Türkiye Demokrasisi…


EconomistDemokrasi değiliz, Kusurlu Demokrasi bile değiliz!
Türkiye “Melez Rejim” ülkesi! Otoriterliğe bir adım kaldı
Economist Intelligence Unit* (EIU), 2010 Demokrasi Endeksi araştırmasını yayımladı. 167 ülkeyi kapsayan araştırma, demokrasilerin tüm dünyada inişte olduğunu gösteriyor. Ülkemiz demokrasisinin ise, 2008 raporu ile karşılaştırıldığında, iki yıldır ilerleme kaydetmek bir yana, iki basamak gerilediği ve dünya sıralamasında 87. sıradan 89. sıraya indiği görülüyor.
EIU, ilki 2006’da ikincisi 2008’de olmak üzere bu yıl kasım ayında üçüncü Demokrasi Endeksi’ni yayımladı. 165 bağımsız devlet ve iki bölgeyi (mikro ülkeler araştırmaya dahil edilmemiş) kapsayan çalışma, ülkelerin demokratik durumunu beş kategoride değerlendiriyor:
• Seçim sistemi ve çoğulculuk
• Hükümetin icraatı
• Siyasal katılımcılık
• Siyasal kültür
• Medeni haklar
Demokrasiler ise dört grup altında toplanıyor:
• Tam demokrasiler
• Kusurlu demokrasiler
• Melez rejimler
• Otoriter rejimler
Özgür/adil seçimler ve medeni haklar demokrasinin vazgeçilmez koşulları olmakla birlikte, şeffaf ve verimli bir yönetim, yeterli siyasal katılım ve demokratik bir siyasal kültür ile desteklenmedikçe, tam bir demokratik yapının oluşması olanaksızdır. Kaldı ki her türlü darbeye dayanıklı, sağlam bir demokrasinin kurulması zordur. Uzun bir geçmişe sahip demokrasiler bile yeterince beslenmez ve korunmaz ise zaman içinde erozyona uğrar ve şekil değiştirir.

KÜRESEL DEMOKRASİ İNİŞE GEÇİYOR…
1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışından bu yana toplum bilimciler demokratikleşmenin küresel karnesini dikkatle izliyor. EIU’in demokrasi ölçüm kriterlerine göre bugün dünya nüfusunun yarısı “bir çeşit demokrasi” altında yaşıyor. Ancak 2008 yılından bu yana tüm dünyada demokrasinin genel bir gerileme dönemine girdiği anlaşılıyor.
Son iki yıldır tüm bölgelerde egemen olan gidişat, demokratikleşme yolunda önceki kazanımların yavaş yavaş elden çıktığı yönünde. Bir de 2008 yılında başlayan küresel ekonomik kriz bunların üzerine tuz biber ekerek, var olan negatif trendleri hızlandırıyor.
Dünyanın pek çok bölgesinde demokratik açılımlar konusunda hayal kırıklıkları yaşanıyor. Otoriter yaklaşımlar özellikle Ortadoğu ve eski Sovyetler Birliği’nde daha belirgin. Afrika’da Sahra Çölü’nün güneyindeki ülkelerde demokratikleşme durma noktasına gelmiş durumda. Bazı bölgelerde ise geriliyor. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde siyasal kökenli bir huzursuzluğa bağlı olarak, bölgenin demokrasiye geçiş süreci sorgulanıyor. İfade özgürlüğü Güney Amerika ülkelerinde tedrici olarak kısıtlanarak yok edilmeye çalışılıyor. Ve bu ülkelerde demokratik içeriği kuşkulu bazı popülist güçler giderek kuvvetleniyor.
Gelişmiş Batı’nın sağlam temellere oturmuş olduğu varsayılan demokrasisi, siyasal katılımcılığın azalması, hükümetlerin yetersiz icraatları, sivil özgürlüklerin güvenlik nedeniyle kısıtlanması gibi nedenlere bağlı olarak yavaş yavaş aşınıyor.
DÜŞÜK PUANLARIN NEDENİ
Demokrasilerdeki bu gerilemenin pek çok nedeni olabilir. Doğu ve Orta Avrupa’da demokratikleşmenin hız kestiği görülürken, Çin ve Ortadoğu’da otokrasilerin demokrasiye katkıda bulunmayacağı anlaşılıyor. Otokratlar kendilerini nasıl koruyacaklarını çok iyi biliyorlar; kimi enerji bakımından zengin topraklara sahipken, petrol fiyatlarındaki artıştan da besleniyorlar. Burada en önemli etmen, demokrasiyi güçlendiren unsurların, askeri müdahalelere, Irak ve Afganistan’daki desteğini yitirmiş savaşlara bağlı olan meşruiyetini giderek yitirmesi. Dış politikada geçerlilik kazanan çifte standartlar (otokratlar birbirlerine düşman olabildikleri gibi iyi dost da olabilirler), Batı ülkelerinin ikiyüzlülükle suçlanmasına da yol açıyor.
Önde gelen Batı ülkelerinde demokrasinin işleyişinde yaşanan sorunlar, demokrasinin ihracını da büyük ölçüde engelliyor. ABD ve İngiltere, 2010 endeksinde “Tam Demokrasi” kategorisinin hemen hemen en alt sırasındalar. ABD’de terörizmle savaş nedeniyle temel hak ve özgürlükler büyük ölçüde kısıtlanmış durumda. Ayrıca yönetimin icraatlarındaki sorunlar da giderek daha fazla göze batar hale geliyor. İngiltere’de de temel hak ve özgürlükler benzer şekilde kısıtlanıyor, ancak demokrasiye en büyük darbe, siyasal katılımın belirgin şekilde düşüşe geçmesinden kaynaklanıyor.
Bu olgu, oy veren seçmenlerin ve siyasal partilere üye olanların sayısındaki azalmada, siyasal faaliyetlere katılım oranlarının düşmesinde belirgin.
Demokrasi sıralamasıGENEL DURUM DEĞERLENDİRMESİ
Dünyadaki devletlerin yarısının demokratik bir düzene sahip olduğu varsayılmakla birlikte, endekste “tam demokrasiler” 26 sayı gibi düşük bir düzeyde seyrediyor. 53 ülke ise “kusurlu demokrasiler” kategorisinde yer alıyor. Geriye kalan 88 ülkenin 55’i otoriter, 33’ü ise melez rejimler altında yaşıyor. Tahmin edileceği gibi kalkınmış OECD ülkeleri tam demokrasi kategorisinde egemen. Yine de bu grupta iki Güney Amerika (Kosta Rika ve Uruguay), bir Doğu Avrupa (Çek Cumhuriyeti) ve bir Afrika ülkesinin (Mauritius) bulunması dikkat çekici. Bütün bunlar kalkınma düzeyinin demokratikleşme sürecinde bağlayıcı olmadığını gösteriyor. Bu kategoride yalnızca iki Asya ülkesi bulunuyor: Japonya ve Güney Kore.
Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı bir çeşit demokrasi altında yaşamakla birlikte yalnızca %12’si tam demokrasiye sahip. Yaklaşık 2.5 milyar insan (dünya nüfusunun üçte birinden fazlası) otoriter idare altında (Bunun büyük bir kısmı Çin’de yaşıyor).
Rejim türlerinin bölgesel dağılımına bir göz atıldığında, kusurlu demokrasilerin Güney Amerika ve Doğu Avrupa’da yoğunlaştığı, az miktarda da Asya’da toplandığı görülüyor. Son 20-30 yılda Güney Amerika’nın demokratikleşme çabalarına karşın, bölgede pek çok ülkede demokrasi aşırı kırılgan bir yapı sergiliyor. Siyasal katılım düzeyi genellikle düşük ve siyasal kültür zayıftır. Son yıllarda bazı alanlarda da yozlaşma ve bozulma eğilimleri dikkat çekiyor. Buna en iyi örnek basın özgürlüğüdür.
Doğu Avrupa ülkelerinin pek çoğu biçimsel ve bağımsız demokrasiler arasındaki farklı net bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu bölgeden AB’ye yeni üye olan ülkeler, eski, gelişmiş üyelerle benzer siyasi özgürlüklere ve sivil haklara sahiptirler. Fakat bu iki grup arasında siyasi katılım ve siyasal kültür açısından büyük fark vardır. Bu bölgeden yalnızca tek bir ülke, Çek Cumhuriyeti, tam bir demokrasi olarak değerlendiriliyor.
demokrasi siralamasiTÜRKİYE’NİN KONUMU
Türkiye iki yıldır melez (karma) rejim kategorisine demir atmış durumda. Aynı zamanda 2008’de 167 ülke içinde 87.sırada yer alırken, genel puanı 0.04 kadar artmasına karşın 2010 yılında 89’uncu sıraya gerilemiş. Değerlendirmelerin 0 ile 10 ölçeğinde yapılan endekste, toplam puanı 2010 yılında 5.73 olan ülkemiz, 4-5.9 aralığında yer alan melez rejimlere sahip ülkeler içinde yer alıyor. Bu da 80 yıllık demokrasi deneyimimizin, Bolivya, Lübnan, Honduras gibi ülkelerin düzeyine çıkmaya yetmediğini gösteriyor. Bunun nedenlerini araştırmadan önce EIU’nun melez rejimin tanımına bir göz atalım:
MELEZ REJİM TANIMI
• Kuralların sıklıkla ihlal edilmesi seçimlerin özgür ve adil yapılmasını engeller
• İktidarın muhalefet üzerindeki baskısı belirgindir.
• Politik kültür, hükümetin icraatı, siyasal katılım konusunda yaşanan aksaklıklar, bazı durumlarda kusurlu demokrasi kategorisindeki ülkelerden daha vahim ve kalıcı olabilir.
• Yolsuzluklar yaygınlaşma eğilimi gösterirken, hukuk devleti kavramı sadece kağıt üzerinde kalabilir.
• Gazeteciler üzerinde baskı ve tacizler medyanın bağımsızlığını zedeleyecek ölçüdedir.
• Yargı bağımsızlığı yoktur.
Aslında bütün bunlar Türkiye’nin niçin bu kategoride yer aldığını yeterince açıklıyor. 167 ülke içinde 89. sırada bulunmamızın en temel nedeni, siyasi katılım puanımızın 3.89’larda seyretmesi ve temel hak ve özgürlük puanının 4.71’lerde kalmış olması.

Daha Geniş Bilgi İçin: http://orhanbursali.blogspot.com/2010/12/turkiye-demokratik-degil-melez-rejim.html

_______________________________________________________
Türkçesi: Reyhan Oksay
Kaynak: The Economist Intelligence Unit Limited 2010
*The Economist Intelligence Unit (EIU) ülke, sanayi ve yönetim analistlerinin ihtiyaç duydukları bilgileri sağlayan bir kuruluştur. 1946’da kurulan şirket, dünya üzerindeki 40’dan fazla ofisi ile araştırma ve danışma hizmeti veriyor.
  1. 02/01/2011, 16:43

    GÖP: Türkiye ‘İleri Demokratik’ Ülke mi? ‘Melez Rejim’ mi?

    Tam Yirmibirinci Yüzyıl’ın İkinci On Yılı’na girerken…
    AKP iktidarı, son referandumla birlikte Türkiye’nin “İleri Demokrasiye” geçtiğini söylüyor…
    Economist dergisi ise yaptığı “Demokrasi Endeksi 2010” araştırmasında Türkiye’yi “Tam Demokrasi” ve “Kusurlu Demokrasi” kategorilerine bile sokmayıp, “Melez Rejimler” içinde görüyor.
    Hangi tanım gerçeğe daha yakın acaba?
    ***
    Türkiye’deki medyayı temsil eden önemli Sivil Toplum Kuruluşları bir araya gelmiş…
    “Gazetecilere Özgürlük” için bir “Platform” oluşturmuşlar (GÖP).
    GÖP, şu örgütleri kapsıyor:
    Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği
    Basın Enstitüsü Derneği
    IPI Ulusal Komite (BED-IPI)
    Basın Konseyi
    Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
    Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD)
    Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)
    Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD)
    Gazeteciler Cemiyeti (Ankara)
    Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı
    Gazete Sahipleri Derneği
    Haber-Sen
    İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD)
    İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC)
    Kültür Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (KÜLTÜRÇEV)
    Medya Etik Konseyi (MEK)
    Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD)
    Profesyonel Haber Kameramanları Derneği (PHKD)
    Turizm Çevre ve Kent Gazetecileri Derneği (TURÇEV)
    Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD)
    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)
    Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF)
    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
    Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD)
    Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG)
    ***
    Bu platform (GÖP) üyeleri 27 Aralık 2010’da Silivri’ye giderek duruşmaları izledi ve bir açıklama yaptı.
    Açıklamanın bazı satırbaşları şöyle:
    ***
    Biz, 24 meslek kuruluşunun oluşturduğu “GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK PLATFORMU” (GÖP) üyeleri, Silivri’de artık “sanık” değil “tutsak” olduğuna inandığımız gazeteci arkadaşlarımızı mümkünse görmeye geldik…
    Buraya gelmekten amacımız, arkadaşlarımıza…
    Özellikle Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın şahıslarında tüm tutuklu ve hükümlü gazetecilere…
    Yeni yılın hem ifade özgürlüğü çağdaş demokrasilerdeki düzeye ulaşmış bir Türkiye, hem de yaşamımıza hükmeden bir hukuk devleti getirmesini dilediğimizi söylemekti…
    …Hem onların hem de bizim isyanımızı duyurmaya ihtiyacımız var.
    Onu da ancak medya, yani siz medya mensupları yapabilirsiniz.
    Tabii medyamız, bu sözleri aktarmanın bile başına bela açabileceğini düşünecek kadar özgürlüğünden yoksun hale düşmediyse…
    Haykırıyoruz, çünkü arkadaşlarımızın tutukluluk süresi, vicdanı olan, zerre kadar hukuk bilen herkesi isyan ettirecek kadar uzadı.
    Haykırıyoruz, çünkü arkadaşlarımıza atfedilen suçların(!) “asıl faili” olduğu iddiasıyla yargılananlar serbestçe dolaşırken fer’i (ikincil derecede) fail olduğu ileri sürülen gazetecilerin tutuklu olmalarını izah edemiyoruz.
    Haykırıyoruz, çünkü arkadaşlarımızın eylemleri nedeniyle değil, Cumhuriyetimizin temel değerlerine bağlı oldukları için cezalandırıldıklarına inanıyoruz…
    …Silivri’den seslenirken aslında ülkemizin hangi yöresinde olursa olsun, en ücra taşra kasabasında gazetecilik yaptığı için başı belaya giren arkadaşlarımızın da sesi olduğumuzu, hepsini desteklediğimizi ve hepsi adına “özgürlük” istediğimizi vurgulamak isteriz…
    GÖP olarak tüm ifade özgürlüğü mağdurlarının yanındayız.
    Ve ifade özgürlüğünü çağdaş demokrasilerdeki boyutlara kavuşturuncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz!
    ***
    Daha önce Nedim Şener, Filiz Koçali, Hakan Tahmaz, Rıza Zorakoğlu, İsmail Beşikçi, Rıza Zelyut gibi gazeteci ve yazarların duruşmalarını da izlemiş olan Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun yaptığı açıklama, Türkiye’deki rejimin niteliği açısından çok düşündürücü.
    Bu arada hapisteki gazeteci sayısının 50’ye ulaştığını anımsayalım…
    Ve tekrar düşünelim:
    Türkiye bir “İleri Demokrasi” mi?
    Yoksa bir “Melez Rejim” mi?
    Ne dersiniz?
    ekongar@cumhuriyet.com.tr / http://www.kongar.org

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: