Posted by: ucnoktaaforizma on: 05 Oct 2008
Bugünün Türkiye’sinin niçin böyle bir ülke olduğunu anlamak üzere, o kadar eskilere gitmek bence çok yararlı bir uğraş değil, ‘modernizasyon’ sürecinin kendisine bakarak çok daha verimli sonuçlar alabiliriz. Bu sürecin ‘özne’si kim, öznenin ‘ideoloji’si nasıl bir ideoloji, süreç nasıl bir ortamda işliyor?
Bu bağlamda, ilgili bir konuya daha değineyim: Osmanlı’da yürürlükte olan üretimin ne olduğu tartışmasına iktisat tarihçisi Ömer Lütfi Barkan da katılmıştı. Barkan, Marksist değildi ve ‘ATÜT’ gibi bir yaklaşımı da yoktu, ama Batı feodalizminden farklı bir yapı olduğunu savunduğu için o da bu tartışmalara katılıyordu.
Barkan’ın bu yaklaşımını birçok milliyetçi tarihçide de görebilirsiniz. Milliyetçi ideolojinin, ‘kendi geçmişini benzersizleştirmek’ diye özetleyebileceğimiz bir eğilimi vardır. Tarihçiliğin kendisi olgularla uğraşmak zorunda olduğu, olgular da, yakından bakıldığında, hep çok özgül göründüğü için, bu eğilimin doğrudan doğruya disiplinin kendisi tarafından teşvik edildiği de söylenebilir. Hiç şüphe yok ki bu özgüllükler önemlidir ve birtakım genellemeler içinde boğulup gitmelerine meydan verilmemelidir.
Ama insan topluluklarının tarihi serüvenlerinde, benzemezlikler kadar benzerliklerin de yeri olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü sonuçta insan yaşantısı insan yaşantısıdır ve tıpatıp aynı iki topluluk bulmak mümkün olmasa da, bir topluluğun bir tarihi özelliğinin benzerlerini başka birçok toplulukta bulmak mümkündür. Bunları görmemekte ısrar edersek, ‘biz bize benzeriz’cilikten ‘Türk’ün Türk’ten başka dostu yok’çuluğa kolayca kayarız, çünkü bunlar birbirine oldukça yakın mevkilerdir.
Bu çerçevede Türkiye’nin modernleşme süreci de büsbütün benzersiz, eşi menendi görülmemiş bir şey değildir. Bu hareket, ilk ulus-devlet örnekleri Britanya, ABD ve Fransa gibi, aristokratik ve kolonizatör bir egemen yapıya karşı bir örgürleşme mücadelesi olarak başlatılmış bir orta sınıf (burjuva) hareketi değildir. Dolayısıyla süreç oradakilere benzemez (Türkiye’de olan birçok şey, o toplumlardaki bazı özellikle yakın olsa da). Ama Almanya veya Japonya gibi, modernizasyonun ordu öncülüğünde yapıldığı ülkelerle bizim aramızda, bu temel noktada bir benzerlik veya bir ortaklık vardır (tabii gene başka ayrıntılara geçtiğimizde, ortaklığın yanında pek çok farklılıkla da karşılaşırız).
Var olan bir baskıcı devlet yapısından kurtulmak için mücadele etmekle, ‘devleti kurtarmak’ için mücadele etmek arasında ciddi bir mesafe, bir farklılık var. Bu, dünya haritasının hangi noktasında bulunurlarsa bulunsunlar, birincilerle ikincileri kalın bir çizgiyle birbirinden ayırmıştır.
Murat Belge / Radikal
|
Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.
Albeo theme by Design Disease
Sizlerden Gelen Yorumlar...