Başlangıç > Güncel Türkiye..., ucnokta'dan > UNUTMA!… UNUTTURMA!…

UNUTMA!… UNUTTURMA!…


  •   UNUTMA! “Deniz Feneri soygunu dosyasının” Almanya’dan gelmediği, gelemediği, geciktirilip getirilmediği bir yeni yıla giriyoruz. Bugün 82 gün doldu. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanlığı Almanya’dan bir dosya getirtemedi. Karıncanın kanadına bağlasalardı, 82 günde gelirdi. “Deniz Feneri dosyası”nı unutmayın… Unutturmayın…

  1. ucnoktaaforizma
    04/01/2009, 05:02

    Deniz Feneri ve tezgahı…

    İslamcı kadrolardan oluşturulan Deniz Feneri e. V. Soygun Şirketi’nin para kaçırmada kullandığı ağlar oldukça dikkat çekicidir. Toplanan paralar ya elde nakit ya da banka havaleleriyle Türkiye’ye götürülüyor. Nakit paraların götürülmesi biçimin şimdilik bir yana bırakarak, para kaçırma işlemi içerisinde bulunan bir banka var. Adı: Vakıfbank. Peki, bu bankanın kullanılması ile Zekeriya Karaman ve Tayyip Erdoğan arasında nasıl bir ilişki bulunuyor. Sorunun en önemli yanını bu oluşturmaktadır. İlginç bağlantıyı anlamak için, Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı döneme gitmekten yarar var. Erdoğan ve ekibi, daha o zaman, soyun şirketini organize etmiş. Belediye Başkanlığı döneminde kurduğu organizasyonun yöneticilerinden bazılarını, Başbakanlığa alarak çok önemli görevler verdi: Bu ekip ile Vakıflar Bankası ve Deniz Feneri e. V. Soygun şirketi arasında da doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.

    Erol Çakır, İstanbul Valisiyken, 9 Nisan 1999 tarihinde, ‘T. C. Başbakanlık Makamına’ isimli hazırlayıp gönderdiği bir raporda: “…Her ay yaklaşık 3-4 trilyona yakın paranın Fazilet Partisi’ne yakın firmalar tarafından havuz hesaplarını aktarıldığı, bu hesaplardan da adı geçen partinin kuryeleri vasıtasıyla partiye ve Recep Tayyip Erdoğan’a gittiği… Paraların Vakıfbank’ta açılan bir hesapta toplandığı, buradan da denetimi imkânsız kılmak için birçok hesapta dolaştırıldıktan sonra Fazilet Partisi’ne yakın firma ve şahıslara… ve Akit, Yeni Şafak ve Kanal 7’ye devamlı kaynak aktarıldığı (…) büyük miktarlarda naylon fatura keserek karşılıksız trilyonlarca lirayı partiye aktardığı” belirtmişti. Erdoğan’ın kurdurduğu bu sistem, bugünkü Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından da devam ettiriliyor. Örneğin “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve belediyeye bağlı İSKİ, Kiptaş, İETT, Hamidiye Kaynak Suları, BİMTAŞ, Hazır Beton başta olmak üzere 30 küsur şirketin mevduat ve kredi hesapları Vakıfbank Valide Sultan Şubesi’nde işlem görüyor. Bankanın Valide Sultan Şubesinin Müdür olan ve aynı zamanda Erdoğan’ın çok yakınında biri olarak bilinen kişi Maksut SERİM’di. Bu kişi, şimdi, başbakanlığa bağlı olan ve devletin gizli ilişkilerini örgütlemekte kullanılan ve miktarı hiçbir şekilde açıklanmayan ‘Örtülü Ödeneğin’ organizasyonundan sorumludur. Peki, devletin kirli işlerini organize eden bu kurumun parası hangi bankada tutuluyor: Yine Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanıyken, kendisine çok yakın biri olan, Serim’den sonra bankanın Valide Sultan Şubesinde Müdür olan Bilal KARAMAN’ın yıldızı da hızla parladı. 2005 yılında, alt kademe bir banka memuru olarak emekli olduktan sonra, Erdoğan tarafından Vakıfbank Genel Müdürlüğüne atandı.

    Kanal-7 Sahibi Zekeriye KARAMAN ile Tayyip ERDOGAN Akrabalar. Karaman’ın gelini ile Erdoğan’ın gelini kardeşler. Yani Erdoğan ile Karaman’ın oğlu bacanaklar. Kanal-7 tezgâhı, Karaman ve Erdoğan ailesi tarafından organize edilmektedir. Yıllardır Erdoğan’a çok yakın olan Maksut Sermin ile Bilal Karaman’ın aynı zamanda Zekeriye Karaman ile de sıkı ilişkileri var.
    Kanal-7 şirketinin hesapları Vakıfbank’ta, Deniz Feneri e. V. Şirketinin hesapları Vakıfbank’ta, Türkiye’deki Deniz Feneri’nin hesaplarının bir kısmı aynı bankada. Devletin gizli ödenekleri bu bankada tutuluyor. Bankanın başında kim var: Tayyip-Zekeriye ikilisinin en çok güvendikleri adam; Bilal Karaman. Dikkat çeken önemli bir başka nokta da, Bilal Karaman, bankanın Valide Sultan şubesine müdürüyken aynı zamanda Deniz Fenerine ait mevduat ve kredi işlemlerini de organize ediyordu.
    Bir başka soru var: Vakıfbank’taki hesapta tutulan Başbakanlığa bağlı ‘Örtülü Ödenek’ paralarında faiz işlemi var mı? Varsa bu faiz gelirleri nerelerde kullanıldı? İkincisi bu hesaptan söz konusu şirketlere para aktarıldı mı? Üçüncüsü, bir başka gün değineceğimiz gibi, Deniz Fener e. V., adına Mehmet Gürhan tarafından TSUNAMİ bölgelerinden kullanılmak üzere Başbakanlığa elde teslim edildiği söylenen ve iddianamede 350 bin Euro olarak geçen, ama gizli muhasebe kayıtlarına göre 2,5 milyon Euro olduğu belirtilen para; ‘Örtülü Ödenek’ hesabına yatırıldı mı? Başbakan adına, parayı teslim alan Maksut Serim, bu parayı ne yaptı, nereye harcadı? Yoksa hisse payı olarak doğrudan Başbakan’ın kendisine mi verildi? Bugüne kadar hiçbir açıklama yapılmadı. Ayrıca Serim hakkında dava açılmasına ilişkin gelen taleplerin bizzat Erdoğan tarafından engellenmesi de çok ilginçtir.

    Polis kayıtlarına göre, Bankanın Frankfurt Şubesi, Deniz Feneri e. V. şirketinin para kaçırma ve aklama merkezi olarak işlem görüyordu. Deniz Feneri e.V. adına Frankfurt Vakıfbank şubesinde açılan ‘’toplu bir hesap numarası’’ var. Bu hesap numarasını birçok kişi kullanıyor ve para çekebiliyor. Para transferi ve kredi işlemleri bu hesap üzerinde yapılıyor. Ele geçen belgelerden anlaşıldığı üzere, Almanya Deniz Feneri tarafından satın alınan ’Baltic Kristina’ isimli gemi için ihtiyaç duyulan kredi, Frankfurt Vakıfbank şubesinden alınıyor. Deniz Feneri e. V, parası ile kurulan Euro-7 şirketi, Frankfurt Vakıfbank’ şubesinden aldığı iki kredi var. 22.08.2006 yılında alınan ilk kredinin miktarı 1.000.000 Euro’dur. 04.09.2007 tarihinde alınan ikinci kredi ise 750.000Euro’dur. Ayrıca, Frankfurt am Main’daki Vakıfbank’ta bulunan Euro 7 GmbH’nın hesabına 500.000€ yatırılıyor

    13.09.2005 tarihinde, Kreitnergasse 4-6, 1160 Viyana, adresinde olan iş yeri, Deniz Feneri e.V. tarafından kurdurulan Weiss Handels- und Investment GmbH şirketi adına 1.453.780 Euro’ya satın alınıyor. Bu para, Frankfurt’taki Vakıfbank şubesinden Viyana Şubesine gönderilerek ödeniyor.

    Ayrıca dikkat çeken bir başka önemli nokta da, Deniz Feneri e. V. Soygun Şirketi hakkında davanın mahkeme tarafından açılmasından birkaç gün sonra, Vakıfbank Frankfurt Şube Müdürü’nün görev yeri değiştirilerek Ankara çağrıldı. Peki, böyle ani bir değişikliğe neden gerek duyuldu? Dava dosyasında Bankanın ismi çok sık geçmektedir. Eğer Bankanın Frankfurt Şube Müdürü, sorguya alınsaydı, Deniz Feneri e. V. soygun şirketinden paraların nasıl çekildiğinin bilinmeyen yönleri çıkacaktı. Bu durum soygun şirketinin merkezinde bulunan Zekeriye-Tayyip akraba ikilisi için çok daha büyük sorunlar ortaya çıkacaktı. Örneğin Polis kayıtlarında geçen ve dava dosyasında yer alan bilgilere göre, Deniz Feneri e. V. Soygun Şirketi tarafından satılan alının ve Erdoğan’ın büyük oğlunun % 40’na ortak olduğu geminin satın alınması için verilen kredideki usulsüzlükler bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacaktı. Ayrıca Çalık Grubunun Sabah gazetesi ve ATV’yi satın almak için kredilerin alındığı yer Vakıfbank. Peki, Çalık Grubunun üst düzey yöneticisi kim? Erdoğan’ın eniştesidir. Deniz Feneri e.v soygun şirketinden toplanan paralardan Çalık grubuna aktarılma oldu mu? Erdoğan’ın eniştesi bu soruyu yanıtlamalıdır.

    Peki, bu kadar tesadüf bir araya gelebilir mi? Gelmeyeceği çok açık. Bunlar kurulan soygun şebekesinin bilinen ve görülen yönleri. Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde çok açık ki, bir soygun şebekesi kurmuş. Deniz Feneri e. V. Soygun Şirketi de bu sürecin halkalarından biri. Bütün bu işlerin organize edildiği yerlerde biri de Vakıfbank’tır. Vakıfbank hakkında yapılacak kapsamlı bir araştırma, özellikle Karaman-Erdoğan ailesine ilişkin bilinmeyen çok şeyi ortaya çıkartacağı gibi, İslamcı hareketin ekonomik kaynakları konusunda da önemli bilgilere ulaşmış olacağız.

    ___________ Mustafa Peköz / FRANSA…

  2. ucnoktaaforizma
    04/01/2009, 05:03

    DENİZ FENERİ ve SOYGUN BAĞLANTILARI…

    Politik İslamcıların soygun düzenin tahminlerin ötesinde çok karmaşık ilişkiler içerisinde gelişiyor. Bütün faaliyetler belirli bir ideolojik politik hedefe bağlı olarak yürütülmektedir. Türkiye’deki birçok İslamcı kurumun özellikle uluslar arası alandaki İslamcı örgütlerle belirli bağları olması sanırım tesadüfî bir durum değil. Suudi Arabistan tarafından kurulan ve İslam’ı dünyaya hâkim kılmak için faaliyet yürüten RABITA gibi, Türkiye’de Gülen cemaati başta olmak üzere birçok İslamcı kuruluş, hem Türkiye’nin hem de dünyanın İslamlaştırılması için çok kapsamlı bir örgütlenme faaliyeti içerindedirler. Bu faaliyetin Türk-İslam stratejisine göre örgütlendirildiği için de devletin desteğini de almaktadır. Devletin birçok kurumu, İslamcı politik hareketin özellikle Balkanlar, Avrasya ve Ortadoğu bölgesindeki faaliyetlerinden doğrudan haberdar olduğu gibi yönlendirmektedir.
    Kamuoyunda ‘İslamcı Soygun Düzeni’ olarak geçen Deniz Feneri e.V. davası tahminlerimizden çok daha karmaşık ilişkilere sahiptir. Sorun, Jetpa, Kombassan. Yimpaş örneklerinde olduğu gibi, yalan ve dolana dayanarak halktan milyonlarca Euro toplamasının çok ötesindedir.
    Deniz Feneri e.V şirketi Fehtullah Gülen patentli bir kurum olup, İslamcı AKP hükümeti ile doğrudan ilişki içerisinde, uluslar arası bağları bulunan bir örgütlenmedir.
    Alman polisinin ele geçirdiği ancak birçoğunu kamuoyunda gizlediği ve açıklamadığı belgelerde Deniz Feneri e. V. Şirketinin uluslar arası ilişkilere ağını ortaya koymaktadır.
    Örneğin Makedonya’daki ‘’Kültür ve insani Dayanışma Derneği(CHOM)’ yönetisi olarak bilinen Adnan İsmaili’ye, 21bin 500 Euro verilmiş. Aralık 2005’te Islamska Verska Zaenicb’ isimli kuruma Arnavutluk ve Makedonya’daki faaliyetler için 128 bin 800 Euro gönderilmiş.
    2005 yılında 77 bin 500, Euro, € IIARC’in İstanbul derneği’ ne, 21.bin Euro, da Fondatsia’ya, isimli kuruluşa verilmek üzeren 21.000 Ahmet Davutoğlu’na havale edilmiş. Peki Ahmet Ahmet Davutoğlu kim? Erdoğan’ın baş danışmanı ve akıl hocası.
    IIARC’a, ikinci kez 35 bin Euro, Shoqata VHK’nin İstanbul’da faaliyet yürüten derneğine 10bin Euro, ‘Kryesiae bashkesie Islamete’ isimli örgüte de 13 bin Euro gönderilmiş.
    Ele geçen belgelerde, 15.01.2005 tarihinde, elle yazılmış bir tutanakla Irak-Türkmenlerine yönelik faaliyet yürüten‘’Türk ve Ortadoğu Dayanışma Vakfı 1995’’ (TODAV) başkanı, Abdullah Sever’e nakit 64 bin Euro teslim edilmiş.
    2005 ve 2006 yılında ‘’Azerbeycan Demokratik Telebe Gençler teşkilatı’’(ADTGT)’ye 21 bin Euro, ’Azerbeycan Respubikası gençliye Yardım Fondu’’ (GYF) ise 2005-2006 yıllarında toplam 500 bin Euro gönderilmiş. Mehmet Gürkan’ın, 15.03.2005 tarihinde Frankfurt-İstanbul, 16.03.2005 tarihinde İstanbul-Bakü, 19-03-2005 tarihinde Bakü-İstanbul, 21.03.2005 tarihinde İstanbul-Frankfurt da yolculuğu oldukça dikkat çekicidir. Azerbaycan’daki İslami kuruluşlara yüklü paraların aktarılması ile bu yoğun seyahatler arasındaki ilişkinin arka planı tahminlerimizden çok daha karmaşıktır.
    14.12.2005 tarihinde, Deniz Feneri e.V. şirketinin Frankfurt am Main VakıfBank’taki 3344 numaralı hesabından Pakistan’da İslamcı faaliyetleri örgütlemede görev alan Pakistan-Türk derneğine 440 bin Euro para aktarılmış. Ayrıca, Pakistan’da Üniversite kurmak için, Türk Deniz Feneri’nin Vakıf Bank şubesinden 2 milyon Euro, yine söz konusu derneğine aktarıldığı belirtilmiş.
    2006 yılında Deniz Feneri’nin Vakıfbank’taki hesabından 75 bin Euro, Nijeryalı olduğu tespit edilen Sidi Mohamed Moussa adında bir kişiye havale edilmiş. Bu kişi kim peki, Nijerya’da İslamcı faaliyetleri örgütleyen bir derneğin yöneticisidir.
    2005 ve 2006 yıllarında, ‘’Char-titable Society for Social Welfare’’ (CSSW) isimli İslamcı örgüte, 400 bin Euro hesap numarasına, 340 bin Euro elden olmak üzere toplam 740 bin Euro gönderilmiş.
    2005 yılında Mali’ de faaliyet yürüten ENSHA isimli İslamcı örgütünden Dr. E. Hamid isimli birine 75 bin Euro gönderilmiş. Habeşistan’daki faaliyetler için gönderilen para 730 bin Euro.
    Deniz Feneri e.V. şirketinden alıp Mohamad Siraj’a götüren İmal Umar-İsmail’in kayıtlara geçen ifadesi bu konuda çok ilginçtir. “Mohamad Siraj’ın kendisine telefon ettiğini, Deniz Feneri’ ne gidip takriben 40.000,00 € civarında bir parayı almasını istediğini, Siraj’ın, bu paranın yardım parası olduğunu ve önce evine götürmesini istediğini, daha sonra kendisinin (Siraj) telefon edip, parayı kime verme-si gerektiğini bildireceğini söylediğini, 2005 kasım sonları/Aralık başlarında kendisinin Frankfurt am Main’daki Adam-Opel-Strasse 5 adresinde gittiğini, orada oldukça boylu bir adamdan 45.000,00 € arayı büyük banknotlar halinde aldığını, Siraj’ın talimatı üzerine parayı bir hafta kadar evinde bulundurduğunu, daha sonra birisinin kendisine telefon ettiğini ve onunla Frankfurt am Maim merkez tren istasyonunda bir kahvede buluşmak istediğini, oraya gittiğinde muhtemelen Habeşistan’lı üç kişiyle buluştuğunu, onlara parayı verdiğini parayı verdiği kişilerin isimlerini bilmediğini, buluştukları zaman Siraj’ ın telefon ettiğini ve her şeyin yolunda olup olmadığını sorduğunu” belirtmiş. Ayrıca 2005 yılın sonlarında, “Siraj adındaki adamın tekrar kendisine telefon ettiğini, tekrar Frankfurt’a gidip para getirmesini istediğini, bunun üzerine kendisinin aynı binaya gittiğini ve orada büyük ve gayet iyi Almanca bilen bir adamdan 80.000,00 € aldığını, ilk defa olduğu gibi bu sefer de parayı aldığına dair bir kağıt imzaladığını, parayı Heidelberg’teki evinde bir hafta kadar beklettiğini, tekrar Frankfurt’a gittiğini ve aynı büroda, aynı şahıstan bu sefer 145.000,00 € para aldığını, bu parayı da evinde 4-5 gün kadar beklettiğini ve tekrar birisinin telefon ettiğini ve kendisiyle Frankfurt merkez tren istasyonu yakınlarında buluşmak istediğini belirttiğini, aracı olan bu adamın arabasında ona parayı verdiğini, daha arabada iken Siraj adındaki şahsın telefon ettiğini de belirtmiştir. Kısa süre sonra da Deniz Feneri’nden 225.000,00 € daha getirdiğini, bu sefer de her şeyin daha önceki gibi yapıldığını, ancak bu sefer aracı kişilerin başka kişiler olduğunu, bunlarla bir hafta sonra Frankfurt’ta Merkez tren istasyonuna yakın olan bir kahvenin arka odasında buluştuğunu” açıklamış ve yine 2006 yılı başlarında da tekrar Deniz Feneri’nden, aynı şekilde “çok iyi Almanca konuşan adamdan 235.000,00 € para aldığını, 9-10 gün sonra parayı muhtemelen Habeşistan vatandaşı olan kişilere (iki erkek ve bir kadın) Heidelberg Merkez tren istasyonu yakınlarında parayı teslim ettiğini” belirtiyor. Kamu kuruluşu olarak faaliyet yürüten Deniz Feneri e. V. Şirketinin tahminimizden çok daha fazla uluslar arası karanlık ilişkiler içerisindedir.
    Deniz Feneri e. V. Soygun şirketinin uluslar arası ilişkilerinin amacı nedir? Kimler organize ediyor? Birkaç ayrı bilgisayarda tutulan hesaplar neden birbirinden farklıdır? Değişik ülkelerde faaliyet yürüten İslamcı örgütlere gönderilen paralar neden şirketin normal hesapları içerisinde değil de, özel bir bilgisayarda gözlenmiş? Hiç şüphesiz ki, bütün bunların bir nedeni vardır. Deniz Feneri e.V. Soygun şirketi uluslar arası İslamcılaştırma hareketinin yan kolu olarak hareket etmektedir. F. Gülen tarafından organize edildiği bilinen uluslar arası ‘İslamcı Hareketi’nin finansman kaynaklarından biri de, Deniz Feneri e. V. Soygun şirketidir. Almanya Anayasa Koruma Örgütü’nün bu amacıyla hazırlamış olduğu ve mahkemeye sunduğu ama ‘gizlilik’ gerekçesiyle kamuoyuna henüz sunulmayan, fakat bir örneğinin Başbakan Erdoğan’a ulaştırıldığı iddia edilen söz konusu rapor’da çarpıcı açıklamalar bulunmaktadır. İslamcı hareketinin nasıl örgütlendiği, sermayesini nasıl geliştirdiği Milli Görüş’ten AKP ve Erdoğan’a kadar geçen bir süreci değerlendiren rapor, AKP ile Deniz Feneri e. V. soygun şirketi arasındaki ilişkilerinin arka planını çok kapsamlı olarak açıklamaktadır.
    Yanıtlanması gereken bazı soruların olduğunu dava dosyasını takip eden hemen herkesin bildiği bir gerçek.
    Örneğin, Erdoğan ve ailesi başta olmak üzere birçok bakan’ın, Davutoğlu, Avcı gibi Erdoğan’ın başdanışmanlarının içerisinde yer aldığı şebekenin sırlarının açıklanmaması için Almanya’ya hangi rüşvetler verildi?
    Erdoğan’a elde 2,5 milyon Euro’nun teslim edildiğine dair itirafların dava dosyasında çıkarılması için kimler devreye girdi?
    Erdoğan dışında hangi bakanların ismi bu soygun düzeni içinde geçiyor?
    Hangi danışmanlar bu soygun düzenini organize ediyordu?
    Nakit paralar hangi bürokratlara teslim ediliyordu?
    Bütün buların gizlemesi için Erdoğan kimleri devreye soktu?
    AKP kurmayları, CHP’li Kılıçdaroğlu’nun aynı partide A.K ile Frankfurt’a gelip Deniz Feneri e. V. Soygun şirketi davasını araştırması sırasında kimlerle görüşmesini polise bildirdi. Polis görüşme anında yaptığı operasyonu neden kameralara aldı. Kamera çekimleri AKP’nin eline nasıl geçti ve neden Kılıçdaroğlun’a karşı gizli bir şantaj için bekletmektedir? Amaç bu davada Kılıçdaroğlu’nu susturmak mıdır?
    Deniz Feneri ve Yipmaş, Gülen’in ABD oturum almak için yürütülen mahkeme masraflarını karşılamak için 600 bin Euro gönderdi mi?
    Deniz Feneri e. V. Soygun şirketinden Yimpaş, Kombassan gibi İslamcı şirketlere ne kadar para aktardı?
    Zekeriye Karaman, iki ayrı yerde alınmış kimliği nasıl kullanabiliyor?
    Kanal-7 Televizyonu, kara para aklama merkezi olarak nasıl bir işleve sahip?
    Deniz, bir yardım kuruluşu olarak kimler üzerine hangi ülkede eve, bina, arazi aldı? Adı geçenlerin AKP ile bağlantıları nedir?
    Başbakan Erdoğan’ın yetmesi Bilal, beş kuruş para koymadan, Deniz Feneri e. V. Soygun şirketinin satın aldığı geminin yüzde 43’üne nasıl ortak oldu? Gemiden elden edilen gelirler nasıl oldu da Zekeriye Karaman’ın TV şirketi hesaplarına aktarıldı?
    Zaid Akman, Zekeriye Karaman, Almanya’ya gelmeden birçok şirkete nasıl ortak oldular?
    Ortak olan şirketlere yatırdıkları paraların kaynağını neden gösteremiyorlar?
    Bütün bunlara benzer soruların yanıtlarını, çok yakında, henüz kamuoyuna yayınlanmamış belgeleriyle açıklayacağız.
    Deniz Feneri e. V. Soyun şirketi, AKP hükümetinin içerisinde yer aldığı ve Gülen cemaati tarafından organize edilen uluslar arası bağlantıları olan bir şebekedir. Bu gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkartılması gerekir.

    _________ Mustafa Peköz / FRANSA

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: