 yıl içinde yurtdışına tedavi için gideceklerin sayısında ne kadar daha düşüş bekliyorsunuz? Şu anda ciddi bir düşüş olduğundan söz ettiniz zaten.
MEHMET ALİ AYDINLAR: Ben şu anda giden sayısının yok denebilecek kadar az olduğunu düşünüyorum.

Bu sayı daha da azalır mı? Belki bu seviyelerde devam eder, çünkü herkes çeşitli nedenlerle, sosyal nedenlerle bunu tercih edebilir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, artık 5-10 sene öncesine göre Türkiye’den yurtdışına sağlık için para gitmiyor diyebiliriz.

NURİ ÇOLAKOĞLU: Peki gelenlerin sayısı nerelere varabilir sizce?

Bu konuda bir projeksiyon çalışması yapıldı mı?

MEHMET ALİ AYDINLAR:  Sayı vermek ne kadar doğru olur bilemem, ama Türkiye en az turizmden elde ettiği gelir kadar da sağlık turizminden gelir elde edebilir.
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: