YENİ SOL DALGA…


İnsan egosundaki bencil hırs, felaketin sonunda kapitalizmin tükenişiyle evrimleşecek, işbirliği ve aşkınlık, sahip olma tutkusunun böylece önüne geçecek. Öteki canlıların tersine mikroplar hayatta kalmayı bencillikle değil, işbirliğiyle sağlıyormuş. Sayıları on milyarları bulan türlerde bu ilkenin geçerli olduğunu varsayarsak, insanın varolmak için gelecekte yöntem değiştireceğini öngörebiliriz…

 

Bir sol dalga başlayacak demiştim. Beklediğimden de önce Yunanistan ayağa kalktı, peşinden İtalya, İspanya, Fransa, Danimarka gençlerini bekliyorum. Hepsi sert biçimde ayaklanacak. Dünyada üretim fazlası var demiştim, fazlanın nereden silineceği belli oldu. Amerika dahil gelişmiş ülkeler üretimlerinin önemli kısmını kaybedecek. Otomobil çöktüğünde, Amerika’da endüstriyel üretim olarak sadece savaş sanayisi kalacak. Bu, Atlantik ötesinin dünya için potansiyel bir tehdit olduğunu göstermeye çok yeter.

Avrupa’ya gelince, Yunanistan’dan İspanya’ya Akdeniz ülkelerinin sanayi üretimlerini kaybettiğini görüyoruz. Hepsi, Almanya ile Fransa’nın pazarı oldu. Orta sınıfın iyi eğitimli gençleri internette kafalarını kuma gömse de, bugün artık iş bulma ümitlerinin kalıcı biçimde kaybolduğunu anlamış durumdalar. Babalarınınkinden daha az zengin bir hayat bekliyor onları! Ailelerinin eğitimlerine verdiği parayı, kendileri oğullarının ekmeği için verecekler, bir nesil sonra ekmeğe de para kalmayacak. Çin/Hindistan yollarına düşmüş çok genç göreceğiz.

Avrupa/Amerika’da üretimden kopmuş, eğitimli olduğu kadar anlamsız, bilgisi olduğu kadar yönsüz, çabası olduğu kadar hedefsiz, derin biçimde umutsuz genç bir kitle tersine göç başlatacak. Sadece en şanslıları Uzakdoğulu zenginlere başta turizm olmak üzere hizmet verecek, onun dışındaki büyük kitleyi yoksulluk bekliyor. Sosyal güvenlik sistemi çalışmayacak, açlık/hastalık sırada.

Kapitalizm ulaştığı aşamada, emeği sonuna kadar sömüremediği gelişmiş ülke üretimlerini terk ediyor, fabrikalarını köylülükten yeni çıkmış, günde bir dolara çalışmaya razı doğuya kaydırıyor. Kapitalizmin kökleşmesi oralarda köylülüğü bitirecek, milyarlarca insanı tüketime alıştıracak ve yürümeyi seven Hintlileri, bisikletten inmeyen Çinlileri arabaya bindirip çevre felaketini patlatacak. Çin’de tarım alanları yağmurlarla yıkanmayıp tuza belendiği, Hindistan’da Ganj boyları çöplüğe döndüğü zaman 2040 yılında felaket tamamlanmış ve kapitalizm o zaman dünyayı elinden bırakmış olacak.

Dünyanın, insanın bencilce yapmasına ihtiyacı vardı, kapitalizmle bu aşama tamamlanıyor. Kendi yarattığı bir düşman olarak çevre felaketi onun sonu olabilir, bu azılıyı boğmak için sonsuz düzeltici olarak yine doğaya başvurulacak. İnsan egosundaki bencil hırs, felaketin sonunda kapitalizmin tükenişiyle evrimleşecek, işbirliği ve aşkınlık, sahip olma tutkusunun böylece önüne geçecek.

O gün bencilce yapmak ve sahip olmak değil, anlamak ve katılmak temel dinamik olacak, çünkü işbirliği olmadan yapılacak bir şey kalmayacak. Nature’daki bir yazıya göre, öteki canlıların tersine mikroplar hayatta kalmayı bencillikle değil, işbirliğiyle sağlıyormuş. Sayıları on milyarları bulan türlerde bu ilkenin geçerli olduğunu varsayarsak, insanın varolmak için gelecekte yöntem değiştireceğini öngörebiliriz.

Amerika ve Avrupa’da kitleler savaşı kullanarak açlığa razı edilemezse, ufukta sol iktidarlar görünüyor. Yönetimler gelecekte alttaki eğitimli kitleye şans verebilir, bunlar da ülkelerindeki donanımlı laboratuvarları, gelişmiş bilgi ağlarını ve geleneksel icatçılıklarını kullanabilirse, yeryüzüne yeni açılımlar sağlayabilecek genetik, yeşil enerji, nano ve biyoteknolojide bir keşif dönemi başlatabilir ve çöküşten sonra batı medeniyeti, İskoçya ve Kanada’dan son kez ayağa kalkabilir.

Avrupa’nın gençleri donanıma uygun bir hayat sürmeyi sağlamayan ücretleri, sosyal sınıflar arasında kaybolan geçişi, en üsttekilerin alttakilerden erişilemeyecek biçimde kopuşunu, krizle beraber devletlerin kendi varlıklarını üst gruplara transferini görüyor, geride kalan mekanizmanın (devlet) tek sosyal proje üretemeyecek, içi boş bir yapı olduğunu fark ediyorlar.

Bunu anlayan herkes aynı şeyi yapardı; nitekim Atina’da gençler, devrimci geleneğini yıllardır kaybetmeyen bir semtten, Teknik Üniversitenin olduğu yerden başlayarak ayaklandılar. Devlet onları yatıştırmak için bile, “daha iyi bir gelecek” vaat edemiyor. Kapitalizm daha fazla kazanmanın değil, herkesi sonuna kadar yoksullaştırmanın mücadelesini veriyor sanki, dünyadaki her şeye sahip olmanın yolu bu çünkü.

Tahir M. Ceylan / tahirmceylan@gmail.com

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: