Eksen, Eksen Kayması, Eksen Oluşturmak…


eksen kaymasıSon bir iki yıldır Balkan ülkelerine turistik geziler yaparak, ülkeleri bir ölçüde tanımaya çalışıyoruz. Gezileri “fatihane zan” ile, yeni Osmanlı özlemi ile yapmıyoruz. İtiraf etmek gerekirse, beni de eşimi de tarih, tarihi kalıntılar fazla ilgilendirmiyor. Doğa, halkın yaşam biçimi, davranışları daha ilginç geliyor. Gittiğimiz şehirlerde ulaşımı ile restoranları bazen eğlence yerleri ile yaşama uymaya, yerel halkla birlikte yaşamaya çalışıyoruz. Yunanistan’a daha önce gitmiştik, Bulgaristan’ı, Makendoya’yı, Karadağ’ı, Bosna-Hersek’i, Hırvatistan’ı son bir iki yılda görme olanağını bulduk. Aynı coğrafyanın insanları olduğumuz için, benzerlikler, ortak noktalar gözledik. Zaten Balkanlar’da Türk ve Müslüman azınlığı var. Türklerin, Müslümanların yaşadığı yerleşim bölgeleri, büyük ölçüde bizim Anadolu şehirlerine, kasabalarına benziyor. Mimarisi, çarşısı, kahvehaneleri, giyimi, yaşam biçimi ile…
Balkanlar-Türkiye-Kafkasya üzerinden Türki cumhuriyetlere değin uzanan coğrafi bölge bir siyasal, ekonomik eksen oluşturabilir mi? Bu bir özlem, bir ütopya olarak kalır mı? Kuşkusuz böyle bir öneriye, çeşitli nedenler ile karşı çıkılacaktır. Ülkeler arasındaki uyuşmazlıklardan, çekişmelerden, ülkelerin ekonomik güçsüzlüğünden, din farklılığından söz edilecektir. Özellikle de emperyal güçler ve onların işbirlikçileri, böl-yönet stratejisi izleyenler, Türkiye’yi bir ılımlı İslam devleti haline dönüştürmeyi isteyenler, Türkiye’yi AB’ye, ABD’ye veya İslam ülkelerine yamamaya çalışanlar, böyle bir seçeneğin gündeme getirilmesine dahi tahammül edemeyeceklerdir.
***
eksen kaymasıBazıları, geçmişteki Balkan Antantı ve Balkan Paktı örneklerini vererek, böyle önerinin yaşama geçirilme olanağının olamayacağını vurgulayacaktır. Gerçi savunmaya çalıştığım görüş, öneri, biraz genişletilmiş olmakla beraber özgün, yeni değildir. 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya ve Arnavutluk arasında Balkan Antantı veya Paktı oluşturulmuş; ancak istenen etkinliği gösterememiş, II. Dünya Savaşı, Almanya’nın Balkan ülkelerini işgale başlaması ile fiilen sona ermiştir.
Yine 1954 yılında Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Balkan Paktı imzalanmış, 1960’lı yıllara doğru Yugoslavya’nın üçüncü dünya ülkelerine katılımı ile bu pakt da yürümemiştir. Ancak günümüzde koşullar farklıdır. Ekonomik ve siyasal bütünleşme hareketleri belli bir ivme kazanmıştır. Duygusal davranmazsak, iyi niyetle, dürüstçe davranırsak, hoşgörülü olursak, belki ütopya olarak nitelendirilen amaçları gerçekleştirebiliriz. Yeri gelince laiklikten, seküler anlayıştan dem vuruyoruz. Böyle bir ekonomik ve siyasi kuşak oluşturmada, laiklik, seküler anlayış, kuşkusuz temel ilke olur. Örneğin Üsküp’te çan sesi ile ezan birbirine karışıyor, aynı anda duyuluyor. İçtenlikle ve tutarlı davranalım. AB’ye girişte din farklılığı bir engel olmamalı iken, AB’nin bu bağlamda çifte standardı bir eleştiri konusu olurken kuşak, eksen oluşturmada din farklılığı niye engel oluştursun?
***
Almanya-Fransa gibi yıllarca çekişmiş, savaşmış, rakip olmuş ülkeler, geçmişteki davranışlarını akılsızca bularak, AB’nin çekirdeğini oluştururken; bizler, aynı coğrafyanın insanları niye çekişelim, düşmanlık duygusu besleyelim, aşılayalım? Düşmanca davranmanın, birbirimize karşı silahlanmanın akılcı bir yanı var mı? Bir kuşak oluşturabilirsek, aradaki uyuşmazlıklar da anlamsızlaşır.
Günümüzde istismar çelişki sermaye-emek ilişkisinden daha çok ekonomik açıdan gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler, Kuzey-Güney arasındadır. Gelişmelere, ilişkilere yalnız Marksist açıdan değil, Sultan Galiyef açısından da bakmamız gerekir. Lenin ve Sultan Galiyef, asıl çelişkinin, istismarın gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilşkide olduğunu, hemen hemen bir asır önce görmüşlerdir.
Türkiye, artık yarım yüzyıldır AB kapısında sürünme, ABD’nin Ortadoğu politikasının piyonu olma, ılımlı bir İslam ülkesine dönüşme politikalarından, açmazlarından kurtulmalıdır. Asırlardır birlikte yaşadığımız, ortak yönlerimiz olan insanlarla bir eksen oluşturma seçeneği üzerinde de düşünülmelidir. Çekişme, emperyal güçlerin emekçisi, çevre ülkesi olmak yerine, bağımsız bir eksen oluşturmaya yönelmek daha akılcı ve onurlu bir politika gibi geliyor.
_________ Öztün Akgüç / Eksen Oluşturmak / Eksen Oluşturmak
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: