Sevgi’yi Anlamak…


Ve gurur kaybedenlerin acizlerin maskesiymiş
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş
Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş…

CAN YÜCEL

Can Yücel ne kadar da güzel dile getirmiş. ‘Anladım’ şiirinden bir kesit Can Yücel’in. Onun bu güzel şiirinden yola çıkarak ‘sevgi’ sözcüğünü sorgulamak istedim. Çok değerli bir hatip olan Can yücel bu şiiri ile bana ilham kaynağı oldu. Pek çok insanı da yazıları ve şiirleri ile düşündürüyordur sanırım.
Sevgiyi anlayabilmek zor olsa gerek. Çoğu insan sevildiğini anlayamadığı gibi sevgisini de anlatmak da zorluk çekiyor. Sevgi emek istiyor. Sevgiyi verebilmek neden bu kadar zor acaba? Filozoflar, şairler, yazarlar, ressamlar sevgiyi farklı yöntemlerle dillendirmeye ve bir anlam vermeye çalışıyor yıllardır. Ortak bulunanların yanı sıra katkılar artmaya devam ediyor.

Sevilmek kadar sevgiyi ifade edebilmek de güzel. İnsan kendini daha farklı hissediyor. Sevgiyi saklamak daha zor aslında. Belki sevmek ve sevilmeyi fark edememek ve anlayamamış olmak acıtıyor, öfkelendiriyor. Çok mu zor sevgiyi anlatmak? Sevgi nasıl anlatılır? Bunu nasıl anlatacağını bilemediği için mi korkuyor sevgiden?
Sevgi diyoruz da nedir bu sevgi? Sevgiyi tanımak, bilmek ister miyiz? İsteriz elbette. Her yerde ve her zaman sevgi diyoruz. Sevgiyi şiirlere, kitaplara, resimlere hatta duvarlara kazıyoruz. Sevmek ve sevilmek, bunu anlayabilmekten, anlatabilmekten çok da zor değil aslında. Anlayabilmek ve anlatabilmekten kaçıyoruz kimi zaman. Çünkü korkuyoruz zarar görmekten, acı çekmekten.

Sevmek mi, sevilmek mi? Biri olmadan birini bulmak çok da kolay olmasa gerek. Can Yücel güzel yazıyor anlatmak istediklerini. Ama her insan yazamayabilir. Kimi yazarak, kimi çizerek, kimi kendi hayatından bir şeyler vererek gösteriyor sevdiğini. Kolay olan seni seviyorum deyip geri çekilmek. Bu çok da inandırıcı gelmiyor insana. Sevgini söylerken davranışlarına da yansıtabiliyorsan, sevdiğin için bir şeyler yapabiliyorsan budur sevmek aslında. Sevgi beraberlik sağlıyor. Birliktelik sunuyor. Birlikte olmak mücadeleyi artırıyor.
Ferhat’ın dağları delmesi, Leyla ile Mecnun ve buna benzer pek çok hayal ürünü sevgilerde anlatılmak istenen de bu olsa gerek. Sevgi sadece karşı cinse duyulan sevgi değil. Anneye, babaya, kardeşe, çocuğuna, arkadaşına duyduğun sevgiden de bahsediyorum.

Sevilmek isterken, sevgini de gösterebilmek lazım. Sadece sevilmeyi beklemek bencillik olur. Sevilmeyi beklerken sevmeyi de bilmek, sunabilmek, anlatabilmek gerek. İsterken verebilmeyi bilmeli insan.

Kimi zaman danışanlarıma soruyorum. Sevgiyi tanımlamasını istiyorum. Çok sevdiğini söylerken sevgiyi tanımlayamıyorlar. Kimi zamanda sevdiği kişinin ona olan sevgisini ve ilgisini sevdiğini fark ediyor. Kendi istediği şekle dönüştürmeye çalışanlarda azımsanmayacak kadar çok aslında. Kendi gibi düşünmesini, davranmasını ve hissetmesini bekliyor. Beklentilerinin gerçekleşmediğini gördüğünde sevmekten vazgeçebiliyor.

Sevgiyi hapsetmek kadar sevdiğini hapsetmek de sevmeyi bilmeyenin yaptığı bir şey. Seviyorsan onu özgür bırakırsan, saygı duyarsan, güvenirsen sevmeyi anlamışsındır. Ama sevdiğini tutsak ediyorsan, onun istediğini yapmasına engel oluyorsan sevmek değildir bu. Sahip olmak istemektir. Sahip olmayı istiyor insan. Sahip olmak ile sevgiyi karıştırıyor çoğu zaman.

Sevmek sadece insanı sevmekten öte bir çiçeği, bir böceği, denizi, doğayı sevmeyi de içeriyor. İnsan sevdiği varlıkları korumak istiyor. Bazen bu sevgisini dile getirirken zarar da verebiliyor sevdiklerine… Çiçeği çok sevdiğini söyleyen bir insan ona sahip olmak için dalından koparabiliyor. Doğayı sevdiğini söyleyen insan doğada vakit geçirmek isterken, kendi isteklerine ulaşabilmek için ona zarar verebiliyor. Hafta sonları gidilen doğa ortamında yenilen içilen şeyler ortalığa bırakılıyor, kimi zaman yaktığı ateşi söndürmediği için yangınlara sebep olabiliyor.

Çoğu insan sevgiyi tanımlamakta güçlük çekiyor. Sevgi ile tutkunun çok sık karıştırıldığını görüyorum. Tutkunun yanı sıra hırsta sevginin yanında yerini alıyor. Tutku, hırs sevgiyi farklı bir boyuta taşıyor. Sevdiğin bırakıp gittiğinde hırslanıp onu incitebiliyorsun. Oysa sevgi, sevdiğin gitmek istediğinde bırakabilmek, onun başka sevgiler tanımasına fırsat verebilmektir.

Emek istiyor sevgi. Sevmek ve sevilmek paylaşım bekliyor. Paylaştığında büyüyor içindeki sevgi kıvılcımları. Birbirini tanıdığında sevgiye dönüşüyor. İlk gördüğünde sevgi hissetmek mümkün değil. Gördüğün ilk anda ancak bir çekim oluşur, heyecan ve cinsel iletiler alırsın. Paylaşımla oluşur ve gelişir sevgi denen o duygu.

Can Yücel’in de dediği gibi sevgi affedebilmeyi içerir. Daha hoşgörülü olunur. Hem sevdiğine hem çevresine karşı insan daha bir affedicidir. Sevdikçe güzelleşir, güzelleştikçe daha bir sevecen olur. Kendine güven duyar, hayatının hiçbir alanında duymadığı kadar. Dünyayı yeniden keşfetmeye çalışır. Kötülükler yok olur aniden. Hayatın anlamı bir başka hissedilir.

Mücadele etmek ister sevgi. Sevgisini gizlemeden, utanmadan haykırmaktır. Haykırırken etrafına zarar vermemektir. Sevgisi için mücadele eden, ederken de karşılık beklememek ister sevgi. Sevmek, paylaşmak ve vermek istemeden. Karşılığını bulamadığında da çekip gitmektir aslında. Karalamadan, hakaret etmeden, aşağılamadan çekip gidebilmektir.
İnsanoğlu varlığından bu yana sevgiye önem verdi. Sevgiyi dile getirmek için türlü yollar seçti kimi zaman. Sevmek istedi, sevilmek istedi. Sevgisini kimi zaman gösterebildi, kimi zaman gösteremedi. Ya da gösterme yolları yanlıştı. Ama her şeye rağmen sevgiyi hissetmek onu mutlu etti. Hatta kimi zaman da acı verdi sevgi.

Sevgiyi tanıyamadı. Sevmeyi ya da göstermeyi bilemedi. Kendini seveni, sevildiğini anlayamadı. Her şeyden önemlisi de kendini sevmekten kaçtı çoğu zaman. Kendini sevemeden bir başkasını sevmeye çalıştı. Kendi özünü, gerçekliğini kabullenmeden bir başkasını kabullenmeye ya da sevmeye çalıştı. Ya da istedi ki bir başkası onu sevsin. Bir başkası onu severse kendini o da sevebileceğini düşündü. Oysa insan kendini sevmeden bir başkası onu nasıl sevebilirdi ki!

Sevmenin dokunmak olduğunu, onu hissetmek olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Ona dokunabildiğinde, onu tanıyabildiğinde her şeyden önemlisi de kendini tanıyabildiğinde sevgiyi tanıyabileceğinin farkına vardı.

Kendini tanımadan, kendini sevmeden bir başkasını sevmenin ne kadar zor olduğunu gördü. Böyle bir sevgi sadece bir başkasının sevgisini kazanmak için olurdu.
Sevmek ve sevilmek insana farklı bir pencere açar. Yeter ki o pencereden nereye ve nasıl bakabileceğini bilsin.
Sevmek ve sevilmek insanı mutlu eder. Yeter ki nasıl sevebileceğini bilsin. Severken sevgisiyle boğmaması gerekiyor.

İnsan neyi istediğini bildiğinde, nasıl mutlu olacağını öğrendiğinde sevgiyi anlaması daha da kolay olacaktır. Bunun farkına varması, bunu yaşaması, bunu kabullenmesi gerek. _____ Füsun BUDAK. Psikolok, İstanbul…

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: