Ülke ve Genel Manzara…


-AB ve ABD güdümlü politikalarla ulus-devlet ve ulusal bütünlük aşındırılmış.
-Güneydoğu’da sınırları yeniden çizen haritalara göz yumulmuş.
-Sınır ötesi harekât için Bush’tan icazet alınmış.
-AB’ye girme rüyasından Sarkozy’nin tekmesiyle uyanılmış.
-Yani kısaca ‘ulusal onur’ ayaklar altına alınmış.
Örtün üstünü türbanla…
-Çarşıda, pazarda enflasyon almış, yürümüş.
-Cari açık rekor kırmış, ithalat ihracatı neredeyse ikiye katlamış.
-Ekonomi iç-dış borç batağına batmış; ekonomi yönetimine ‘IMF ve küresel sermaye’ el koymuş.
-Dünyada en yüksek reel faiz veren ‘finans pazarı ve rant ekonomisi’ olarak Türkiye liste başı olmuş.
-İMKB’nin %70’i yabancıların kontrolüne geçmiş.
-TC Merkez Bankası, hükümetten bağımsızlaşırken, küresel sermaye ve IMF’ye bağımlı hale gelmiş.
Örtün üstünü türbanla…
-‘Babalar gibi sata sata’ memlekette kamu varlığı kalmamış; ulusal varlıklar yabancılaştırılmış.
-Bankacılık, telekomünikasyon, enerji ve maden gibi sektörler yabancıların eline geçmiş, tarım sektörü çökertilmiş ve ülkenin ana sektörleri küresel şirketlere peşkeş çekilmiş.
-Limanlardaki egemenlik haklarının yabancılara teslim edilmesine yol açacak özelleştirmelere kapı açılmış.
-Arap şeyhlerinin plazaları İstanbul’un en değerli arazilerinde temellendirilmiş.
-Ulusal sermaye Çin’e, Bulgaristan’a Rusya’ya kaçar olmuş.
Örtün üstünü türbanla…
-Sosyal güvenlik, sağlık ve sigorta sistemi batmış.
-Sendikal haklar geriletilmiş, çalışma koşulları kötüleştirilmiş, emekçilerin reel ücretleri aşındırılmış.
-Kayıt-dışı ekonomi patlamış; enkaz altından sigortasız işçilerin cansız vücutları çıkarılmış.
-Emekliler banka kuyruklarında ölüme terk edilmiş.
-İşsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımı adaletsizliğinde rekorlar kırılmış.
-Sosyal devletin işlevlerini yardım fenerleri ve tarikat ilişkileri almış.
-Yoksullaştırılan kitleler, erzak torbalarına ve ramazan çadırlarına mahkûm edilmiş.
Örtün üstünü türbanla…
-Merkezi devlet örgütü ve yerel idarelerde tarikat ilişkileri ve AKP’ye yakınlığın belirlediği kadrolaşma doruğa cıkmış.
-Kamu ihalelerinin kılıfına uydurulup, AKP destekçileri ve yandaşlarına verilmesi sıradan bir eylem haline gelmiş.
-Kamuda iç denetim mekanizmaları ve teftiş müesseseleri zayıflatılmış.
-Terfi ve yükseltmelerde ahbap-çavuş ilişkileri, kayırmacılık ve yozlaşma, liyakatin belini kırmış.
-Eşlerinin başlarını örtüp örtmediği, yüksek bürokratların atamalarında temel kıstas haline getirilmiş.
Örtün üstünü türbanla…
-Birçok devlet kurumu gibi YÖK’ün de siyasallaşmasına yönelik sürece kapı açılmış.
-Piyasacı yaklaşım eğitime sıçratılmış; yüksek öğrenimde “paralı eğitim” temel hedef olarak ortaya konulmuş.
-Vakıf ve özel üniversitelerin açılması desteklenerek, ‘gecekondu üniversitelerine’ kapı açılmış.
-Her ‘il’e bir üniversite saplantısıyla, üniversiteler ‘lise’leştirilmiş; kadrolarında profesör olmayan bölümler faaliyete geçirilmiş.
-Yeni açılan üniversitelerin çoğunda siyasal kadrolaşmalara yol verilmiş.
-‘Tarikat-öğrenci evleri’ devletin öğrenci yurtlarını ikame eder hale getirilmiş.
Örtün üstünü türbanla…

http://www.ucnokta.com/modules.php?name=roportaj&op=viewarticle&artid=2204

  1. 23/02/2010, 12:20

    ___ Yazının Orjinalı ___

    ‘Türban’ Örtmezse ‘Yorgan’ Verelim
    http://www.ucnokta.com sitesinde yayınlanan ve daha sonra Derin Yayınları tarafından basılan kitabımıza da aktardığımız Örtün Üstünü Türbanla başlıklı yazımızın üzerinden 2 yıl geçmiş. O yazıda, hararetle gündemde tutulmak istenen türban tartışmasının, aslında listelemeye çalıştığımız bir sürü sosyoekonomik ve siyasi sorunun üstünü örtme çabasının bir yansıması olduğunu iddia etmiş ve aşağıdaki cümlelerle yazımızı sonlandırmıştık:

    “Bu liste uzar gider. Lakin günlerdir dayatılan gündeme bakın: ‘Türban’ üniversitede serbest olmalı! Tek sorunumuz ‘türban’dı çünkü. Değiştirin Anayasa’daki ilgili maddeleri. Çözdüğünüzü sanın bu yapay sorunu. Aşındırın Cumhuriyet’in temel ilkelerini ve kazanımlarını. Bölün insanları ‘türbancılar-anti türbancılar’ diye. İlerde çıkacak sorunları bakalım neyle örteceksiniz? Neyi siyasetinize malzeme yapacaksınız? Örtün üstünü bundan sonra ‘türban’ın da görelim”

    O yazıdan sonra mevcut sosyoekonomik ve politik sorunların örtülmesi adına, AKP iktidarının ve güdümündeki medyanın “maharetli gündem değiştirme ve manipülasyon çabalarıyla” birlikte geçen tam 2 yıl. Tahmin edeceğiniz üzere, ilgili yazıdan aktaracağım aşağıdaki listede yer alan sorunlar hallolmadığı gibi, üstlerine yenileri eklenmekte. Ancak bu sefer kamuoyunu uzun süre meşgul eden ve kafaları karıştıran çok daha kalın bir örtü konuldu önümüze; “Ergenekon İddianamesi”. Son aylarda gündeme getirilen “darbe plan ve senaryoları”na ilişkin iddialar da bu örtünün “süsü-danteli” oldu. Bu iddiaların “haklı” ya da “haksız” olduğunu “yargının bağımsızlığı” ve “zaman” belirleyecek. Dolayısıyla iddialarla ilgili yorum yapmanın şu aşamada çok fazla anlamı yok. Ama gizli yürütülmesi gereken hukuki sürecin içeriği bir kısım medya tarafından kasıtlı olarak ortalığa saçılmakta. Peki, 2 yıl evvel listelediğimiz sorunlar nelerdi? Yazımızdan aktararak hafızalarımızı tazeleyelim:

    ***

    AB ve ABD güdümlü politikalarla ulus-devlet ve ulusal bütünlük aşındırılmış.
    Güneydoğu’da sınırları yeniden çizen haritalara göz yumulmuş.
    Sınır ötesi harekât için Bush’tan icazet alınmış.
    AB’ye girme rüyasından Sarkozy’nin tekmesiyle uyanılmış.
    Yani kısaca ‘ulusal onur’ ayaklar altına alınmış.
    Örtün üstünü türbanla…
    Çarşıda, pazarda enflasyon almış, yürümüş.
    Cari açık rekor kırmış, ithalat ihracatı neredeyse ikiye katlamış.
    Ekonomi iç-dış borç batağına batmış; ekonomi yönetimine ‘IMF ve küresel sermaye’ el koymuş.
    Dünyada en yüksek reel faiz veren ‘finans pazarı ve rant ekonomisi’ olarak Türkiye liste başı olmuş.
    İMKB’nin %70’i yabancıların kontrolüne geçmiş.
    TC Merkez Bankası, hükümetten bağımsızlaşırken, küresel sermaye ve IMF’ye bağımlı hale gelmiş.
    Örtün üstünü türbanla…
    ‘Babalar gibi sata sata’ memlekette kamu varlığı kalmamış; ulusal varlıklar yabancılaştırılmış.
    Bankacılık, telekomünikasyon, enerji ve maden gibi sektörler yabancıların eline geçmiş, tarım sektörü çökertilmiş ve ülkenin ana sektörleri küresel şirketlere peşkeş çekilmiş.
    Limanlardaki egemenlik haklarının yabancılara teslim edilmesine yol açacak özelleştirmelere kapı açılmış.
    Arap şeyhlerinin plazaları İstanbul’un en değerli arazilerinde temellendirilmiş.
    Ulusal sermaye Çin’e, Bulgaristan’a Rusya’ya kaçar olmuş.
    Örtün üstünü türbanla…
    Sosyal güvenlik, sağlık ve sigorta sistemi batmış.
    Sendikal haklar geriletilmiş, çalışma koşulları kötüleştirilmiş, emekçilerin reel ücretleri aşındırılmış.
    Kayıt-dışı ekonomi patlamış; enkaz altından sigortasız işçilerin cansız vücutları çıkarılmış.
    Emekliler banka kuyruklarında ölüme terk edilmiş.
    İşsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımı adaletsizliğinde rekorlar kırılmış.
    Sosyal devletin işlevlerini yardım fenerleri ve tarikat ilişkileri almış.
    Yoksullaştırılan kitleler, erzak torbalarına ve ramazan çadırlarına mahkûm edilmiş.
    Örtün üstünü türbanla…
    Merkezi devlet örgütü ve yerel idarelerde tarikat ilişkileri ve AKP’ye yakınlığın belirlediği kadrolaşma doruğa cıkmış.
    Kamu ihalelerinin kılıfına uydurulup, AKP destekçileri ve yandaşlarına verilmesi sıradan bir eylem haline gelmiş.
    Kamuda iç denetim mekanizmaları ve teftiş müesseseleri zayıflatılmış.
    Terfi ve yükseltmelerde ahbap-çavuş ilişkileri, kayırmacılık ve yozlaşma, liyakatin belini kırmış.
    Eşlerinin başlarını örtüp örtmediği, yüksek bürokratların atamalarında temel kıstas haline getirilmiş.
    Örtün üstünü türbanla…
    Birçok devlet kurumu gibi YÖK’ün de siyasallaşmasına yönelik sürece kapı açılmış.
    Piyasacı yaklaşım eğitime sıçratılmış; yüksek öğrenimde “paralı eğitim” temel hedef olarak ortaya konulmuş.
    Vakıf ve özel üniversitelerin açılması desteklenerek, ‘gecekondu üniversitelerine’ kapı açılmış.
    Her ‘il’e bir üniversite saplantısıyla, üniversiteler ‘lise’leştirilmiş; kadrolarında profesör olmayan bölümler faaliyete geçirilmiş.
    Yeni açılan üniversitelerin çoğunda siyasal kadrolaşmalara yol verilmiş.
    ‘Tarikat-öğrenci evleri’ devletin öğrenci yurtlarını ikame eder hale getirilmiş.
    Örtün üstünü türbanla…

    ***

    2 yıl evvel örtülecek sorunlar listesi ve Türkiye’nin “manzarai umumiyesi” buydu. Peki, bugün malum manzarada bir şekilde iyiye giden ve hallolma eğilimine girmiş herhangi bir konuya rastlıyor musunuz? “Hayır” dediğinizi duyar gibiyim. Aksine Türkiye, bu listedeki “ekonomik sorunların” daha da sert yaşanmasına vesile olan ve “teğet geçtiği” iddia edilse de “ciddi yaralar” bırakan küresel bir finans krizinden etkilendi. 2009 yılı için %6–7 arasında olacağı tahmin edilen önemli bir ekonomi küçülme yaşandı. İşsizlik oranı %13 düzeyine ulaştı. 2010 yılı ise bu krizin acı reçetesinin yine işçiye, memura, emekliye ve sabit gelirliye çıkartılacağı bir “nekahet dönemi” olarak geçecek. Sonuçta liste daha da kabardı. Ama iktidarın hakkını verelim; örtü neredeyse ‘yorgan’ oldu. Daha da önemlisi artık siyasal iktidar, ilgili sorunları örtme yolunda, arkasını eskisinden çok daha güçlü bir medya gücüne dayamış durumda. Zaten sayısı iyice azalmış muhalif medya grupları bu süreçte (bir biçimde!) neredeyse tamamen susturuldu. Buna karşın yandaş medyada niceliksel büyümenin ötesinde yöntemsel olarak da ciddi bir nitelik değişimi gerçekleşmeye başladı. Siyasal iktidarın “taraf”ında yer alan, cemaat ve ABD bağlantılı yeni bir yandaş gazete, iktidarın “medya tetikçisi” olma misyonunu yüklenerek, taptaze bir sıfata da imza attı.

    Türkiye önümüzdeki seçimlere kadar hepimizin anlamaya ve anlamlandırmaya çalışacağı kaotik bir süreçten geçecek. Vatandaş “ya uyanacak ve yorganın altındakini görecek”, ya da tatlı rüyalar görmeyi sürdürerek “sıcacık yatağında uyumaya” devam edecek.

    Alkan Soyak

    *) Alkan Soyak, Krizalit: Ekonomiye ve Hayata Dair Yazılar, Derin Yayınları: İstanbul, 2008

  2. 23/02/2010, 16:33

    Türkiye’de muhafazakâr İslami kesimlerin hepsi birden ciddi bir saflaşma ve kamplaşmaya gidecektir.
    2007’den sonra, AKP yoksulların partisi olmaktan çıkmıştır.
    AKP, Gül’ü Cumhurbaşkanı seçtiği an, TSK’nın kimyası bozuldu.
    Kapatma davası, AKP’nin kimyasını bozdu ve AKP kendi tabanına yabancılaştı.
    7.5 senedir iktidarda Kürt meselesi yoktu da şimdi bu proje nereden çıktı?
    Kürt açılımı ile başlayan süreç ise, Türk halkının kimyasını bozdu.
    AKP, açılımla bir Türk reaksiyonu ve Türk sorunu yarattı.
    Proje, hükümetin olsaydı, içeriği olurdu. İçindekiler sayfası bile yok.
    Bundan sonra Türk siyasetinin temel belirleyici unsuru, Kürt meselesi olacaktır.
    Bugünden itibaren, Abdullah Öcalan siyasallaşmıştır. Bunun müsebbibi de, süreci yönetemediği için Sayın Başbakandır.
    Geçmişte Devlet ile PKK arasında sıkışan Kürtler, sığınacak bir liman olarak Refah Partisi’ne oy verdiler.
    2004’de Devlet ile PKK arasında sıkışan Kürt vatandaşlar, ayrılmak istemedikleri için oylarını AKP’ye verdi.
    2009 Seçimlerini DTP kaybetseydi, ABD Kuzey Irak’ın güvenliğini Türkiye’ye devredecekti.
    ABD resmen kabul etmese bile, gelecekteki büyük Kürt Devleti’nin garantisi, Türkiye’deki Kürt nüfusu ile onun partisiolan DTP (BDP) ve arka plandaki önderi Abdullah Öcalan olmuştur.
    TSK, PKK’ya karşı başarı kazanamamıştır.
    PKK terörü artıracak ve Türk Hükümeti’ni masaya oturmaya zorlayacaktır.
    AKP, her açıdan açmaza girdi. Abdullah Öcalan ile masaya oturursa sonu gelir; Terör artarsa, bastıramazsa yine sonu gelir.
    Terör tırmanırsa, TSK’nın teröre karşı savaşacağına inanıyor musunuz? Ben size soruyorum. Savaşacağı varsa, AKP’yi yıpratmak için savaşmayacaktır.
    PKK’nın en önemli stratejilerinden birisi şu: Batıdaki Türkleri, Kürtlere saldırtmak.
    Türkiye’de işçi sınıfı, Kürtleşiyor.
    Bu nedenle, İşçi sınıfına, BDP ve PKK çizgisi sahip çıkar ve yönlendirirse, Türkiye silahlı güçten daha tehlikeli bir güçle karşı karşıya kalır.
    Türk-İsrail gerginliği bir projedir; Türkiye ile hır çıkararak, ABD’yi İsrail’in yanına çekme projesidir. Asıl amaç Türkiye ile İsrail’i kötüleştirmek değil.
    21. yüzyıl siyasetini, savaşlar belirleyecek.
    Askeri güçler, bu yüzyılda dünya siyasetini yapılandıracak.
    Artık 4. nesil savaşa geçildi. Devletlerle silahlı gruplar çatışıyor.
    Sivil ve asker arasındaki ayrım, yani üniformalar kalktı.
    4. Nesil savaşta fiziksel yıkım yanında enformasyonel saldırı da önem kazanıyor.
    Teknoloji, savaşlara yeni bir anlam getirdi. Küçük grupların yıkım gücünü artırdı.
    Cephe ve Savaş alanları tanımı değişti. Güç kullanımı yeni bir anlam kazandı.
    ABD gizli bir askeri yapılanmaya gidiyor. Noktasal operasyonlar yapacak yeni bir gerilla tipi yapılanma.
    ABD 19. yüzyıldaki İngiltere gibi Kapitalist dünya için en büyük ve tek askeri güç tedarikçisi haline geldi.
    Bu ülkede halkın cebinde, hiçbir şey yok. Bardağın dolu kısmında gözüken, zenginlerin cebindeki para.
    Sayın Başbakan önce ABD’ye kendisi vizesiz girsin. Ondan sonra Türk halkının karşısına vize kaldırıyoruz diye çıksın.
    Hükümetin eşit mesafeli ve sıfır sorunlu dış politikasını anlamak mümkün değil. Sayın Davutoğlu, herhalde ütopik komünist. Böyle bir dünya mı var?
    AKP; faizi, borsayı, dolar kurunu ekonomi zannediyor.
    AKP kendi anketlerinde gördüğü oranın, en az yüzde 20 eksiğini alacaktır.
    Türkiye tarihinde, siyasetçilerin bu kadar zenginleştiği bir dönem olmamıştır.
    Her hükümet, iktidara sarılır. AKP ise herkesten daha çok sarılıyor. Bu canhıraş bağlanma, zannetmeyin ki siyaset. Ekonomik rantı, elinde tutmak içindir.
    Yandaş medya, Tayyip Bey’in Gorbaçov olduğunu söylüyor. Gorbaçov dediğiniz adam Sovyetleri yıktı. CIA’nın ajanı olduğu kabak gibi ortada. Eğer Tayyip Bey, Gorbaçov ise, Türkiye’yi mi parçalayacak demek istiyorlar.
    AKP kendine demokrat. Kapanmayalım diye AB’ci oldular. Şu anda kendilerine karşı en büyük siyasal güç olarak TSK’yı görüyorlar.
    ____ Erhan Göksel…

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: