Başlangıç > Güncel..., Global Ekonomi Politik... > KRİZ ve FIRSAT/LAR…

KRİZ ve FIRSAT/LAR…


20070508_12-41-06ft_turkiyeBaşbakan haklı, krizden fırsat yaratılabilir. Ama onun zannettiği gibi değil. Bazı ülkelerin deneylerinden yararlanarak şöyle bir şeyler önerebiliriz:
İç pazara öncelik…
Önce, bu krizin geçici bir sarsıntı olmadığını, ihracata (özellikle de ithal girdisiyle), iç talebin dış kaynakla finansmanına dayalı büyüme modelinin tükendiğini görmemiz gerekiyor.
Kredi köpüğü sönerken, bu modelde ısrar edildikçe hem işsizlik artıyor hem de kriz sermayenin üretici kesimlerini imha ediyor. Türkiye kapitalizminin yola devam edebilmesi için sanayi ve tarım modellerinin/rejimlerinin değişmesi gerekir. Yeni model öncelikle, iç pazarın genişlemesini, gıda egemenliğini, ülke içi üretimin ve tüketimin desteklenmesini amaçlayan önlemleri içermelidir (Tayland). Ancak, böyle bir modelin ülkenin dünya ekonomisine eklemlenme biçimlerini sorgulaması kaçınılmaz. Bu yeniden yapılanma, hem teknoloji hem de insan kaynakları açısından kendine özgün bir altyapıyı, toplumsal duyarlılıklarda değişiklikleri gerektirecektir.
Bunları göz önüne alan bir proje, teknoloji, personel, kültür açısından uygun devlet kurumlarıyla desteklenmelidir. Örneğin DPT ve DİE gibi kurumların yeniden yapılandırılması gerekir. Bu kurumlar (tabii ki meslek kuruluşlarıyla iletişim içinde) yaptıkları çalışmalarla hangi sektörlerin desteklenmesi, hangilerinin terk edilmesi gerektiğini, sermayenin ve emeğin hangi sektörlerden çıkarak hangilerine yöneleceğini saptayacak, hükümetlere yol göstereceklerdir (Güney Kore, Çin).
Tarım sektörüyse öncelikle gıda üretiminin artmasını, gıda egemenliğinin sağlanmasını amaçlayan tedbirlerle desteklenmelidir. Dahası, tarımsal nüfus yapısının güçlendirilmesi, orta ve küçük ölçekli çiftçilerin üretkenliklerinin arttırılması, buna uygun altyapının kurulması da, hem çevrenin korunması hem de kentleşmenin yavaşlatılması açısından son derecede yararlı olacaktır. Ayrıca tarım üreticisinin küreselleşmenin etkilerinden korunması, maliyet, teknoloji, bilgi ve finansman açılarından desteklenmesi de gerekecektir (Tayland).
Kırda ve köy topluluklarında tarım dışı mal ve hizmet üretimi (el zanaatları, küçük sanayi, özel ihraç edilebilir tarım ürünleri, turizm türleri) potansiyelinin de özellikle desteklenmesi, ürünlerinin pazarlanmasına yardımcı olunması gerekir (Tayland).
Dünya ekonomisiyle yeniden…
Bu tür tedbirleri düşünmeye başlayınca, hemen Türkiye’nin dünya ekonomisine bağlanma biçimlerinin gündeme geldiği, dış ticaret, döviz rejimlerinin iç piyasayı destekleyecek ve koruyacak biçimde düzenlenmesinin, sermaye giriş, çıkışının kurallara bağlanmasının gerekli olduğu görülüyor (Malezya).
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının da,yeşil saha yatırımlarıylasınırlanması, gerektiğinde teşvik edilmesi, ancak içerde yeni talep, ihracat geliri yaratmak, çevre koşullarına uygunluk, kaynakların sürdürülebilirliğinin korunması, teknoloji transferi koşullarına bağlanması gerekecektir (Çin).
Dış borç yapısı da yeniden düzenlenebilir ya da bir programa bağlanabilir. Bunlar olmazsa toptan veya kısmen silinmesi gündeme alınabilir (Arjantin).
Mali sektörde, yabancı payı, başka sektörden grupların katılım oranları sınırlanmalıdır (Malezya). Bu yeni model, emeklilik ve sigorta fonlarının yerelleştirilmesini içermelidir. Hatta emeklilik fonlarının devlet garantisi altına alınması da gerekebilir (Arjantin).
Ve acil önlemler
İç piyasanın hızla güçlendirilmesi, gelir dağılımında hızlı bir iyileşme olmadan gerçekleştirilemez. Bu bağlamda, hem iş yaratıcı hem de sermayeye dışsal ekonomiler sağlayıcı kamu harcamaları, yatırımları işlevsel olacaktır; emekçilere yönelik vergi indirimleri, kapsamlı bir işsizlik sigortası sistemi de…
Kır ve kent küçük üreticisine yönelik vergi indirimleri, temel tüketim mal ve hizmetlerinin (eğitim, sağlık, konut, en temel gıda, enerji ürünleri) fiyatlarına, destek hatta denetim, yoksul annelere, çocuklarının eğitimini sürdürme koşuluna bağlı olarak ek özel mali yardımlar da çok yararlı olabilir (Brezilya). Çalışanların tükettiği malları üreten sektörlerin girdilerine destek getirmek de düşünülebilir. Bunların bir kısmı yeniden devlet mülkiyetine alınabilir.
Böyle bir programın kaynak sorunu, dış yükümlülerin, faiz dışı fazlanın düzenlenmesiyle ek olarak, hızlı bir vergi reformuyla aşılmaya başlanabilir.Tobin vergisine benzer bir yöntemle mali işlemler vergilenebilir böylece çalışanların vergi yükü azaltılabilir. Aşırı lüks tüketime, çevre kirlenmesine yönelik yüksek vergiler yeni kaynak yaratacaktır. En üst yüzde 5’lik gelir diliminden bir kereye mahsus bir vergi alınabilir, ondan sonra da ödedikleri vergiler yükseltilebilir.
Bu veya benzer bir modelin gerçekleşmesinin ilk şartı modele ilişkin tartışmanın halkın önünde yapılması, medyanın ve krizden en büyük zararı görecek, toplumsal dokunun hızla çözülmeye başlamasının risklerini algılayabilen sermaye kesimlerinin desteğinin kazanılmasına bağlıdır (Tayland). Umutlu değilim ama, “söyledim ve ruhumu kurtardım”…____________ http://erginyildizoglu.blogspot.com
  1. ucnoktaaforizma
    19/11/2008, 13:39

    Kriz İçin Dersler: Kimi KOBİ’ler Neden Çok Başarılı?

    2008’i KOBİ (Küçük ve Orta Ölçekli İşletme) yılı ilan eden Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) bu kez farklı yol izlemiş. Sorunların üzerine odaklanmak ve yapılanları tekrarlamak yerine “Başarılı Kobiler Neden Başarılı?” sorusunun yanıtını aramaya çalışmış ve ortaya ilginç bir rapor çıkmış. Prof. Dr. Erol Taymaz başkanlığında 5 kişilik bir akademisyen ekibinin hazırladığı “KOBİ’lerde Dönüşüm: Küçük Firmaların Büyük Başarıları” adlı çalışma 24 işletmenin başarı öyküsünü ele alıyor. Nasıl bir strateji izledikleri, finansman kaynaklarını nasıl sağladıklarını, insan kaynaklarını, kullandıkları ve geliştirdikleri teknolojileri anlatıyor.

    Krizin dalga dalga yayıldığı, kapanan işyerlerinin hızla arttığı, var olan işsizlere her gün yenilerinin eklendiği bu dönemde bu başarı örneklerine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. KOBİ sözcüğü son yılların en popüler sözcüklerinden biri. Yalnız Türkiye açısından değil dünyada da KOBİ’lerin önemi giderek artıyor. Neden mi? Çünkü dünyadaki tüm ülkelerde istihdamın büyük bölümü onlar tarafından yaratılıyor; üretimin ve yeni teknolojilerin önemli bir bölümü de KOBİ’ler tarafından gerçekleştiriliyor. Prof. Taymaz konuşmasında yine dünyadan örnekler vererek büyük firmaların, küçük işletmelerden oluşan bir ağ kurarak Ar-Ge ve yenilikçilik çalışmalarını KOBİ’ler üzerinden yürüttüklerini vurguluyor.

    Bugüne kadar yapılan araştırmalar KOBİ’ler arasında önemli farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye imalat sanayi verilerine göre, 1981-1991 döneminde çoğu KOBİ olarak tanımlanan 6 bin yeni işyeri kurulmuş. Yeni işyerlerinde kuruluş yılında çalışan sayısı 330.000’miş. Bu işyerlerinin ancak yarısı 10 yıl yaşayabilmiş. Ayakta kalan işyerlerinde çalışan sayısı yine 330 bin olarak kalmış. Çünkü bu dönemde büyüyen işyerleri kapanan işyerlerindeki istihdam kaybını büyük ölçüde telafi etmişler. Ayakta kalanların içinde en hızlı büyüyen yüzde 10’u üzerinde de bir araştırma yapılmış. Hızlı büyüyen 295 işyeri, 10 yılda 120 bin kişiye istihdam sağlamış.

    Prof. Taymaz aynı araştırmanın şu ilginç bulgusunu da bizlerle paylaşıyor: “1980-2001 döneminde imalat sanayiinde yılda çalışan ortalamasının yaklaşık 1 milyon kişi ve yıllık istihdam artış oranının yüzde 1 olduğu göz önüne alındığında, hızlı büyüyen 295 işyerinin toplam istihdam artışının yarısını gerçekleştirdiği anlaşılıyor” ve ekliyor: “İşte bu yüzden başarılı firmaların neden ve nasıl başarılı oldukları önemli. Bu örnekleri ortaya koyarak hem oluşturulacak politikalara yol gösterici olmayı hem de diğer başarılı KOBİ’leri özendirmeyi amaçladık.”

    Raporda, 24 şirketin başarılı bir büyüme için nasıl bir yol izledikleri de incelenmiş ve 4 ayrı strateji tespit edilmiş:

    – Mevcut yerel piyasalarda rekabet üstünlüğü elde edilmesi.

    – Büyük firmalara güvenilir tedarikçi olunması.

    – Ülkeye ithal yoluyla giren ürünlerin yerli üretiminin yapılması.

    – Yeni niş piyasalar yaratılması.

    Başarılı girişimcilerin en önemli ortak noktaları ise “yenilikçi” olmaları olarak belirlenmiş. Yenilikçi girişimcilerin kimi kendi teknolojik birikimleri ile yeni ürünler geliştiriyor; kimileri ise özellikle geleneksel sektörlere farklı organizasyon ve pazarlama yöntemleri geliştirerek diğer firmalara karşı bir avantaj yakalıyorlar.

    Diğer ortak noktalar arasında ise şu özellikler ön plana çıkıyor:

    – Başarıları tesadüfi oluşmuyor, uzun süreli uğraş ve çabaların meyvesi.

    – Faaliyet gösterdikleri piyasayı çok iyi biliyorlar, tüm dünyada piyasadaki diğer rakip firmaların ürün ve faaliyetlerini yakından izliyorlar.

    – Teknik bilgiye sahip kişiler; hem kendi ürünlerini nasıl daha kaliteli üreteceklerini biliyorlar hem de üretim süreçlerinde gerekli değişiklikleri yapabiliyorlar.

    – Krizlere karşı hazırlıklılar. Mutlaka bir B, hatta C planları bulunuyor. 24 KOBİ’nin çoğu 2001 krizini yaşayan ancak doğru stratejiler uyguladıkları için fazla etkilenmeyen işletmeler.

    Ekonomik kriz malum. Belli ki “teğet geçer” ya da “hamdolsun korkulduğu gibi değil” edebiyatı artık prim bile yapmıyor.

    Bu krizde de diğerlerinde olduğu gibi çok işletme batacak, çok canlar yanacak… Bu yüzden TÜRKONFED’in raporundan çıkarılacak çok ders var…
    ___________________________

    ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: