Başlangıç > Güncel Türkiye..., Global Strateji..., Toplum ve Siyaset..., Yorumsuz..., Zehir Zemberek... > İsrail saldırısı, Mavi Marmara ve Türkiye…

İsrail saldırısı, Mavi Marmara ve Türkiye…


Mavi Marmara Gemisi O GEMİDE ASLINDA KİMLER VARDI?
Belli oldu ki; AKP yakıp yıkarak, Türkiye’yi iç-dış savaşa sokarak gidecek.
Hamas’ın, Hizbullah’ın, El Kaide’nin avukatları, Türkiye’yi Arap-İslam eksenine zoraki zincirleyip de gidecek.
Belli oldu ki; AKP pirincin içine beyaz taşı karıştırıp da gidecek. Arkalarından Kemal Kılıçdaroğlu değil Mustafa Kemal gelse, ayıklayamayacak.
Belli oldu ki; AKP, tüm provokatif gösterilerinde, türbanlı kadınları ve çocukları ön cepheye sürmekten asla vazgeçmeyecek.
Bir kez daha belli oldu ki; AKP, Türk Ordusu’na tuzak üzerine tuzak kurmaktan son nefesine kadar vazgeçmeyecek. Seçimleri biraz daha geciktirebilmek uğruna, Meclis’ten ‘savaş kararı’ çıkartma riskini dahi göze alarak gidecek.
Şimdi kınadılar, kınattılar, kınalar yaktılar. Her ‘çuvalladıklarında’ yaptıkları gibi patlattılar bir Ergenekon dalgası daha, maksat kafalar alkolsüz harman yerine dönsün…

Bir kere şu bilinmeli: Gazze’de Filistinlileri esir alan, İsrail’den ziyade Hamas’tır. Çatışmalar da, İsrail’den ziyade El Fetih’le Hamas arasındadır.
Filistin halkı; roketatar yuvalarını, karargahlarını , çok çocuklu Filistinli ailelerin oturduğu apartmanların ara katlarına kuran, sonra da “İsrail çocukları vuruyor” diye ‘mazluma yatan’ Hamas’ın zulmü altında inlemektedir.
Gazze’ye Mısır üzerinden her türlü malzemenin sokulduğu 40 kadar tünel Hamas’ın kontrolündedir. Tünellerden giren gıda, tüketim mallarını halkına karaborsa satan Hamas’tır. İsrail’in ördüğü duvarın çimentosunu İsrail’e satan şirket Filistin Meclis Başkanı’nındır.
Kendi halkına karşı Hamaslaşan, kendi halkını rehin alan, zulmeden, tüccar zihniyetli AKP hükümeti, kendisini Hamas’a, Hizbullah’a ve hatta El Kaide’ye yakın hissettiğini açıkça ifade etmiştir. İslami ‘Error (erör) örgütü’ AKP ile, islami terör örgütleri arasındaki bu yanak yanağalık doğaldır.
Kâbem insan olduğundan ölenlere üzülürüm elbet. Ama şunu da bilirim ki;
O gemide, Van’da bir gün içinde asılmış bulunan dört kadını ‘namus temizlemek’ için öldüren zihniyet de vardır.
O gemide; Yahudi – içki içen – şort giyen komşu istemeyen, ama şeriat özlemi uğruna AB’ye girmek istiyormuş gibi takiye yapan zihniyet de vardır.
O gemide, müslümanın parasını “Bosna’ya, Pakistan’a yardım göndereceğiz” diye toplayıp cebellezi eden, siyasi parti güçlendiren, tv kanalı kuran zihniyet de vardır.
O gemide, Pakistan’da Taliban – Amerikan işgali altında yerlerinden edilmiş 3 milyon müslüman mülteciyi, Taliban’a ve Amerika’ya b.k sürmemek için bir türlü göremeyen zihniyet de vardır. O gemide, zina eden kadını taşlarken cennet hayalleriyle orgazm olan zihniyet de vardır.
O gemide, ‘Şehit olacak çocuklar doğuracağım’ diyecek kadar gözü dönmüş, gelecek kuşaklardan ‘ahirette şefaat’ vaadiyle vazgeçmiş, din uğruna analık hormonlarını kurutmuş zihniyet de vardır.
O gemide, kendi halkına zulmeden Hamas zihniyetinin İsrail’i provoke etmek amacıyla kışkırttığı, kandırdığı ‘niyazi’ler de vardır,
O gemide, TSK’nın onurunu kıran komploların aktörleri, bugün “Ordu göreve” diye manşet atıp, TSK’yı savaş tuzağının içine çekmeye çalışan zihniyet de vardır.
O gemide, TSK’nın kozmik odaları talan edilip, seferberlik planları Amerikan beslemesi medyaya servis edilirken badem bıyığı kıs kıs sırıtan zihniyet de vardır.
O gemide, İsrail’in icraatlarına ‘devlet terörü’ deyip de, AKP’nin devlet terörünü, siyah jeep, villa, dolar karşılığı destekleyen zihniyet de vardır.
O gemide en çok da, ‘yeşil’ inşaat şirketlerine Gazze’de iş alanı açmak için debelenen ‘tüccar’ zihniyet vardır.
Şubat ayında Doha’da (ABD-İslam Forumu) hisli bir konuşması vardı Recep Bey’in.
“Ey insanlık neredesin! Gazze’ye niçin inşaat malzemeleri giremez, niçin inşaatlar yapılamaz!” diye hem ‘nefsine-şahsına’ hem ‘tüm insanlığa’ sormuştu. Bu konuşmayı yaparken, aklında yakın ilişkide olduğu hangi inşaat şirketinin (Y. mi? yoksa İ. mi, TOKİ mi?) menfaatlerini koruma arzusu vardı, ben bilmem beyim bilir. Ne de olsa vatanı ‘arsa’, kendisini pazarlama müdürü zanneden bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Tüm terör örgütleri gibi, günün birinde legal zeminde partileşip siyaset kulvarına dalan Hamas, 2006 Ocak ayında ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yapmıştır. Çünkü, Recep Bey, tüm dünyanın ‘terör örgütü’ listesindeki Hamas’a destek vermektedir.
Recep Bey’in eylemleri Türkiye’yi bağladığından, Hamas-El Fetih çatışmasında Türkiye’nin Hamas’ı desteklediği görüntüsü verilmektedir.
Recep Bey, Türkiye’yi de ‘PKK’yı tanıma’ gibi bir dayatmaya sürüklediğini idrak edemeden, AKP ile Hamas arasında “Seçimle iktidara geldi. Millet iradesidir” bağlamında parallelik kurmaktadır.
Ocak 2009’da Recep Bey İsrail Başbakanı Olmert’e yalvarıyordu: “Aman Lübnan’da Hizbullah’la bir gerilim yaşanmasın.”
Velev ki Yahudi Cesaret Nişanı alabilmiş tek müslümandır, bir zamanlar Hikmetyar’ın dizinin dibinde mutlu, ona da kefil olmuş Recep Bey, radikal islamcı terör örgütleriyle yanak yanağa durmaktan vazgeçecek gibi değildir. Çünkü Recep Bey ve partisinin, ‘demokratik güç’le ‘terör örgütü’nün tanımı konusunda kafaları karışıktır.

Gemidekilerden Mazlum-Der Başkanı Ahmet Faruk Ünsal eski AKP Adıyaman milletvekili. Gemideki Türklerin hepsi AKP gibi Milli Görüş’ün elemanları. İHH dedikleri, “Yeniden Ümmet Seferi” diye seferler düzenleyen, nitelikli dolandırıcılık çetesi Deniz Feneri’nin uzantısı. AKP Kadın Kolları Başkanı Havva Girgin “Yayınlanan görüntülerde eşimi sağ olarak gördüm” diyor.
İşler bekledikleri gibi gelişmeyince Bülent Ar-hınç tvlere çıkıp utanmadan “Sivil inisiyatiftir, hükümetle alâkalı değildir. Hükümetin demesiyle gitmiyorlar” diyerek Hamas sempatizanları yla aralarına mesafe koymaya çalışıyor.
DTP, BDP ne kadar PKK’lı değilse, bu gemi yolcusu da o kadar AKP’li değildir.
O gemide AKP, o gemide Milli Görüş zihniyeti vardı. Gemi Türkiye değil Komor Adaları bandıralıydı. Ha! Gemideki yabancılar mı? O kadarı PKK kamplarında da var.
“Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü hedef alan” İsrail saldırısı değil, bizzat “iyot gibi açığa çıkan” Recep Bey’in kendisi, partisi ve nitelikli dolandırıcılık tarikatlarıdır.
Bakmayın kınamaya, kınalamaya…
İsrail kurşunu “…ille dostun gülü”dür AKP için. Fena yaralamıştır. AKP ihalelerde İsrail’in ticari çıkarlarını bunca koruyup kollarken, İsrail’in inşaat malzemesine (sonra da şirketlerine herhalde) yol vermemesi üzmüştür civanım delikanlıyı.
Bu işler böyledir. Sen PKK’lı çapulcunun bile bitini kanlandırıp TSK’ya meydan okutursan,
Türkiye’nin görüntüsünü ‘şaşkın-sarsak-yalpalay an’ ülke olarak dünyaya yansıtırsan,
Gemiye provokasyon için bindirdiğin vatandaşının canının önemi yoksa, İsrail ki gaddarlığı tescillidir, gelir sana meydan okur. Olan da her zamanki gibi, gaza getirdiğin türbanlı kadına olur.
Sen de Meclis savaş kararı almış da, seferberlik ilan edecekmiş havalarda (“Son kararımızın hayırlı olmasını diliyorum”) kürsülere çıkıp, hık mık sumak, lamba kümbe der inersin.
Bu hükümetin alacağı en ‘hayırlı’ son karar, derhal TOPLUCA İSTİFA ETMEKTİR.
Kıymet Nadir Bindebir / Odatv.com / 02.06.2010

  1. Ata
    04/06/2010, 17:09

    Söze İsrail Hükümetinin tutumunun, açık denizlerde ‘korsanlık’ yapmakla eş değerde bir ‘ eşkıyalık’ olduğunu vurgulayarak başlamak lazım. Bu konuda Türk halkının çoğunluğu ile aynı fikirdeyim. İsrail Hükümeti adına yapılan açıklamalardan operasyonun kanlı olacağını anlamak için çok akıllı olmak gerekmiyordu. İsrail Filistinliler söz konusu olduğunda her zaman orantısız güç kullanmıştır. Bu nedenle böylesine kapsamlı ve ‘çok uluslu’ eylemlerde ölümlerin de olabileceğini tahmin etmek zor değildir. Anormal olan inşaat malzemelerini bile “silah” kabul eden bir anlayıştan, normal insani davranışları beklemektir. Durum bu kadar açık ve net olarak ortada iken, “İsrail kuşatmasını delmek” hangi aklın ürünüdür, anlamak mümkün değildir!..Üstelik bu işin yardım kuruluşları eliyle yapabileceğini düşünmek ne büyük saflıktır!..

    Birleşmiş Milletlerin kararlarını tanımayan bir devletin, yardım kuruluşlarının oluşturacağı kamuoyu baskısı karşısında geri adım atacağını nasıl düşünülebilir mi?… Eyleme katılan kişiler çok ‘inançlı’ veya ‘fanatik’ olabilirler!.. Bu nedenle de en ufak bir kıvılcım ortalığı cehenneme çevirebilir. Bunda yadırganacak bir şey yoktur. Nitekim öyle de olmuştur. Sorunun kaynağı burası değildir; kusur veya kasıt; onlara öncülük eden yardım kuruluşu ile bu kuruluşa destek veren resmi makamlarda aranmalıdır. T.C. Devletinin siyasi analiz yeteneğinin bu olay içinde değerlendirildiğine inanmak mümkün değildir. Hal böyle olunca böyle bir günde ölümlerin yaşanabileceğini öngörmemek bir mazeret olarak ileri sürülemez! Hatta, bu ölümleri Zonguldak’taki maden kazasında yaşamını kaybeden maden işçileri için söylenen ‘kader’ kapsamında da değerlendirmeyi de artık yemezler!

    Eyleme katılanlar “şehit” olmak gibi bir sonucu göz almış olabilirler. İntihar eylemi yapan eylemciler bile var. Buna kimsenin diyecek bir sözü olamaz! Ne var ki devletin, bu şekilde sonuçlanacağı kesin gibi gözüken böyle bir eyleme izin vermesi ve hatta destek olması bağışlanmayacak bir aymazlık kabul edilmelidir. Hele hele bu eylem için, özel bir yardım vakfına, ‘devletin feribotunu’ tahsis etmenin (satmak veya kiralamak da olsa fark etmez) açıklaması nasıl yapılacak onu da çok merak ediyorum. Üstelik bu vakıf kendini “İslamcı” olarak tarif edip,(1) siyasi bir misyon üstlendiği de kamuoyu tarafından biliniyorken. Devleti vakfın peşine takmak; onu öne geçirmek asla bağışlanabilecek bir davranış değildir…

    Bu kadar basit bir durumu hükümetin göremeyecek kadar ‘basiretinin bağlandığı’ söylenebilir mi?.. Devlet birkaç kişiden ibaret bir şey değil ki. Dışişleri var, istihbarat örgütleri var, akademisyenler var; okur-yazar çizer takımı var… Bunlardan neden yararlanılmaz anlamak mümkün değil. Bu bakımdan bence öngöremezlik de söz konusu değildir!

    Bana göre, hükümet böyle bir sonucu öngörmüştür ve sonuçlarına katlanmayı da göze almıştır. Hiç kuşku yok ki, olaylar nasıl gelişirse gelişsin, ilk günlerde tartışılacak olan İsrail’in korsanlığı olacaktır. Bu süre içinde hükümet kamuoyunun dikkatini dışarıya, üstelik de halkın yıllardır kendi meselesi olarak kabul ettiği bir soruna çekmiş olmakla, puan bile toplayabilecektir… Bu arada yıldızı her gün yeniden parlayan Kılıçdaroğlu da ulusal bir dava olarak benimsenmiş olan ‘Filistin Meselesi’ söz konusu olduğu için, geri plana itilecek; hükümetle aynı safta ve birkaç adım da arkasında yerini almış olacaktır!.. Böyle bir sonuç seçime 1 yıldan az kaldığı için AKP’nin işine gelir mi gelir…

    Böylece Kılıçdaroğlu üzerinde yoğunlaşan ilgi, kayarak yeniden Erdoğan üzerine odaklanabilecektir. Bu arada mecburen “one minute” olayı ile İsrail’in Ocak 2009’daki Gazze’ye saldırısı üzerine Başbakan’ın İsrail büyüklerini ‘fırçalaması’ yeniden tartışılmaya başlanacaktır…

    Herkesin İsrail’i lanetlerken benim bu olasılıklar üzerinde kafa yormamın pek çok kişinin hoşuna gitmeyeceğinden eminim. Ama bu olasılıklar göz ardı edilecek gibi değillerdir…

    Dilerseniz İsrail’in bu kadar şiddetli tepki vermesinin nereden bilinebileceğini söyleyeyim. Bunun için çok ayrıntıya girmek şart değil. Aklımda kalan bazı olayları başlıkları ile hatırlatıyorum; bu kadarı bile yeterlidir. Hamas’ı biliyorsunuz, Filistin Kurtuluş Örgütünü zayıflatmak ve dengelemek için İsrail tarafından kurulmuş olan bir örgüttür. (2) Pek çok kişinin bu durumdan haberdar olduğunu sanmıyorum. Ayrıca Hamas ABD başta olmak üzere, pek çok devlet tarafından ‘terör örgütü’ olarak kabul edilmiştir.(3) Ama aynı zamanda da seçimleri de kazanıp parlamentoda çoğunluğu elde etmiş bir partidir. ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre örgüt, yurt dışında yaşayan Filistinliler, İran Hükümeti ve Arap ülkelerinden gelen yardımlarla finanse edilmektedir.(4) Hamas Liderini ABD’ye inat Türkiye’ye davet eden de Erdoğan’dır… Bunları bir tarafa kaydedelim…

    İran’ın uranyum zenginleştirmesine karşı, ABD’nin İran’a yaptırım uygulamak üzere yürüttüğü uluslar arası çabaları unutmayalım. Buna rağmen Erdoğan’ın ABD’nin isteği dışında Arjantin ile birlikte İran’la ‘Takas Antlaşması’ yapmak üzere sorumluluk alması da unutulmamalıdır. Bunlara ek olarak; İsrail Cumhurbaşkanı’na Davos’ta Erdoğan’ın ‘one minute’ demesi, Gazze’ye yapılan saldırıları ulu orta eleştirmesi, Yahudilere ‘10 Emir’den 6’ncısı olan ‘öldürmeyeceksin’i hatırlatması, ‘söz verdiği halde’ Suriye sınırlarındaki mayınları temizleme işini İsrailli firmaya verilememesi, son askeri tatbikata İsrail’i çağırmaması, helikopter ihalesinin İtalya’ya verilmesi; İsrail’in insansız uçaklar heronların Türkiye’ye teslim etmemesi ve iç politikada İsrail’e karşı düşmanlığın körüklenmesi de yukarıda anlatılanlara katıldığında, İsrail’in ilk fırsatı bulduğunda bunların rövanşını alacağı kesindi…

    İsrail için kaç kişinin öleceği sorun değildir. Hiçbir zaman da adam sayısının bir önemi olmadı…

    Şimdi de bu verileri göz önünde tutarak başka soruların cevabını arayalım:

    Bu ‘gösteri’(!) için, ‘devletin feribotu’ dışında tahsis edilecek özel şahıslara ait, kiralık bir feribot yok muydu? Elbette vardı… Peki feribotun Mavi Marmara olarak seçilmesi bilinçli bir tercih miydi?.. Yani İHH Yardım Vakfına yapılacak olan olası bir İsrail operasyonunu, TC Devletinin üzerine çekerek, vakfa ekstradan bir korunma mı sağlanacaktı?.. Basına yansıyan bilgilere göre, İHH Yardım Vakfı, 2 ay önce gemiyi İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ ‘den 1 milyon 850 bin TL ye satın alınmıştı. (Bu satış işlemi nasıl yapılmış, rekabet ortamı yaratılmış mı, “gemicik” olayı ile benzer yanları var mıydı, bunları daha sonra tartışacağız!) Gemi İHH üzerine tescilliymiş, fakat Türk bandırası değiştirilmiş. Komor Adaları bandırası taşıyormuş. Anlaşılan bu tür bir operasyonun olabileceği hesaba katılarak önceden bazı hazırlıklar da yapılmış! Hiç kuşku yok ki, konvoyun başındaki geminin Türkiye’ye ait ‘resmi’ nitelikli bir feribot olması görüntüsünden de yararlanılmak istenilmiş. Anlaşılıyor ki, İsrail için konvoyun başında Türk gemisi olması, onları operasyon yapmaktan vazgeçirebilirmiş gibi, hatalı bir düşünceye teslim olunmuş. Geçmişte pek çok olumsuz deney bilindiği halde, vakıf yöneticilerinin bu ‘masala’ kanması inandırıcı olabilir mi?…

    Yoksa fikir hükümet kanadından mı gelmişti?.. Bu bahane ile Kılıçdaroğlu üzerinde yoğunlaşan ilgiyi, yeniden AKP üzerine çekebilmek için bir hesap mı yapılmış? Zaten tutumunun ne kadar katı olacağı herkesçe malum olan İsrail Hükümetinin kararına rağmen, inadına bir iş yaparak ‘ambargoyu delme’ye çalışmak, başka ne anlama gelebilirdi? Böyle bir eylemin sonunda ortaya çıkacak olan nemayı toplamak hesabı yapılmış olabilir mi?..

    İsrail hükümeti İHH Yardım Vakfı’nı Hamas, El Kaide gibi İslami terör örgütleri ile ilişki içinde; onlara yardım yapan bir dernek olarak tanıdığını açıkladı. Nedense bugünlerde internetten İHH ile ilgili sayfalara ulaşılamıyor. İsrail Hükümeti’nin yaptığı suçlamanın doğru olup olmadığını öğrenme imkanı şimdilik ortadan kaldırılmış görünüyor. Bu olayda hükmet, İHH’nın önünde mi, yoksa İHH’nın emrinde miydi bu da belli değil! Başbakan vekili Arınç’ın, kendisine sorulan bir soruya verdiği yanıtta; konvoyun bilgileri içinde fakat yönlendirmeleri dışında oluşturulduğunu söylemesi akıllara başka soruları getirdi. TRT’de yapılan bir programda konuşturulan bazı kişilerin “eylemin amacına ulaştığını” söylemesi ve İsrail’in “gerçek güzünün gösterildiği” şeklindeki yorumlara öncelik verilmesi, sanki böyle bir sonucun istendiğini ortaya koyar gibiydi. Gemiye inen İsrail askerlerine, kalaslarla karşılık verilmesi, sapanlarla bilye atılması eğer doğru ise, verilecek karşılığın orantısız olacağı da öngörülmüş demektir. Özetlemek gerekirse, İsrail’in çirkin yüzü ortaya çıksın diye, İHH Yardım Vakfı ve hükümet, peşlerine taktıkları insanlardan bazılarının ölümünü de göze almışlardı!…

    ABD yönetimi olayı kınamamış, sadece ‘ölenlere üzüldüğü’ söylemekle yetinmiştir!.. İlginç değil mi?.. BM Genel sekreteri ise, zoraki bir kınama mesajı yayınlamış fakat henüz BM’den karar çıkartabilmiş değildir… Eyleme katılan diğer ülkelerden beklenen tepki ise hala gelmemiştir… Bütün bunlar akıllara daha başka soruları getiriyor!..

    İlk akla gelen: Abluka kırılsaydı bu bir zaferdi ve AKP’nin olacaktı… Konvoy’a karşı ‘beklenen’ operasyon gerçekleşince, o zaman da AKP ‘önderliğinde’ hükümetin desteği ile harekete geçen İnsani Yardım Vakıfları, İsrail’in zaten ‘pazara çıkmış’ olan ipliğini bir kez daha pazara çıkararak başka bir zafere mi imza atacaklardı? Bu ikinci olasılık pek akla yatkın değil. Ama iç siyasette öne geçmek için böyle bir yöntem tercih edilmiş olabilir…

    Eğer bu son olasılık öngörülmüşse, o zaman ölen insanların hesabını sadece İsrail’den değil, onları bu yola sokan İHH ve Türk hükümetinin de vermesi gerekiyor!..

    Ben aklıma gelenleri söyledim, inanıp inanmamak size kalmış…

    DİPNOTLAR:

    (1) İHH’nin Facebook’taki paylaşım sitesinde internet sitesi olarak gösterilen sitelerden biri olan: http://www.islamvehayat.com/ sitesini tıklayıp incelemenizi tesviye ediyorum. Ayrıca “İHH İnsani Yardım Vakfı, Afrika’nın farklı ülkelerinde gerçekleştirdiği katarakt ameliyatlarına bütün hızıyla devam ediyor… İHH İnsani Yardın Vakfı, kuruluşundan bu yana her Ramazan ayında Dünyanın farklı ülkelerinde ve Türkiye’de organizasyonlar gerçekleştirmekte olduğu biliniyor…” cümleleri kendilerine ait.

    İHH Yardım Vakfı, en büyük sosyal paylaşım sitelerinden Facebook’ta kendini şu şekilde tanıtmaktadır: Filistine Özgürlük Konvoyu (Viva Palestina), kuşatma ve ambargo altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinli kardeşlerimiz için dayanışma amacıyla Amerika, Avrupa ve Asya üzerinden araç konvoyu ile Gazze’ye ulaşmayı hedefleyen bir uluslar arası kampanya ve organizasyondur. Çok sayıda ülkeden çok sayıda Filistin dostu kişi ve kuruluş tarafından desteklenmektedir.

    Amaç, bir yandan İsrail’in kuşatmasını delmek, öte yandan her türlü yardım malzemesine ihtiyaç duyan Filistinlilere yardım… Çalışma uluslararası bir organizasyon olup Türkiye ayağını İHH İnsani Yardım Vakfı organize etmektedir…

    http://www.facebook.com/group.php?gid=241057557350&ref=share

    (2) “İsrail kararlı bir biçimde Yaser Arafat’ın liderliğindeki laik El Fetih hareketini zayıflatmak amacıyla Hamas’ın büyümesini desteklemiş ve cesaretlendirmiştir.(1) UPI’ye göre İsrail, Filistin Kurtuluş Örgütü’nü dengelemek için karşı bir unsur olarak 1970’lerin sonlarından itibaren başlayarak Hamas’ı desteklemiştir.(2)12 Ocak 2007 Pazartesi günü, İsrail Parlamentosu’nda Knesset’de yapılan Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi toplantısında İsrail Başbakanı Ehud Olmert şunları söylüyordu:”Hamas’ı Netanyahu kurdu, hayat verdi, Ahmed Yasin’i serbest bıraktı ve ona gelişme şansı verdi.” (2)

    Les très secrètes ‘relations’ Israël-Hamas (The very secret Israel-Hamas ‘relations’), Le Canard Enchaîné, February 1, 2006 (issue n°4449) (Fransızca)
    “Hamas history tied to Israel”, United Press International, June 18, 2002
    Olmert accuses Netanyahu of creating Hamas.
    (3) Hamas, Kanada, Avrupa Birliği, İsrail, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde terör örgütleri listesine alınmıştır. Örgütün askeri kanadı, İzzeddin el Kassam Tugayları, Avustralya ve Birleşik Krallık’ta terör örgütleri listesinde yer almaktadır.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Hamas

    (4) http://www.state.gov/s/ct/rls/crt/2006/82736.htm (İngilizce)

  2. Ata
    04/06/2010, 17:17

    Türk basını, Gazze’ye İnsanı (İslami) Yardım sırasında Mavi Marmara Gemisi’ne ve sivillere yönelik saldırıdan bahsederken sıkça AKTİVİSTLER sözcüğünü kullanmaktadır….

    Peki ama ne demektir bu AKTİVİST?

    AKTİVİST: “Aktivite”, “eylem” kökünden gelen, “eyleme geçenler” anlamında kullanılan ECNEBİCE bir sözcüktür.

    Ancak İHH’nın İnsanı (İslami) Yardımına katılanları AKTİVST değil, AK’TİVİST olarak adlandırmak gerekir.

    Çünkü, bilindiği gibi Gazze’ye Yardım Kampanyası, yetkililerce tam tersi iddia edilmesine karşın, bir AKP Operasyonu’dır. Kampanyanın belli başlı aktörlerine bakılınca AK’TVİSİTLERİN AKP ile olan ilişkileri olanca açıklığıyla gözler önüne serilmektedir.Bu nedenle Mavi Marmara’ya yapılan saldırıdan bahsederken AK-TİVİST demek ve yazmak gerekir.

    İşte belli başlı AK’TİVİSTLER:

    1) İHH DERNEĞİ:İHHA Derneği hem “maddi”, hem “manevi” hem de “felsefi” olarak AK PARTİ destekli bir “Sivil Toplum Kuruluşu’dur. Bu Dernek, Bosna’da yaşanan trajedi sırasında, savaş mağdurları için para toplayan, sonra o paranın bir kısmını Refah Partisi ile bağlantılı olarak “buharlaştıran” vakıftır. Alman Anayasayı Koruma Dairesi raporlarına göre; “IHH e.V.,İslam Toplumu Milli Görüş’ün hem bir yan kuruluşu hem de etkilendiği bir kuruluş, organizasyon (örgüt)…” olarak adlandırılmaktadır.” (2001 tarihli NRW raporundan)…IHH’yla İslam Toplumu Milli Görüş’ü ve Islamic Relief’i birbirinden ayırmak pek de kolay değildir. Her ikisinin de amacı uzun vadede Türkiye’de Milli Görüş Çizgisi’nde bir KARŞI DEVRİM yapmaktır. 16 Haziran 2009 günü Giessen’de yapılan toplantı öncesi NBKK (Netzwerks für politische Bildung, Kultur und Kommunikation e.V.) şöyle bir açıklama yapmıştır: “Alman Anayasayı Koruma Dairesi raporlarına göre IHH, Milli Görüş organizasyonu ile bağlantılıdır. Giessen’deki Gazze ile ilgili toplantıyı düzenleyenlerden biri olan IHH, 2008 yılında HAMAS örgütü ile yakın ilişkiye geçmiştir. Onların amacı ise İsrail’in yok edilmesidir… İnsani yardım söylemi ile birleştirilen İsrail karşıtlığı ve Antisemitik nefret, bu islamcıların bilinen bir yöntemidir. Bu insani yardım iki ayrı amaç güder; bir yanda günlük hayata ilişkin olan inanç birliği içindeki kardeşlere yönelik olanı; diğer yanda ise insanlık makyajıyla gizlenen nefret ideolojisidir.” Ayrıca İHH’nın Hamas’la kurduğu ilişkiler, İHH’nın en üst düzey yöneticisinden en alt düzey AK’TİVİST’ine kadar Hamas’a sahip çıkmasından da anlaşılmaktadır.

    2.MAVİ MARMARA GEMİSİ: AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aittir. İBB, bu gemiyi ihale ile satmış. Gemiyi, Almanya’da faaliyet gösteren, İHHA Derneği almış ve Gaze’ye Yardım Kampanyası sürecinde gemiye, 630 bin nüfuslu Afrika sahillerindeki bir ada devleti olan Comorros (Komor) bayrağı çekilmiştir! Komor, İslami bir yönetime sahiptir!

    3. ABDURRAHMAN DİLİPAK: AK’TİVİSTLERİN başında Gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak gelmektedir. Kendisi, en ateşli “Cumhuriyet Tarihi Yalancılarından”, ve Dinsel içerikli “kışkırtma hareketlerinin” müdavimlerindendir. “Entel Radikal İslamcı” olarak tanımlanabilecek olan Dilipak’ın AKP’yle arasından su sızmadığı aşikardır.

    4.YENİ ŞAFAK GAZETESİ: “Kayıtsız şartsız AKP” diyen, bu doğrultuda “gözü kara” bir yayın politikası yapan en ateşli “yandaş” gazetelerden biri olan bu gazete de AK’TİVİSTLERİN medya ayağında başı çekmektedir.

    5. TRT: Halkın vergileriyle ayakta durmasına karşın “Hiç Allah’tan korkmadan”, insafsızca AKP borozanlığı yapan TRT, Gazze’ye Yardım Kampanyası’nı başından sonuna kadar “hesapsızca” desteklemiştir: Son bir kaç hafta içinde özellikle MAVİ MARMARA GEMİSİ’NDEN yaptığı canlı yayınlarla katil İsrail’i “kışkırtan” TRT de önemli bir AK’TİVİSTTİR.

    6. EDWARD PECK: Peck, Amerikan Gizli Operasyonlar Direktör Yardımcısı’dır. Aynı zamanda ABD Eski Moritanya Büyükelçisi olan Peck de Mavi Marmara Gemisi’ndeki yolculardan biridir (!) Uzün süre Orta Doğu’da ABD Temsilcisi olarak görev yapan Peck’in de bir AK’TİVİST olduğu aşikardır.Onun o gemide ne aradığı sorusuna henüz yanıt verilmiş değildir?

    Evet! İşte belli başlı AK’TİVİSTLER
    Ve tabii ki en büyük AK’TİVİST AKP’dir:
    AKP, sadece yukarıdaki AK’TİVİSTLERLE kol kola girmekle kalmamış, Hükümet olarak AK’TİVİSLERE verdiği ölçüsüz destekle, onları adeta ÖLÜME SÜRÜKLEMİŞTİR.

    AKP, “KATİL İSRAİL’İN” NAMUSSUZCA KATLETTİĞİ 9 VATANDAŞIMIZIN ÖLÜMÜNDEN DOĞRUDAN SORUMLUDUR:

    Şöyle ki:

    AKP, bu saldırının yapılacağını bile bile (Geçmişte 6 gün savaşları başta olmak üzere buna benzer İsrail vahşetleri vardır). 1,5 yaşında bir bebeğin ve çok sayıda kadın ve çocuğun da dahil olduğu yüzlerce insanın adeta ölüme koşmasına “cesaretlendirici politikasıyla” ön ayak olmuştur.
    AKP, Mavi Marmara savunmasız bir şekilde İsrail’in burnunun dibine sokulana kadar “diplomatik” ya da “askeri” hiçbir önlem almamıştır… Savunmasız insanları KATİL İSRAİL’İN MERHAMETİNE TERKETMİŞTİR.
    AKP, bir taraftan bu acı olaya vesile olurken, diğer taraftan olay sonrasında bu olayı iç ve dış politikada “kullanmanın hesaplarını” yapmıştır. Bir taraftan İsrail’e bağırıp çağırarak, iç ve dış kamuoyunda “takdir” ve “oy” toplarken, diğer taraftan İsrail’e dişe dokunur hiçbir yaptırıma cesaret edemeyerek, ABD’yi karşısına almamaya özen göstermiştir.

    AK’TİVİSTLER’E TAVSİYEM, BU ACI OLAYIN HESABINI İSRAİL KADAR AKP’YE DE SORMALARıDIR…

    AMA BU OLANAKSIZDIR: ÇÜNKÜ, SAMİMİ DİNDARLARIN DA İÇİNDE YER ALDIĞI VE BU İNSANLARIN GERÇEKTEN İNSANİ DUYGULARLA MÜSLÜMAN KARDEŞLERİNE YARDIMA KOŞTUĞU İHH’NIN PERDE ARKASINDAKİ KURUCULARI VE KURULUŞ FELSEFESİ AKP-ABD EKSENLİDİR…. AMAÇLARI DA İNSANİ YARDIM KILIFI ARDINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ DÖNÜŞTÜRMEKTİR.

    BU NEDENLE İHH’YI, ŞEHİT YAKINLARINA, DÜNYADA EZİLEN TÜRKLERE, TÜRKİYE’NİN SEFİL, AÇ, PERİŞAN İNSANLARINA, YA DA BAŞKA DİNDEN EZİLEN İNSANLARA YARDIM YAPARKEN GÖREMEZSİNİZ….

    Hain saldırıda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza ALLAH’TAN RAHMET diliyorum…

    Sinan MEYDAN

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: