Başlangıç > Bilim, Din..., ucnokta'dan, Yorumsuz... > Türban – YÖK ve Nanoteknoloji…

Türban – YÖK ve Nanoteknoloji…


Nanoteknoloji2003 yılında Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve TÜYAP işbirliği ile düzenlenen bir fuara ev tekstilinin duayen işadamı Hâdi Türkmen Bey’i de davet etmiştik.
Hâdi Bey bir hayalim var diye söze başladı…
Yaşamımızı kolaylaştıracak kumaşları anlattı. Hava alabilen, ısı yalıtımı yapabilen, deprem esnasında duvarların yıkılmasını önleyecek kumaşları anlattı. Sonra teknolojik gelişmeler bu hızla devam ederse bizi dış etkenlerden (ısı, ültraviyole ışınları, kir, toz, bakteriler ve böcekler) koruyacak giysilerin günlük yaşamımıza gireceğini söyledi. Yıllar birbirini kovaladı ve söyledikleri gerçekleşti. Birkaç ay önce ‘duvarlarınızı x kumaşıyla kaplayın depremde yıkılmasın’ diye radyo ve TV’de reklamlar yapıldığını gördüm.
Akıllı kumaşlar hayatımıza hızla girdi. Nanoteknolojik gelişmeler bu alanda hiç ummadığımız gelişmelere yol açtı. Nanoteknolojik gelişmeler sadece giysiler veya kaplamalık kumaşlarda kalmadı. Hayatın her alanına girdi. Uçaklarda, otomobillerde, yol yapımlarında, ameliyat malzemelerinde, izolasyon malzemelerinde, elektronik eşyalarda kısacası aklınıza gelen her yerde nanoteknolojik ürünler kullanılıyor.
Geleceğin nanoteknolojilerde olduğunu gören ABD hükümetleri 1999 yılında Nanoteknoloji Enstitüsü’nü kurdu. Yetmedi; Harward, Stanford, Carnel gibi tanınmış on üç büyük üniversiteye “kamu” tarafından nanoteknoloji araştırma merkezleri kurduruldu. Nanoteknolojik araştırmaları desteklemek, yönlendirmek devlet politikası oldu.
ABD’yi merkez AB ülkeleri, Japonya, Singapur, Kanada, Tayvan, Çin, İsrail, Avustralya, İsviçre, Yeni Zelanda ve İran izledi.
Bu alanda yapılan yayınların sıralaması AB %32, ABD %24, Japonya %12 ile ön sırada yer alıyor. ABD’den sonra bu alanda en fazla ar-ge çalışması yapan ülke Japonya’ydı. Konunun önemini anlayan Çin, bu alanda çok büyük yatırım yapmaktadır. ABD ile arasındaki farkı hızla kapatmaktadır. Komşularımız içinde bu konuda ciddi araştırmalar yapan iki ülke var; İsrail ve İran… 2007 yılında İsrail’de 250 Nanoteknoloji araştırma grubu ve kırk beş nanoteknoloji şirketi mevcuttu.
166 üniversitemiz var. Bu yıl üniversite kontenjanlarından yetmiş binine kayıt yapılmadığı basında yer alıyor. Halkımızın üçte biri okuma yazma bilmiyor. Bu oran kadınlar arasında çok daha yüksek. Gelişmiş ülkelerde liselerin %70’i teknik liseyken bizde tam tersi.Komşularımızda mecburi eğitim 11 yıl.Bizdeyse zar zor 8 yıla çıkarıldı.
Gençlerimizi on iki ila on yedi yıl okutuyoruz sonrasında “ne iş olursa yaparım abi” diyen mesleksiz insanları yetiştiriyoruz. Ne kadar acı ki bu duruma toplumumuzdan hiç tepki gelmiyor. Eğitimimizin tek amacı var; eğitimini tamamlayanlara diploma vermek. İlkokula başlayan her öğrencinin eğer geri zekâlı değilse, okulu bırakmamışsa lise diploması cebinde. Ailesinin parası varsa özel pardon! Vakıf üniversitesine girer, buradan diploma alınca geriye devlet memurluğu “KPSS”ye girmek kalıyor. Vakıf üniversitelerimizde on-on beş fen sorusu cevaplayanlar mühendislik dallarında öğrenim görüyor. Bunun bedelini ileriki yıllarda ağır ödeyeceğiz.
YÖK başkanı “kırk bin öğretim üyesi açığımız var, buna rağmen yeni üniversiteler açacağız” diyor. Bu sözlere toplumda hiçbir tepki yoksa söylenecek bir şey de yoktur demektir.
Konumuza dönersek elbette bizde de araştırmalar yapılıyor. Üniversitelerimizde araştırma merkezlerimiz var. Bu konudaki istatistiklere bakarsak 1996-2005 yıllarını kapsayan on yıllık sürede uluslararası dergilerde yayımlanan Türkiye adresli bütün makalelerin etkinlik indiTürbansi (h-indisi) 97’dir. Bu oranla Yunanistan’ın, dört milyonluk İrlanda’nın gerisindeyiz. İsrail’in indisi 275’dir. ABD’nin ünlü üniversitelerinden Stanford Üniversitesi’nin indisi 297’dir. 2005 yılı rakamlarına göre kişi başına düşen makale sayısında ise Yunanistan’dan on kat, İsrail’den otuz kat gerideyiz.
Bilim insanları “Nanoteknolojiye sahip gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkeler arasındaki ara kapanmayacak derecede açılacaktır” diyorlar.
Bizim üniversitelerimizin en büyük problemiyse bildiğiniz gibi türban, “bizden” rektör ve dekan ataması; öğretim görevlileri ve memurların cemaatten olması, ihaleleri bizimkilere verilmesi… YORUM SİZİN…!
yazan :Ekrem Ha
yri PEKER
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: