12 MART, 12 EYLÜL ve DİNCİ OLİGARŞİ…


Demokrasi bir paylaşım aracı ve yöntemidir. Toplumda iktisadi, siyasi ve sosyal öğelerin dengeli (ve adil) paylaşılmasına çalışılır.

Paylaşılanlar arasında sadece maddi (ve somut) öğeler değil özgürlükler ve yetkiler de kuşkusuz vardır. Peki kim belirleyecektir bu “dengeyi, paylaşımı, payların adaletini?

Tarih boyunca insanlığın geçirdiği süreçte gücü elinde tutan belirlemiştir hep…

– Kimileri kendi güçlerini, silahlarını kullandılar. İmparatorlar, krallar, padişahlar, askerler işi, güçle ve silahla yürüttüler.

– Kimileri, “Tanrı’nın gücünün kendilerinde olduğu yalanını kullanarak”, dine ve inanca dayalı bir otorite sağladı.

– İnsanlığın geldiği son noktada, toplumsal (ve toplumcu) örgütlenmeler yoluylapaylaşımın dengelenebileceği görüldü.

Bu ne demekti?Paylaşımda taraf olanlar örgütlenmeliydiler”. Örgütlenme olmadan güç (ve pay) elde edilemezdi. Bunun için örgütlenme, katılımcı demokrasinin olmazsa olmazlarının en başında gelir.

İşçi de, memur da, köylü de, işveren de örgütlenecek ve bu sayede siyasi, sosyal ve iktisadi olarak payını alabilecektir”. Örgütsüz güç olmaz…

Ya serbest piyasa ya örgütlenme

ABD’nin IMF, Dünya Bankası ve Fed’e ısmarlayıp 1978’de dünyaya ilan ettiği Washington Uzlaşısı, Batı kapitalizmi dışındaki toplumsal örgütlenmelerin önünü kesmek içindi”. Türkiye gibi ülkelerde güçlü bir sosyal devlet ve sınıfsal örgütlenmeler olmamalıydı.

1978 Washington Uzlaşısı’nın ardından 12 Eylül 1980 darbesinin ABD tarafından tezgâhlanması bunun içindi. Bu yolla 1961 Anayasası’nın, “örgütlenmeye götüren maddeleri ortadan kaldırıldı” ve Özalcılığın (piyasacılığın) egemenliğinin yolu açıldı.

Örgütsüzlük, sadece bir “iç paylaşım meselesi değildir”. Aynı zamanda, uluslararası paylaşım meselesidir de. Mustafa Koç ve Bülent Eczacıbaşı’nın bile bundan yakınabilecekleri kimin aklına gelirdi ki (*). Büyük holdinglerin çıkarlarının Özalcılıkla (küreselleşmeyle) bile çatışması çelişkisini, Türkiye bugün buram buram yaşamaktadır.

Çünkü “iç dengesizliğin arkasında, dış dengesizlik her boyutuyla vardır”. Bundan yalnız düşük sosyal sınıflar değil, yerli büyük holdingler bile zarar görmektedirler.

Ilımlı İslam bir panzehir…

Batı için,ılımlı İslam Türkiye’de bir panzehir gibi iş görüyor”. 1961 Anayasası kalktı, 82 Anayasası’nı bile artık yeterli görmüyorlar. Daha piyasacı bir ılımlı İslam düzenini getirmek istiyorlar.

Kamusal alanda dinci yaşam tarzı sistemin içine hukuken de monte edilinceyeni bir safhaya geçilmiş olacak. Ulusal çıkar, Atatürk, Cumhuriyet, sosyal ve laik hukuk devleti, katılımcı demokrasi gibi kavramlar ve yaşam tarzı sadece mahalle baskısıyla değil, devlet baskısıyla da ortadan kalkabilecek”.

Örgütsüz, piyasacı ve dinci bir toplumsal yapılanma Batı’nın yeni Türkiye politikasını oluşturuyor(**).

Şöyle demek daha doğru olacaktır; katılımcı demokrasinin gereği olan toplumsal örgütlenmeler yerine, ılımlı İslam devletinin vazgeçilmez dayanakları durumundaki cemaatleri ve tarikatları yerleştiriyorlar.

Graham Fuller-Morton Abramowitz cephesinin Türkiye’de ısrarla üzerinde durdukları, “Ilımlı İslam’a geçiş” projesinin Batı için önemi işte bundan kaynaklanıyor.

Türkiye’nin en değerli 50 milyar dolarlık iktisadi kuruluşunun hesapsız ve akıldışı bir biçimde piyasaya (ve yabancıya) devrinin gerisinde sadece “kaynak sağlama amacı” yoktu; Ilımlı İslam’a serbest piyasa üzerinden geçiliyordu.

24 Ocak Kararları ve 12 Eylül darbesi, Özalcılık, özelleştirme, piyasalaştırma, yabancılaştırma ve ılımlı İslam devleti, bir karşıdevrimin kilometre taşlarıdır.

Demokrasi toplumsal örgütlenme ile başlar. Bugün “örgütlenmeyi”, Batı kapitalizminin fonlarından beslenen STÖ’lere dönüştürmek ve saptırmak istiyorlar. Bunlar katılımcı demokrasiye karşı, “dinci örgütlenmelerle aynı konumdadırlar”. Birinde, başı açıkların yer alması hiçbir şeyi değiştirmez.

(*) 2 Mayıs 2008 tarihli Cumhuriyet, Bıçak Sırtı köşe yazısı

(**) Batı’nın Yeni Türkiye Politikası, Cumhuriyet Kitapları, 2008

____www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: