Mutluluk seçenek değil, ZORUNLULUK !…


MutlulukMutluluk, insan yaşamının “Olmasa da olur, ama olursa daha iyi olur” diyebileceğimiz bir parçası değil; tam tersi insanları işlevsel kılan en temel gereksinimlerden biridir. Son yapılan araştırmalar, mutlu insanların yaşamda karşılaştıkları sorunlarla daha etkin bir şekilde mücadele edebildiğini ortaya koyuyor.
Batı dünyasını oldukça karanlık bir gelecek bekliyor. Ekonomiler sendeliyor; hayat pahalılığı almış başını gidiyor; insanların gerçek gelirleri giderek azalıyor. Pek çokları için işsizlik bugün değilse bile yakın gelecekte başlarını ağrıtacak. Bu durumda bile mutluluğu yakalamaya çabalıyorsak, işimizin pek de kolay olmayacağını söyleyebiliriz.
Ne var ki olumsuz koşullar ve mutluluk arasındaki ilişki düşündüğümüz kadar basit değil. Ekonomik kriz dönemlerinin, insanların mutluluğunu çok az etkilediği biliniyor. Çünkü bilim insanları biz insanların mutlu olmak üzere programlandığını öne sürüyor. Mutluluk hissi insanlara zor koşullarla nasıl baş edeceğine ilişkin yol gösterdiği gibi, her durumda gülümsemeyi yüzümüzden eksik etmemeyi de öğretiyor.
PARANIN GÜCÜ
Kesin olan, insanların temel gereksinimlerinin karşılanması durumunda paranın mutluluk verme yeteneğinin kısıtlı olmasıdır.
Belçika’daki Liege Üniversitesi’nden Jordi Quodbach ve ekibi son yaptıkları bir çalışmada laboratuvarlarında bir araya getirdikleri deneklerden bir parça çikolatayı tatmalarını istediler. Daha varlıklı gruptaki deneklerin çikolatanın zevkini çıkartmaya daha az zaman ayırdıkları, daha az varlıklı gruba göre çikolatadan daha az zevk aldıkları gözlendi. Aynı sonuç başka bir çalışmada da görüldü. Bu sefer deneklerin yarısına çikolata tattırılmadan önce, para ile ilgili görüntüler izlettirildi. Bu deneklerin, görüntüleri izlemeyen gruba göre çikalatadan daha az zevk aldıkları kaydedildi. Bu da yalnızca para düşüncesinin bile, yaşamın basit zevklerinden alınan mutluluğu azaltmaya yettiğini gösteriyor (Psychological Science, vol 21, p759).
Peki biz insanları ne mutlu ediyor? Mutluluk çeşitli pozitif duygular şeklinde ortaya çıkar. Bizleri neyin mutlu ettiği hakkında bilgi edinmek için önce bu pozitif duyguların niçin evrildiğine bakmamız gerekir. Bu sorunun yanıtı, olumsuz duyguların kökeni ile ilgili açıklamalar kadar net değildir.
Olumsuz duygular hayatta kalma mücadelesinde net yararlar sağlar. Örneğin öfke, insanı düşmanı ile savaşa hazırlar; korku tehlikeden kaçmaya zorlar; iğrenme zehirli yiyeceklerden uzak durmamızı sağlar. Diğer taraftan lezzetli bir yemek veya karşı cinsten cazip bir eş, yararlı davranışlara –beslenme ve üreme- zemin hazırlasa da hayranlık, saygı, ümit veya minnet gibi daha soyut pozitif duyguların nasıl evrildiğini açıklamak zordur.
MUTLULUĞUN EVRİMİ
Chapel Hill’deki North Carolina Üniversitesi’nden psikolog Barbara Frederickson, mutluluğun evrimsel açıdan ne gibi yararlar sağlıyor olabileceğini araştırdı. Frederickson, “genişletveinşa et” kuramı ile mutluluk ve benzer pozitif duyguların bilişsel kapasitemizi geliştirdiğini ve uzun vadede yaşantımızı kolaylaştırmak için çevremizde kaynaklar oluşturmamıza zemin hazırladığını ileri sürüyor. Bu da korku gibi bizleri kısa vadeli çözümlere yoğunlaştıran olumsuz duygulardan tümüyle farklı bir perspektif sunuyor. Frederickson, “Olumlu duygular beynimizin çalışma şeklini değiştirir, deneyimlerimizin sınırlarını genişletir, daha fazla bilgi depolamamızı ve büyük resmi görmemizi sağlar” diyor.
Frederickson bu kuramı 1998 yılında Review of General Psychology (vol 2, p 300) isimli bilim dergisinde ileri sürdüğünden bu yana, diğer meslektaşlarından büyük bir destek gördü; kuramı çeşitli deneylerle doğrulandı. Örneğin göz-takibi ve beyin-görüntüleme yöntemleriyle yapılan deneylerde, pozitif duygudurumlarının görsel dikkati arttırdığı ve beynin daha fazla bilgi depolamasını sağladığı ortaya çıktı.
YARATICILIK VE PROBLEM ÇÖZME
İnsanın kendisini iyi hissetmesi, yaratıcılığını ve problem çözme yeteneğini de arttırıyor. Deneylerden birinde, kibrit çöpleriyle ilgili bir problemi çözmeden önce deneklere duygudurumlarını düzeltmek için komedi videoları gösterildi. Deneyi yürütenler, komedi kliplerini izleyenlerin, video izlemek yerine matematik problemleri çözen kontrol grubuna göre problemi daha hızlı ve kolay çözdüğünü ortaya çıkarttı (Journal of Personality and Social Psychology, vol 52, p 1122).
Başka deneyler de pozitif duyguların insanların sözel muhakeme yeteneklerini geliştirdiğini gösterdi (Proceedings of the National Academy of Sciences, vol 104, p 383). Ayrıca başka çalışmalar da, insanların duygudurumlarının iyi olduğu zamanlarda sosyal yeteneklerinin arttığını ortaya çıkarttı; bu insanlar daha girişken oldukları gibi eleştiriye daha tahammüllü idiler.
Bütün bu değişiklikler Frederickson’un kuramının “genişletme” kısmını oluşturuyor. “İnşa etme” kısmı, zihinde daha kalıcı, pozitif bir durum yaratmaya yarıyor. Frederickson kısaca şöyle diyor: “Pozitif duygular birikim yaptıkça insanlar daha olumlu bir gelişim gösterir.”
KURAMI DESTEKLEYEN DENEYLER
Frederickson’ın bu kuramı 2001 yılında ampirik olarak da doğrulandı. Kuramı sınamak için yapılan bir deneyde akıl sağlıkları yerinde Amerikalı öğrenciler 11 Eylül saldırılarından önce ve sonra incelendi. Saldırılardan önce daha olumlu duygulara sahip olduklarını ileri süren denekler, saldırılardan sonra daha iyimser bir görüntü sergilediler. Bu denekleri daha yakından izleyen Frederickson, öğrencilerin toplumda yaygın olan üzüntüyü paylaşmalarına karşın, arkadaşları zarar görmediği için minnet duygularına sahip olduklarını, cesur itfaiyecilerin kahramanlıklarını büyük bir takdirle karşıladıklarını keşfetti. Bu da kesin olmamakla birlikte şöyle bir tablo ortaya çıkartıyor: Huzurlu dönemlerde pozitif bir zihinsel yapıya sahip olan insanlar, kötü zamanlarda daha iyi hissetmemizi sağlayan mekanizmalara sahip olurlar. Bu da “genişlet–ve-inşa et” kuramını doğrular nitelikte bir çıkarımdır (Journal of Personality and Social Psychology, vol 84, p 365).
Son yıllarda Frederickson, meditasyon yolu ile bazı yetişkinleri, sevdikleri insanlar hakkında pozitif düşüncelere sahip olmaları yönünde eğitti. Daha sonra bu duyguların kapsamını genişleterek o kadar yakın olmadıkları kişiler hakkında da benzer düşüncelere sahip olmalarını istedi. Bu tekniği günde birkaç dakikalık seanslar halinde tekrarlayan denekler, yedi hafta sonra pozitif duygular açısından kontrol grubuna göre daha yüksek puanlar aldılar. Genel olarak bu deneklerin daha neşeli, daha umutlu, daha minnettar, daha gururlu ve daha ilgili olduğu tespit edildi. Ayrıca diğer insanlarla daha olumlu ilişkiler kurabildiler. Daha da ilginci, deneklerin bu olumlu değişiklikleri meditasyon yapmadıkları dönemlere de taşıması oldu.
ANLIK MUTLULUKLAR İLE MUTLU BİR YAŞAM ARASINDAKİ İLİŞKİ
Filozofların uzun süredir işaret ettiği gibi anlık hazlar ve pozitif duygudurumlar eski Yunan düşünürlerinin ödemonya olarak isimlendirdiği mutlu bir yaşamla ilgili daha derin mutluluk duygusu ile karıştırılmamalıdır. Kaldı ki Frederickson’un çalışması bu ikisi arasında net bir ilişki olduğunu gösteriyor. Frederickson bu konuda şöyle konuşuyor: “Pozitif duygular, yaşamın inişleri ve çıkışları ile başa çıkabilmek için bizlere yeni araçlar sunuyor. Bu da yaşamı daha çekilir kıldığı gibi bizleri daha mutlu kılıyor.”
Bu görüşler şu noktada birleşiyor: İnsanlar ne kadar mutluysa, karşılaştıkları sorunlara daha olumlu ve kalıcı çözümler getirebilir. Ancak bu çıkarım bir dereceye kadar doğrudur. Avustralya, Sydney’deki New South Wales Üniversitesi’nden Joe Forgas, pozitif duygulara sahip insanların daha nahif olduğunu, tartışmalarda daha çabuk pes ettiğini ve aldığı kararlarda enine boyuna düşünmediğini öne sürüyor. Bu önermeyi bir adım daha ileri taşıyan Melbourne’deki Deakin Üniversitesi’nden Robert Cummins, yaşam mutluluğunun optimum bir düzeyi olduğunu söylüyor. Bu 10 dereceli standart ölçekte 7 veya 8 dereceye denk düşüyor. Bu, Batılı ülkelerin pek çoğundaki ortalama mutluluk düzeyine eşittir (Bknz.harita). Bu, ayrıca, insanların güvenli ve rahat bir yaşam sürdürebildikleri düzeydir.
Cummins, bu mutluluk düzeyinin evrim sırasında seçilmiş olmasının büyük bir olasılık olduğunu söylüyor. Çeşitli araştırmalar mutluluğumuzun belirli bir ölçüye kadar önceden programlanmış olduğunu gösteriyor. Eğer mutluluğumuz genlerimizin kontrolünde ise, doğal seleksiyonun insanları belirli bir mutluluk düzeyine doğru ittiği düşüncesinin de doğru olma olasılığı yüksektir. Cummins bu konuda şöyle konuşuyor: “İnsanlar normal yaşam tarzlarını sürdürebildiği sürece mutluluk açısından bu düzeyi tutturabilirler.”
EKONOMİK DURGUNLUK VE BUNALIM DÖNEMLERİ
Bütün bunlar ekonomik durgunluk döneminde insanların yaşamlarını nasıl sürdürebileceğine ilişkin bir şey anlatıyor mu? Daha önceki ekonomik krizler Cummins’in öngörülerini destekler nitelikte. Rotterdam’daki Erasmus Üniversitesi’nden Ruut Veenhoven 1980’li yıllardaki küresel durgunluğu inceleyerek, değişmekte olan ekonomik varlıkların, zengin Batılı ulusları nasıl etkilediğini ortaya çıkartmak istedi. Veenhoven araştırmasının sonucunu şöyle açıkladı: “Toplumda en ufak bir etkilenme tespit etmedik. Yaşamdan alınan tatmin hissi yalnızca ekonomik durgunluğu izleyen yılda dibe vurdu.” Anti-depresyon ilaçlarının satışında ve depresyon hastalığı sıklığında herhangi bir değişiklik belirlenmedi. Frederickson bu dönemlerde insanların duygusal olarak savunmaya geçtiğini ve küçük paralarla elde edilen mutluluklarla yetinmeyi öğrendiklerini ileri sürüyor.
Frederickson’ın tekniği herkes için geçerli olmayabilir. Örneğin Illinois Üniversitesi’nden Ed Diener ve Weiting Ng, farklı kişilik yapılarına sahip insanların zorlu dönemlerle nasıl başa çıktıklarını inceledi. Frederickson’in öğrettiği tekniklerin ancak nörotizm düzeyi düşük insanlarda işe yaradığını tespit etti. Olumsuz olayları doğru bir şekilde yorumlayarak pozitif yönlerini bulmak, koşulları değiştirmek için neler yapılacağını sağduyu yoluyla kestirmek şeklinde tanımlanan bu teknikler, sık sık uygulandığı takdirde yararlı olabilir. Sorunlara bilinçli bir şekilde yoğunlaşmak kolay olmayabilir. Ancak Frederickson bunun kısa süre içinde alışkanlığa dönüşebileceğini söylüyor.
Kaynak: New Scientist, 25 Eylül 2010
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: