Cami Hoparlörü ve Ses Kirliliği…


Ses KirliliğiT.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının 20 Aralık 2005 tarih 711 sayılı kararı gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetim ve denetiminde olan cami, mescit gibi tapınaklara hoparlör konulamayacağı karara bağlanmıştır. 31.12.2005 tarih 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bu karara göre:
“Minarelere ve kubbe çevrelerine özellikle yapıyı tahrip eden elektronik malzeme (hoparlör ve modern aydınlatma armatürleri gibi) elemanların konulamayacağına, ancak paratoner, kandillik ve mahya gibi özgün biçim ve malzemeye uygun tesisin yapılabileceğine, Minarelerde fiziksel tahribata neden olan ses düzeni yapılmamasına, eskiden var olanların yeni onarımlar sırasında kaldırılarak yapının orijinal durumuna getirilmesine”
Karar verilmiştir.
Ancak, bu karar sadece Vakıflar denetimindeki tarihi camileri kapsamaktadır. Yeni inşa edilmiş ve inşa edilmekte olan cami ve mescitler bu karar dışındadır. Halbuki tüm camilerin bu karar kapsamına alınması gerekirdi. Çünkü yaşam kalitesinin düşmesine ve işgücü kaybına yol açan ses kirliliği ile mücadele kapsamında hoparlörlü camilerin çevreye fevkalade gürültü saçan ve rahatsızlık veren bir konuma geldikleri görülmektedir.
Bir minareye en az 100-200Wlık dört hoparlör takılmakta ve bazı camilerin kubbelerin üstüne de dört hoparlör konduğu görülmüştür. Bu durumda iki minareli bir caminin etrafa yaydığı toplam ses gücü 2000 W aşabilmektedir.
Ses kalitesinde bozukluk ve parazitler bir yana, aynı anda bir sürü camiden karmakarışık yayılan ve birbirine karışan sesler berbat bir uğultu halinde kentin üzerine çökmektedir. Bir çok yerde yeni cami yapımına karşı gösterilen tepkilerin bir nedeni de hoparlörlü camilerin etrafa gürültü saçan merkezler haline dönüşmüş olmasıdır. Camilerin altının market, işyeri, bakkal, kasap, manav, otopark vs yapılması da bu yapıların gerçek işlevlerine aykırıdır.
DESİBEL TABLOSU
Yapılan ses ölçümlerinde cami hoparlörlerinden çıkan ses düzeyinin bazı durumlarda 110 ve hatta 150 dB (desibel) aşabileceği saptanmıştır. İnsan kulağı için 35-65 dB sesler normaldir. Ancak, bu sınır aşıldığında ve sürekli işitildiğinde, yüksek ses işitme organlarına, beyne ve insan psikolojisine ciddi zarar verebilmektedir.
90 dB üzerindeki sesler çok tehlikelidir. Kulak dayanma sınırı 140 dB aşıldığında, kulak ağrısı, kulak akıntısı veya kanama, sinir hücrelerinin bozulması görülebilir. Aşağıdaki desibel tablosunda hoparlörlü cami en üst risk kategorisi içinde görülmektedir:
Uçaklar 170 dB Kulak ağrısı, sinir hücrelerinin bozulması
cankurtaran düdüğü 150 dB Kulak ağrısı, sinir hücrelerinin bozulması
İş makineleri 120 dB Psikolojik bozukluk
Hoparlörlü cami 110-150 dB Psikolojik bozukluk, kulak ağrısı, hücre bozulması
Motosiklet 110 dB Psikolojik bozukluk
Disko müziği 100 dB Psikolojik bozukluk
Metro 90 dB Psikolojik bozukluk
Çalar saat 80 dB Psikolojik bozukluk
Telefon zili 70 dB Psikolojik bozukluk
İnsan sesi 60 dB Psikolojik bozukluk
Horlama 30 dB Psikolojik bozukluk
SES KİRLİLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ
1. Ses kirliliğinin geçici etkisi, duyma yorgunluğu, ya da, işitmedeki geçici kayıplardır. Kalıcı etki sağırlıktır.
2. Ani olarak oluşan gürültü kalp atışlarında, kan basıncında solunum hızında, metabolizmasında bozulmalar yaratır. Bunların sonucunda uykusuzluk, migren, ülser, damar sertliği, kalp krizi gibi olumsuz durumlar ortaya çıkabilir.
3. Özellikle 65 dB den sonra ses insanı yerinden sıçratan ve irkilten rahatsız edici bir gürültüye dönüşür. Aşırı gürültünün etkisinde kalan kişi strese girerek sinirli, rahatsız ve tedirgin olmaktadır. Bu olumsuzluklar, gürültünün etkisi ortadan kalktıktan sonra da sürebilmektedir.
4. Özellikle beklenmeyen zamanlarda aniden ortaya çıkan gürültü ve yüksek ses, iş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, performansı düşürücü etki yapar, öğrenme ve sağlıklı düşünmeyi engeller.
Eğer bir insanın –hangi gerekçeyle olursa- eline bir mikrofon alıp patates soğan satmak için sokak aralarında bangır bangır böğürmesi nasıl ki kentin sessizliğini, huzurunu, çevre sağlığını ve insanların psikolojisini bozuyorsa, aynı şekilde, cami hoparlörlerinden günden beş vakit yayılan bu muazzam gürültü ve ses kirliliği, kentlerin zaten çok gürültü olan ortamını daha da çoğaltarak sessizlik ve huzuru bozucu bir etken oluşturmaktadır.
Hoparlörlü camiler diğer inanç ve dinlere de uygar bir örnek oluşturmamaktadır. Hoparlörlü cami örneğinden esinlenen bazı vatandaşlarımızın hoparlörlü kilise, hoparlörlü sinagog, hoparlörlü transandantal meditasyon merkezi gibi uygulamalara gitme hakkı doğabileceği de göz ardı edilmemelidir.
Ülkemizde, insanları gürültünün zararlı etkilerinden korumak için hazırlanmış olan “Gürültü Kontrol Yönetmeliği” vardır. Ancak, insanların bu konuda eğitilmeleri ve bilinçlendirilmeleri gerekir. Burada en büyük sorumluluk ilgili kurumlara ve hoparlörlü cami konusunda Diyanet İşlerine düşmektedir.
Sadece Vakıflara bağlı cami ve mescitlerdeki hoparlörlerin sökülmesi yeterli değildir. Bu uygulamaya başlandı mı onu da bilmiyoruz ama, Vakıflara bağlı olsun olmasın, estetik, tarihi ve akustik güzelliği bozan, çirkinleştiren tüm camilerdeki hoparlörlerin sökülmesine bir an önce başlanması gereklidir. Ezan okunacaksa bunun çağdaş medeniyet ve şehircilik anlayışına göre, kentsel etik ve görgü kurallarına uygun bir şekilde yapılması herhalde dinen de daha doğru olacaktır. Kaynak: http://www.elestiri.org/ses-kirliligi-ve-hoparlorlu-camiler/#comment-2033

  1. 22/07/2011, 11:12

    Seçim döneminde kimilerince Kürt kesiminin ezanın Kürtçe okunmasını istediği savı dillendirilince, İslamcı “okuryazarlar” fırsat bu fırsat deyip hemen Türkçe ezan dönemini yalanlarla, bağnazca karalamaya çalıştılar. Sanırsınız ki 1932’den 1950’ye on sekiz yıl ezan Türkçe okunurken halk çağrının, seslenişin sözlerini anlarken eziyetten inim inim inledi. 1950’de de hemen Demokrat Parti’ye başvurup ezan Arapça okunsun, bu “zulüm” bitsin diye yanıp tutuştu! Neymiş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 1932’de yayımladığı genelgede Türkçe okunması zorunlu kılınmış. Bu efendiler yapılanın devrim olduğunu unutuyorlar. Kuşkusuz devrimler zoru, yaptırımı içerir. Önemli olan zorun yönüdür. Halka uygun gördüğü yerdir, yaşamdır. Bilindiği gibi laikliğin doğuşunda, gelişmesinde Protestanlıkla birlikte İncil’in ulusların anadilinde okunmaya başlanmasının payı büyüktür. Osmanlı’nın son döneminde Türkçe ezan örneklerine rastlanırken Cumhuriyet öncesinde de bir öbek aydınlanmacı yazar Ziya Gökalp’ın şiirinde belirttiği özlemi, toplumun birbirini, ekin kaynaklarını anladığı, Türkçenin değerinin verilip yüceltildiği bir ülküyü paylaşıyorlardı. Bilge önder Mustafa Kemal Atatürk yaptığı ekin devrimiyle yalnızca ezanı Türkçe, yani anlaşılan dilde okutmamış, ulus okulları, çağdaş üniversite, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Anadolu Uygarlıkları Müzesi, Köy Enstitülerini kurmuş, dilimize uygun ve kolay olan Latin abecesini geçerli kılmış, bilgi şölenleri düzenletmiş, yaklaşık 600 Doğu, Batı klasik yapıtını çevirttirip halka ulaştırmıştır. Kuran’ın en yetkin çevirisini yaptırmıştır. Misyonerliği yasaklamıştır. Yayımlamaya çalışılanın tersine halk (bir avuç sömürücünün dışında) bu büyük gelişmeden hiç de rahatsız olmamıştır. Yararına inanmış, benimsemiştir. Ne ki bugün halkı aydınlatan devrim seçkincilik (elit), bilgisiz kalmasını isteyen kesimin çabalarıysa halktan olmak sayılıyor. Gel de yanma…
    Cumhuriyet 22.07.2011

  2. yasemin pakyürek
    28/10/2011, 13:22

    Bence arapça veya türkçe;camiden hiçbir sesin dışarı çıkmaması lazım;isteyen camiye gider;namaz kılan zaten saatini de bilir!
    Burası Muğla’nın Dalyan beldesi:Ne 5 vakti;burada 10-15 vakit ses çıkıyor hoparlörden:Hem de cızırtılarla dolu sesler: Yeni bir icat çıkardılar şimdi bir de:Cuma namazı çağrısı öncesi bir dua sonra sela;sonra da ezan okunuyor;hutbelerin bazıları;vaazlar hoparlörden çıkıyor;bazen saatler sürüyor bu…Cenaze içinse her cenaze için 1 dakika arayla ayrı ayrı selalar ve ardından ölenin kiimin nesi,neredeniyle beraber anonsları:Sadece Dalyan’ın değil bu anonslar;Ortaca,Köyceğiz,Eskiköy,Fethiye,Dalaman civarında kim öldüyse öğreniveriyoruz:Tüm Muğla’yı verseler anonsa 7 gün 24 saat cami yetmez yahu!Bununla ilgili diyanetin 7 ayrı birimine mail attım:O zaman bebeğim 14 günlüktü bense lohusaydım.cevap gelmeyince 14 gün sonra bir tane daha attım hepsine:Bebek 1 aylık oldu hala cevaplamadınız;bu yaptığınız din dışılıktır diye başlayan;ona cevap geldi;valilik görevlendirildi;sonra da müftülük;ses ayarı yapılacağını;vaazların duaların dışarı verilmeyeceğini;cenaze salalarının hoparlörden verilmeyeceğine söz veren bir mail attı müftülük!1 ay uydu da buna;fakat sonra unuttu…Bir mail daha döşeyince minareye ne gerek var;direk dikin de hoparlörü üstüne dikin o zamanla başlayan;kurumlarında yalancılık;kandırma v.b nin nasıl olabileceğini soran; müftülükten telefon geldi: Ses olmuş mu diye;yaptılar;ama imam bildiğini okumaya devam etti;3 kez de ben aradım müftüyü beni aramış olduğu cebinden;her seferinde gayet nazikti ve hemen uyguladı dediğimi ama hoparlörü söktürmeyi bir türlü kabul etmedi:) Şu an hala aynı terrane devam ediyor;ben de her seferinde arıyordum;düne kadar:Bıkmış olmalı ki açmadı telefonunu::))

    • 01/11/2011, 09:35

      Sevgili Yasemin hanım…
      Öncelikle blog sayfama gösterdiğiniz ilgi ve değerli yorumlarınız için gerçekten çok teşekkür ederim…
      Evet bir belde de yaşıyor olmanın vermiş olduğu kirliliği tahmin edebiliyorum. Bir bayan olarak vermiş olduğunuz mücadeleyi ise hayranlık uyandırıcı. Hemen hemen benzer şikayet yollarına bizlerde başvurduk ve cevaplar tamamı ile size verilen cevaplarla örtüşen türdendi. Vaktinizi daha fazla almadan şunu söylemek istiyorum. Keşke sizler gibi daha fazla direnen, ses çıkaran, hakkını arayan ve karşı koyan kadınlarımız olsa. İşte o zaman biliyorum ki bu ülkede her şey daha fazla yaşanılabilir olacak, daha bir anlam kazanacak, daha bir güç birliği oluşturulacak ve daha güzel bir gelecek adına umutlar beslenecek…
      Ben tekrar teşekkür eder ve sizler gibi kadınlara örnek olacak bu mücadelenizde yanlız olmadığınızı ve kalbimizin sizinle olduğunu bilmenizi isterim…
      Saygılarımla…

      • 25/10/2012, 21:30

        sevgili ucnokta,
        bizim gibiler var sesde cikariyor elimizden geleni yapiyoruz ama hicbir sonuc alamiyoruz ki,zaten ülkemizde insanlarin konusmadan önce siddete basvurmasinin ve saldirganligin asabiyet ve sinirin altinda bu sebep yatiyor,insanlar tek basina caresiz hissediyor kendini,köpege dalasicagima dereyi dolanirim diyor

    • 25/10/2012, 21:25

      sizin yasadiklarinizin nerdeyse ayni durumdayim bende benimle birlikte bikac kisi mahalleden ama ne yaptiysam ne telefonlar ettiysem degismedi bu durum hoparlörün sesi kat kat daha fazla acildi imam müezzin gicik oldu kistirilamaz bengötümü ezan okurkende yirtacam bunu kistirmamak icin de yirtacam diye yemin etmis,ne yaparsin ya gidip camiiye olay cikarticaksin yada tasinicaksin bunlar adami cileden cikarir.bikeresinde annem camiiye cikip rica etti biraz kisarmisiniz diye INANMICAKSINIZ AMA YARIM SAAT SONRA BÜTÜN CEMAATI TOPLAYIP EVIN ÖNÜNE GELDILER !!IANNEM POLISI ARICAM DEYINCE BABAMDA ÜSTLERIE YÜRÜYÜNCE KACTILAR! arabistan halt etsin be

  3. 01/03/2012, 15:52

    bir minare 8 hoparlor ses sonuna kadar kesin kes 120 desibelden fazla insan sağlığı falan işlerine gelince hikaye caminin duvarına içkinin zaralarını yazmaya gelince gerici softalar insacıl ama cahil halka ne verirsen yutuyor…

  4. isim vermiyorum yoruma bak ardından bir ton şey söylüyorlar güya isteyen istediği fikri benimsiyor!
    01/06/2012, 13:40

    camilerin sesinin hiç çıkmaması lazım bu nedir kardeşim? arabistana döndü ülke. cuma günü evde duramıyorum. gidip hocayı öldüreceğim en sonunda.

  5. gokhan
    15/07/2012, 19:07

    konserlerdeki yüksek ses kontrol edilmesi için nereye başvuru yapılmalı. konseri sanki evin içinde yapıyorlar.

  6. fkkup
    04/04/2013, 06:53

    islamik faşizmin en rahatsız edici uzantılarından, sizi kendi evinizde avlar!

  7. işimiz zor
    16/02/2015, 15:29

    provokasyon yapana sözüm yok,o ne yaptığını zaten iyi biliyor !! ama ona uyana iki çift kul kelamım var.şuraya yorum yazanlar varya ! onların hiçbiri ezanımızdan kuran- ı kerimimizden ve ettigimiz dulardan zerre kadar rahatsız olmuyorlar,dertleri sıkıntıları gürültü,rahatsız olmak(yataktan zıplamak,herhangi bir şeye konsantre olamamak,müzik dinleyememek vs vs) ve ses kirliliğidir.ayrıca şunu hocaya iletirseniz sevinirim,bundan 3 – 5 yıl önce şu an dışarıda olan ses içeride bile yoktu,sesi az kıssın gerçi kısarsa işindende olabilir..hadi selamün aleyküm.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: