MEŞRUİYET…


“… Halkların ve bireylerin, insanlar tarafından var edilen ve ortak değerlerin taşıyıcısı olarak görülen bir kurumun yetkesini, aşırı zorlama olmaksızın kabul etmesini sağlayan şey meşruiyettir.
… Meşruiyetlerin hiçbirisi sürekli değildir; beceriye ya da koşullara bağlı olarak meşruiyet kazanılabilir ya da kaybedilebilir.
…. Bir bunalımın ertesinde, yeni bir meşruiyet çıkar ortaya, yok olup gidenin yerini alır. Ama bu yeni meşruiyetin ne kadar dayanacağı da başarılarına bağlıdır. Hayal kırıklığı yaratırsa, az ya da çok hızlı biçimde zayıflamaya başlar ve ondan yararlananlar her zaman bunun farkında olmazlar.
… Meşruiyet sadece görünüşte süreklidir…. Gün gelir işe yaramaz olur. İşte o zaman bir iktidar gider bir başkası gelir, gözden düşen meşruiyetin yerini de bir yenisi alır.”

Yukarıdakı satırlar Lübnanlı yazar Amin MAALOUF’un ” ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA ” adlı kitabından.

Kategoriler:Yazarlar / düşünceler... Etiketler:
  1. ucnoktaaforizma
    04/08/2009, 02:42

    Yukarıdakı satırlar Lübnanlı yazar Amin MAALOUF’un ” ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA ” adlı kitabından. Ünlü roman yazarı, bu denemesinde dünyanın gidişatını, özellikle de Orta Doğu’yu değerlendiriyor. Çok ilginç ve ders alınası değerlendirmeler, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren görüşler sunuyor.
    Bunlardan birisi meşruiyetle ilgili olanı. Ülkemizin durumu ile bire bir örtüşüyor. Birileri meşruiyetlerinin elden gitmekte olduğunun ayırdına varamıyor ve giderek sertleşiyor.Ata sözüdür; “Çabalayan gider çifte..”
    Yazar bir başka meşruiyete de değiniyor ki göğüs kabartıcı. Tabii, Ulu Önder ATATÜRK’ten söz ediyor. Yurtsever meşruiyet diyor onunkine. ” İslam aleminde bir eşine daha rastlanmamış bir örnek…Halkını yıkımdan kurtarmış…Halkını tekrar gururlandırmıştır. Halka haysiyetini geri veren kişi ona pek çok şeyi kabul ettirebilir. ”
    Dünya alem anladı da bu büyük insanın kıymetini de, bizim dinciler ve liberal aydın denen, neye ve kime hizmet ettiği belirsizler anlayamadı. Onlar da kayıp sayılmaz…

    Yazarın Irak’la ilgili değerlendirmeleri de aydın kafasının bir yansıması.
    “…Amerikan yetkilileri dinsel ya da etnik aidiyetleri temel alan bir temsil sistemini uygulamaya koymuşlardır ve bu kısa süre içinde ülke tarihinde daha önce eşine rastlanmamış şiddet olaylarının birbiri ardına gelmesine yol açmıştır. Lübnan’ı ve başka yerleri yakından gözlemlediğim için, cemaatçiliğin demokrasinin gelişmesini hiç de kolaylaştırmadığına-aslında sadece ürkek bir örtmece bu- tanıklık edebilirim.
    … Büyük Amerikan demokrasisinin Irak halkına bu şekilde zehirli bir armağan verip tarikatçılığı benimsemesini sağlaması utanç kaynağıdır, ayıptır.”
    Yurtsever Türk aydınları da aynı şeyi söylemiyor mu? Laik demokrasimizi tarikat- cemaat eksenine oturtmak isteyenler de Türkiye’nin utancı değil midir?
    Son günlerde bir açılım akımı başladı. “Kürt açılımı” imiş. Bakanın açılımı da açılım gerektirecek bir açılımdı. Hiçbir yanı açılmamıştı. Açılımın ne olduğunu anlayamadık. Bir ifade beni çok ürkütmüştü. ” Herkesle görüşürüz !” Hemen İmralı ve karnından kurşunlanmış bebek geldi aklıma. Neyse ki sayın Bakan teröre bulaşanları hariç tutmuş. İşte devlet adamlığı böyle olur. 40 bin kişinin hayatını, o kadar ailenin ve 70 milyonun huzurunu yok eden, ülkenin 25 yılını tırpanlayan terörist başı elbet muhatap olamaz. Onun sözcüleri, meclisteki temsilcileri, basındaki yardakçıları yeter de artar bile.
    Demokratikleşme ifadesi de benim kulağımı tırmalıyor. Sanki terör örgütünün yıllardır telaffuz ettiğini anımsar gibiyim. Bizim Bakan onlardan ödünç mü aldı acaba? Bu ülke demokrasi ile yönetilmiyor da yeni bir rejim mi getirilecek? Anayasamızda devletin temel yapısı açıklanırken demokrasi belirtilmemiş mi? Eğer varsa ki eminim vardır, kime ne demokrasisi? Kürt açılımı gereği ise demokrasi sade Kürt kökenli vatandaşlarımıza mı lazım? Mevcut demokrasi Türk-Kürt ayrımına göre mi düzenlenmiş? Nerede ne ayrım uygulanmış şimdiye kadar?
    Demokrasimiz daha da geliştirilebilir, tamam, ama bu tüm vatandaşlar için olur. Etnik ve dinsel yapıyı esas alan düzenlemeler hiçbir yarar getirmez. Herkes eşit vatandaş olduğunu hissetmelidir. Kürtlere veya başka birilerine tanınan ayrıcalıklar diğerlerini rahatsız eder. Esas o zaman etnik rahatsızlıklar başlar ki o Irak’a, Afganistan’a, Lübnan’a ve benzerlerine benzeriz.
    Kürt kökenli insanlar, ana dillerini konuşmada özgür olmalıdır elbet. Aksi, insani olmaz. İnsani olmayan da demokratik olmaz zaten. Ancak resmi dilin çeşitlenmesi ulus devleti zayıflatır. Her yurttaş devletin resmi dilini öğrenmeye ve resmi hayatta kullanmaya zorunlu olmalıdır. Tercüman kullanılaması, devlet görevlilerine yöresel dil öğretilmesi resmi dilin geçerliliğini ve zorunluluğunu örseler. Ulus devletin zayıflığı ise her etnisitenin zararınadır. İç çatışmaların, kardeş kavgalarının önü alınamaz hale gelir. İşte Irak, iki adım ötede.
    Açılımın bir ayağı da toplum ile paylaşıma dayalı olmasıymış. İlk ayağı gördük. Kokudan durulmuyor. AKP yanlısı medya mensupları ile yunmuş-arınmış liberallerle alış veriş başladı.Yer de ilginç, Polis Akademisi. Rejimin güvencesi kurumumuzun eğitim kurumu. Ne diyecekleri, neyi destekleyecekleri önceden belli olanlarla görüş alış-verişinde bulunularak kamuoyu ile paylaşılmış mı oluyor şimdi açılım? Oradakiler tüm medyayı temsil ediyorsa soru ve sorun yoktur.
    Rejimin güvencesi derken çağrışım yaptı. Başbakan, YAŞ toplantısı nedeniyle “TSK demokrasinin en önemli güvencelerinden birisidir.” diye yazmış Anıtkabir’de. Şaşırmış olmalı. Ya da herşeyi unutmuş. Daha iki hafta önce, askeri savcının kararına ve Gnkur.Bşk.nın açıklamasına inanmayan ve kağıt parçası soruşturmasını sivil savcılığın yapmasını isteyen kendisi değil miydi? Ne oldu da darbeci TSK birden demokrasinin güvencesi oldu? Polis varken ne ihitiyaç var ki TSK’ya!
    Durum vahim. Neden mi? Ne demişti hemen herkes? ” Bu belge doğruysa durum vahimdir, sahteyse daha da vahimdir!” Şimdi durum daha da vahimden daha vahim. Neden mi ? Çünkü kağıt parçasının belge olduğunda ısrarcı olanlar, başta Başbakan, sahteliği ortaya çıkmış belgeyi ortaya atanların üzerine gitmiyorlar. Çünkü sahte belge misyonunu yerine getirdi. TSK mensuplarına sivil yargı yolu açıldı. ” Durum vahim,TSK darbeci!” diye orasını burasını yırtanlar çıt çıkarmaz oldu. Şimdi de neymiş efendim; TSK demokrasinin en önemli güvencelerinden biriymiş. En önemlisi hangi kurumumuz acaba?

    _________ Naci Beştepe’ye sevgi ve saygılarımla…

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: