2010 SONRASI EKONOMİ…


Ekonomik Kriz...

Ekonomik Kriz...

Krizin nasıl bir seyir göstereceği ve ne zaman biteceğini öngörmenin güç olduğunu belirten Prof. Boratav, “Gerçek anlamda durgunluk ve küçülme şimdi başlayacak. Krizin etkisi henüz tam hissedilmedi” dedi…

Prof. Dr. Korkut Boratav, “2009 yılının tümünde ve 2010 yılına sarkacak bir süreçte ekonomide iniş ve durgunlaşma olacak. Sonrası ise bilinmiyor” dedi.

ABD”de başlayan krizin üçüncü dünya ülkelerine yaklaşık bir yıl sonra geldiğini belirten Boratav, ABD ve Avrupa’da alınan önlemlerin büyük ihtimalle finansal krizin daha fazla derine inmesini önleyeceğini, en azından banka batışlarının hızı yavaşlatacağını söyledi.

“ETKİSİ HENÜZ TAM HİSSEDİLMEDİ”

Gerçek anlamıyla durgunlaşma ve küçülmenin yeni yeni başladığını vurgulayan Boratav, ABD’nin ardından Avrupa”nın da eksi büyüme patikasına girdiğini kaydetti.

Etkin politikalarla uzun süreli ve derin bir iniş önlenebileceğini ancak büyüme sağlanamayacağını ifade eden Boratav, “Çünkü; devletin para politikası ve mali politika eliyle talep pompalaması büyümenin motorunu oluşturacak dinamizmi içermiyor. Dolayısıyla, 2009 yılının tümünde ve 2010’a sarkacak bir süreçte ekonomide iniş ve durgunlaşma olacak. Sonrası ise bilinmiyor” diye konuştu.

Yükselen piyasa ekonomileri denen grubun etkilenmesinin eylül ayında başladığını belirten Prof. Boratav, Batı’daki durgunluğun ihracatı kısıtladığını, bunun da ihracat yapan özel sektörlerin üretimini sınırladığını söyledi. Krizin etkisinin henüz tam hissedilmediğini dile getiren Boratav, şöyle devam etti:

“Çünkü dışarının negatif büyüme konjonktürü yeni başlıyor. Mevcut finansal sistemde büyük miktarda yabancı sıcak para var. Sıcak para çıkmaya başladı bile. Bu, döviz kurlarını yukarı çekiyor. Dolayısıyla dövizin yükselmesinden meydana gelecek olumsuz etkiler başlıyor. Özellikle de döviz borcu bulunan özel sektörü etkiliyor.”

‘Sıcak para kaçacak durgunluk başlayacak’

DÖVİZ kuru baskısının ithalat talebini kısacağını dile getiren Prof. Dr. Korkut Boratav, petrolde de ucuzlama olduğuna işaret etti. Daralma olduğu için cari işlemlerden gelen döviz talebinin de biraz daralacağını kaydeden Boratav şunları kaydetti:

“Bu daralınca Türkiye’nin önümüzdeki yıl cari fazlaya bile geçmesi mümkün. Bu daralınca mesele dış borcun döndürülmesidir. Sıcak para çıkışının tamamlanmasının ardından da durgunluğa gireceğiz. Reel ekonominin krize girmeye başladığı açık. Artan işsizlik, düşen üretim, düşen sermaye birikimi ve tüketimde daralma bunun belirtileri.”

  1. ucnoktaaforizma
    18/11/2008, 11:26

    Bal Gibi Krizdeyiz

    “Biz sürekli krizde olduğumuz için kriz bize vız gelir” diyenlere rağmen kriz bize vız gelmeyecek. Ve gelmediğini ne zaman göreceğiz, şimdi ona bakalım. Bir evi, arabası ve karı-koca iki emekli parası olan kendini güvende sayıyor. Ama kazın ayağı öyle değil; ne zaman ki, havalar soğuyacak ve doğalgaz faturaları gelmeye başlayacak, o zaman krizin ilk sesleri bu kendini çok güvende hisseden kesimde bile duyulacak.

    Çocukları özel okullarda okuyanlar, küçük de olsa imalat yapan ve bunu yurtdışında satmayı başarabilen girişimciler aniden işlerinin bozulması karşısında son derece savunmasız kalacaklar. Duyumlarımıza göre çocuklarını özel okuldan alıp devlet okullarına kayıt ettirenlerin sayısında ciddi bir artış varmış.

    Fazlaca abartılı dizi oyuncusu fiyatları da bir güzel gerileyecek. İnsana sıkıntı veren cep telefonu reklamları bitiverecek ve en önemlisi kendimizi terbiye edip, telefonun bir muhabbet aracı değil, bir haberleşme aracı olduğunu ansızın farkedeceğiz, bu iyi bir şey. Ama ne yaparsak yapalım, telefon faturalarımızdaki vergi düşmeyecek.. belki de artacak; çünkü, “IMF ile anlaşma yapmam” diye direnen Başbakanımız yelkenleri suya indirdi bile. IMF ile anlaşma demek, dolaylı vergilerin artması demek. Bu da en çok bize yansıyacak. Çünkü, bu hükümet hâlâ vergi alması gerekenden vergi alamıyor. Sonuç: Vur abalıya!

    Şimdi çıkıp evinizin çevresinde iki kilometre yol yürüyün. Kaç devren kiralık dükkân, kaç kiralık ev gördünüz? Şaşırtıcı bir rakam değil mi? Evet dükkânlar boşalıyor, evler kiralanmıyor ve ev satışları hemen hemen durmuş.

    Bu size neyi anımsatıyor? Bana, 2001 krizini anımsatıyor. 2009 yılı, beyaz yakalıların yeniden işsiz kaldığı, annelerinin babalarının evine sığındığı yıl olacak.

    Şimdiden benim çevremde, özellikle öğrencilerim arasında, işsiz kalanlar çoğalmaya başladı. Bir kısmı güneye inip bir iş kurma peşine düştü.

    Bütün bunlar olup biterken hükümet yeni bir kanun çıkarıyor.. amaç yastık altında bekleyen ve yurtdışında bulunan parayı içeri çekmek. Sözün özü, kayıt dışı parayı içeri çekmek. Bunun doğru bir iş olmadığı herkesin malumu.. bakalım uluslararası azarı ne zaman yiyeceğiz. Gerçi dünyanın dengesinin bozulduğu bu zamanda bu azar geçerli olmayabilir. Bakalım paralar gelecek mi? Bekliyoruz…

    İş kenti İstanbul böylesine bir durgunluk içindeyse ülkenin öbür kentlerinde durum daha da vahim demektir. Örneğin Gaziantep’te.. Antep özellikle kendisine yakın olan Irak ve Suriye’yi besler biliriz. Orada da işler çıkmaza girmiş, çünkü dünyanın her yerinde kriz var. Bu arada Rusya ile iş yapanlar şaşkın durumda. Çünkü Rusya’nın değişik bir kriz yönetimi anlayışı var. Bakıyor borsalar kötü, hemen borsasını kapatıyor. Ödemeler yapılmıyor.

    Şimdi IMF başta kamu harcamalarının kısılmasını isteyecek, bu durumda öncelikle ilk sırada TRT olacak. Bizim elektrik faturalarına eklenen paralarla beslediğimiz bu dev kurum ilk tırpanı yiyecek. Belki de iyi olacak…

    Ardından eğitime ayrılan para öylesine azalacak ki, devlet üniversiteleri bu yılı soğuktan titreyerek geçirecekler.

    Ardından sağlığa ayrılan para kısılacak ve zaten “Ölen ölür.. kalan paralılar bana yeter” diyen sağlık sistemimiz iyice çökecek.

    Ardından sokaklarda mendil satan çocukların sayısında artış olacak.

    Ardından fuhuş sektörüne yeni genç kızlar girecek.

    Ve zaten tadı tuzu kalmamış bu ülkede biz yeniden türbanla, anayasanın değişmesiyle vakit geçirip, “Godo”yu bekler gibi krizin geçmesini bekleyeceğiz. Arada.. bütün bunlardan hiç etkilenmeyen bir grubun kadınlarının hangi davette ne giydiğiyle ilgileneceğiz.

    Öyle olacak.
    _____________________________
    Işıl Özgentürk / Cumhuriyet…

  2. ucnoktaaforizma
    18/11/2008, 12:21

    ÇANLAR TÜRKİYE EKENOMİSİ İÇİN ÇALIYOR…

    Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre 207 bin kişi daha işsiz kaldı, inşaatta işini kaybeden tarlasına döndü. Tüketici güven endeksi son dört yılın en düşük seviyesine geriledi

    Ekonomide yaşanan daralma nedeniyle ağustos ayında işsiz sayısı, geçen yılın aynı ayına göre 207 bin kişi artarak 2 milyon 439 bin kişiye ulaştı. Böylece işsizlik oranı yüzde 9.2’den 9.8’e yükseldi. Uzun süredir istihdam daralması yaşanan tarım sektöründe ağustos ayında istihdam artışı yaşandı. İşsizlik oranının daha da yüksek çıkmasını, tarım sektöründe son bir yılda 140 bin kişilik ilave istihdam yaratılması önledi. Tüketici güven endeksi ise ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 8.03 oranında azalarak 2004 yılından bu yana en düşük seviyeye geriledi.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dün iki önemli veri açıkladı. İki açıklama da ekonomide işlerin kötüye gittiğini bir kez daha teyid etti. TÜİK’in temmuz-ağustos-eylül aylarındaki hanehalkı işgücü araştırmasından yola çıkarak hesapladığı ağustos dönemi verilerine göre, Türkiye’de kurumsal olmayan (okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, hastane, hapishane ve kışlada kalanlar dışındaki) sivil nüfus, ağustos ayı itibarıyla son bir yılda 767 bin kişi artarak 69 milyon 756 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise 770 bin kişi artarak 50 milyon 87 bin kişiye ulaştı.

    Üçte biri tarıma gitti
    2008 ağustos döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 449 bin kişi artarak, 22 milyon 509 bin kişiye yükseldi. Söz konusu 449 bin kişinin 140 bini tarım sektöründe, 310 bini ise tarım dışı sektörlerde iş buldu. Bir başka ifadeyle, istihdamdaki her üç kişilik artışın bir kişilik bölümü tarım sektöründen kaynaklandı.

    207 bin kişi daha işsiz
    İstihdamdaki artışın nüfus artışının altında kalması nedeniyle Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 207 bin kişi artarak 2 milyon 439 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 0.6 puanlık artışla yüzde 9.8 seviyesinde gerçekleşti.

    Kentlerde işsizlik oranı 0.4 puanlık artışla yüzde yüzde 12, kırsal kesimde ise 0.7 puanlık artışla yüzde 6.3 oldu. Türkiye genelinde işsizlik oranı 0.6 puan artarken, tarım dışı işsizlik oranı 0.8 puan artarak yüzde 12.7’ye tırmandı. Bu oran erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 0.8 puanlık artışla yüzde 11.1, kadınlarda ise 0.4 puanlık artışla yüzde 19.1 oldu.

    Tarımda tersine göç
    TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’de 2005 yılından bu yana tarım sektöründen diğer sektörlere istihdam kayması yaşanıyor. Tarım sektörünün toplam istihdam içindeki payı hem mutlak anlamda, hem de oransal olarak sürekli gerileme kaydediyor. 2005 yılından buyana yaşanan bu durum bu yıl tersine döndü. Tarım sektöründe istihdam uzun bir aradan sonra yeniden artışa geçti, ağustos ayında ise zirve yaptı.

    Ağustos ayı itibarıyla son bir yılda Türkiye genelinde istihdamda 449 bin kişilik artış yaşanırken, istihdam artışı imalat sanayiinde 174 bin, toptan ve perakende ticaret, lokanta ve otellerde 116 bin, mali kurumlar, sigorta, taşınmaz mallara ait işler ve yardımcı iş hizmetlerinde 161 bin, toplum hizmetleri, sosyal ve kişisel hizmetlerde 4 bin, elektrik, gaz ve su sektöründe bin kişi oldu. Tarım sektöründe son bir yıldaki istihdam artışı ise 140 bin kişi olarak gerçekleşti.

    Buna karşılık, inşaat ve bayındırlık işleri sektöründe istihdam 89 bin kişi, ulaştırma, haberleşme ve depolama sektöründe ise 57 bin kişi azaldı. Bir başka ifadeyle, inşaat ve ulaştırma sektörlerinde işsiz kalan eğitim düzeyi düşük işçiler, tarlalarına dönmüş oldu.

    Bu gelişmeler sonucu, önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektöründe istihdamın toplam istihdamdaki payı 0.1 puan artarak yüzde 28.1’e, sanayi sektörünün payı 0.4 puan artarak yüzde 19.5’e yükseldi. Hizmetler sektörünün yüzde 46.5 olan payı değişmezken, inşaat sektörünün payı 0.6 puan azalarak yüzde 5.9’a geriledi.

    İşgücünün yarısı çalışmıyor
    Türkiye’de çalışma çağındaki nüfus 770 bin artarken, istihdamdaki artışın 449 bin olmasına rağmen işsiz sayısında sadece 207 bin kişilik artış olması, çalışma çağına giren kişilerin bir kısmının iş aramayıp evine kapanmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle, dünyada çalışma çağındaki nüfusun yüzde 70’ten fazlası işgücüne katılırken, Türkiye’de hala çalışma çağındakilerin sadece yüzde 49.8’i işgücüne katılıyor. Üstelik son bir yıl içinde işgücüne katılım oranı 0.5 puan yükselmesine rağmen, dünya ortalamasının çok altında seyrediyor. Bu durum, Türkiye’de işsizlik oranının olduğundan daha düşük çıkmasına neden oluyor.

    Tüketici güveni dibe vurdu
    Tüketicilerin harcama davranış ve beklentilerini ölçmek amacıyla TÜİK ve Merkez Bankası işbirliğiyle yürütülen Aylık Tüketici Eğilim Anketi ekim ayı sonuçları da dün açıklandı. Ankete göre oluşturulan Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 8.03 oranında azalarak 74.24 puana geriledi. Bu oran, 2004 yılından bu yana aylık bazda en düşük tüketici güvenini gösteriyor.

    Endeksin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum, 100 olması ise tüketici güveninde ne iyimser ne de kötümser durum olduğunu gösteriyor.

    Tüketici güven endeksinin alt kalemlerine bakıldığında, en büyük karamsarlığın mevcut dönemin dayanıklı tüketim malı satın almak için uygunluğunu ölçen endekste olduğu görülüyor. Dayanıklı tüketim malı satın almak için mevcut dönemin uygun olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 11.64 oranında azaldı ve endeks 85.59’a geriledi.

    Gelecek dönem genel ekonomik duruma ilişkin beklentilerde yaşanan karamsarlık ekim ayında da aynı hızla devam etti ve buna ilişkin endeks bir önceki aya göre yüzde 10.30 oranında azalarak 67.77’ye geriledi.

    Mevcut dönemde satın alma gücünü gösteren endeks yüzde 5.53 oranında azalarak 71.96’ya, gelecekte satın alma gücünü gösteren endeks de yüzde 5.38 oranında azalarak 74.39’a düştü. Gelecek dönem iş bulma olanaklarını ölçen endeks ise yüzde 6.42 oranında azalarak 71.49’a indi. (Radikal /17.11.08)

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Şebzindedâr

writings of a night watcher

Evrim Teorisi Online

Evrim hakkında herşey...

Virginia Woolf

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

ODILA BLOGGER by OAS

Turkish Geeks on Life & Politics...

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Facebook adreslerimiz: http://www.facebook.com/ata.fecob - http://www.facebook.com/pages/fvco/107464239362228

Komeleya Çand û Integrasyon a Kurd Luzern

Kürdischer Kultur und Integrationsverein Luzern/Mythenstrasse7,6003 Luzern

DemokratHaber/iDeA

Bağımsız Haber Ve Düşünce Platformu / demokrathabertr.wordpress.com

eren@home ~ $

Açık Kaynak, Linux, Programlama Dilleri, Amatör Telsizcilik gibi konular üzerine düşünceler

Ata FE COB

"En büyük yenilgimiz, bir alternatif fikrini kaybetmiş olmamızdır." ___Michael Lebowitz

Şüpheci Melek

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir

WordPress.com

WordPress.com is the best place for your personal blog or business site.

CHP SULTANGAZİ

"Direnme gücü, dünya “evet” sözcüğünü duymak istediğinde 'HAYIR' diyebilme yetisidi" E. Fromm. ________“12 Eylül’de ‘HAYIR’ oyu vererek tokat atın, okyanus ötesinden de duyulsun” KILIÇDAROĞLU

%d blogcu bunu beğendi: