ETNİK KÖKEN VE ÖRGÜTLENME…

barışEtnik kökene dayalı örgütlenme?

Sağlam mantığı ve sosyolojik bilgisiyle temayüz etmiş bir köşe yazarının şu satırlarını aynen alıyorum: “….Çözüm diyorsak, İngiltere’deki gibi bir demokrasi ve Sin Fein gibi demokratik bir etnik parti gerektiği bellidir. Vekilleriyle ve teşkilatıyla BDP’liler demokrat olabilseler bu yol açılır.”

“Gerektiği” gerçekten belli midir? Sık kullanılan bir bir söz vardır ya, “….düşünülemez” diye; toptancılığın doruk noktasıdır herhalde. Bırakın tartışmayı düşünülmesini dahi muhal bulur. “Gerektiği bellidir” deyimi de benzer bir kesinlik ifade ediyor. Gerçekten de “demokratik etnik parti” niteliğinde bir örgütün gerekliliği “tartışmasız doğru”lardan birisi midir?

Etnik ne demek? Hani bazı sözcükler vardır, eşanlamlısını söylediğinizde hakaret anlamı taşımaz gibidir. “Bu davranış ahlaksızlıktır” deyince kan çıkar da, “davranışınızı etik bulmuyorum” deyince neredeyse bir iltifat gibi algılanır.

Etnik (sözcüğü güvenilir sözlüklere göre) ırk anlamına gelmektedir. Halbuki ırk sözcüğü neredeyse lanetlidir; hemen tüm medeni dünya ırka dayalı örgütlenmeyi, ırk temelinde hareket etmeyi, davranışları ırkın belirlemesini bir insanlık suçu saymaktadır. Devamını oku…

Sorun hükümetlerde değil, sorun halkta!…

Sorun hükümetlerde değil, sorun halkta!
Televizyonda deprem haberleri. Spiker, Erciş’ten haber veriyor; ciddi, heyecanlı; yalnız sözleri kocaman başlayıp küçük bitiyor. Halk sızlanıyor, ama acısını anlatmaktan aciz. Ne sorarsan ona yanıt veriyor. Sormasalar derdi yok sanırsın. Adamcağız yedi katlı bir yapı sandviçinin yanında gece gündüz bekliyor. Aileden 5-6 kişi o yıkıntının altında; ‘Allah büyüktür!’ bakarsın sağ çıkarlar. İlk yirmi beş saniyede 28 daireli apartman sandviç; üç gün sonra yapı dışında bekleyen vatandaş Allah’ın lütfunu bekliyor. O zaman kurtarma ekibinin ne işi var? Haberci heyecanlı. Binlerce kurtarma çalışanı Van’da. Ben yedi katlı sandviçin üç gündür değiştiğini görmedim. Devamını oku…

Dünyanın şu anki halleri…

01/11/2011 1 yorum
Slavoj Zizek

Slavoj Zizek

Aljazeera TV de Marksist sosyolog, filozof, kültür eleştirmeni Slavoj Zizek dünyadaki karmaşayı yorumluyor Şeylere “yamuk” bakan bir kültür eleştirmeni; Slavoj Zizek, dünyanın hallerini değerlendiriyor…
Slovakya doğumlu (1949)) ünlü Müslüman, Marksist sosyolog, filozof, kültür eleştirmeni Slavoj Zizek’in Yamuk Bakmak kitabını okuduğum şu günlerde, Zezek’in Aljazeera televizyonunda 29 Ekim 2011 de yaptığı söyleşiye rast geldim. Neyin mesajını alıyorum bilmem ama bu hafta üçüncü defadır bana Zizek önerilince üşenmeyip izledim.
Aljazeera televizyonunda Amerika-Avrupa’daki protesto gösterileri ve Çin’in yükselişi hakkında sorulara yanıt vermiş. Devamını oku…

İnsanlık Ruhsal Kriz Yaşıyor…

İnsanlık

...


Bu dünyada yaşayan yedi milyar insan aynı şeyi istiyor. Sevmeyi sevilmeyi, güveni, mutluluğu, huzuru, sağlığı, değerli olduğunu bilmeyi, dostluğu, neşeyi, kendisine maddi refah getirecek olanakları istiyor hayatında. Ama tüm bunlara sahip insan sayısı yedi milyar içinde kaç kişi? Çok ama çok az.


İNSANLIK RUHSAL KRİZ YAŞIYOR…
İnsanlık Ailesi Neden Bu Durumda?

Kendimizi ve hayatın her alanındaki inançlarımızı derinden sorgulamakta yarar var.
Her birimiz bu gezegende yer kaplıyoruz. Gezegenin havasını, suyunu, yiyeceğini alıyoruz; doğal ürünlerinden yararlanıyoruz; çöpümüzü bırakıyoruz. Doğayı sürekli tüketiyoruz, kirletiyoruz, zarar veriyoruz. Bu gezegende yaşayan her bitki ve hayvan türü bir şekilde ekosisteme hizmet ediyor. Peki, biz insan türü olarak tüm bu aldıklarımıza karşı ne veriyoruz? İnsandan başka hangi canlı karnını doyurmak ve kendisini korumak dışında diğer canlıları da kendi türünü de acımasızca öldürüyor? Başka hangi tür ekosisteme böylesine zarar veriyor? Homosapiens (insan) türü Devamını oku…

Ortadoğu Petrol Rezervi Rakamları ve Hedef Ülke/ler…

Dünya petrol ticareti...

DÜNYA PETROL TİCARETİ...

Dünya basınında Libya ve Suriye’de neler olacağı tartışmaları kafaları karıştırmaya devam ediyor.  Libya harekâtına yöneltilen eleştiriler arasında Libya’da, daha yoğun güç kullanarak veya Kaddafi’ye Uluslararası Mahkemede yargılanmama garantisi verilerek, daha az zaman ve insan kaybı ile sonuca ulaşmanın denenmemesi de vardı. Verilen son tarihler, NATO’nun yetkiyi aşan güç kullanımı, çatışmadan sonra yeniden yapımda kimlerin pay kapacağı, Almanya’nın BRICS ülkeleri ile birlikte BM Libya kararında çekimser kalmasına Almanya’da ve diğer ülkelerdeki  basının yorumları, konuda fikir birliği olmadığını gösteriyor ve ABD’nin işini zorlaştırıyor.  Özellikle Almanya Dış İşleri Bakanı Westerwelle’nin tutumuna karşı yapılan saldırılar, Türkiye’dekine benzer senaryoların Almanya’da bile uygulamaya konulduğunu göstermesi açısından aydınlatıcı oldu. Bu hafta, Arap Birliği’nin BM’de Suriye karşıtı bir karara yolu açmayacağı bildirimi konuya şimdilik noktayı koydu. Devamını oku…

Emperyalizmi Selamün Aleyküm ile karşılamak…


islam ve emperyalizm...

Türkiye küresel emperyalizme teslim olurken...

İslamcıların ne kadar hızlı kabuk değiştirdiklerini görmek hiç şaşırtıcı değil. Koşullar ve şartlar neyi gerektiriyorsa ona göre davranmak, onların ideolojik hammaddelerini oluşturuyor.


“Kahrolsun Emperyalizm” ve “Kahrolsun Siyonizm” sloganlarından, emperyalizme Selamün Aleyküm ile karşılama noktasına gelmeleri, ne kadar kemiksiz ve yalan bir duruşa sahip olduklarını gösteriyor.(Duruşu olan ve bilimsel onurunu kaybetmemiş bir avuç İslamcı aydın’ı bunun dışında tutuyorum)

Emperyal saldırganlığın kontrol dışı ülkeleri hizaya getirme, bölüp, parçalama ve hammadde kaynaklarının üstüne konma politikalarının bire bir uygulayıcıları haline gelmelerini, “Global” Osmanlıcılık tezi gibi bir politika üzerine kurup, dış politika için “muhteşem buluş” olarak sunmaları, yalan duruşlarının dış ayağını şekillendiriyor. Devamını oku…

Osmanlı Devletinde Övünülücek Ne Var?…

18/09/2011 1 yorum
Osmanlı Devletinin övünülecek tarafıİnsanların büyük bir çoğunluğu toplumlarıyla, ırklarıyla, dinleriyle, tarihleriyle övünür.
Bir de öyle insanlar vardır ki onların övünecek bir topluma, ırka, dine, geçmişe ihtiyacı yoktur, tam aksine toplumlar, ırklar, dinler, öyle insanlara sahip olmakla övünür.
Shakespeare‘in İngilizlikle övünmeye ihtiyacı yok ama İngilizler Shakespeare’le övünürler.
Victor Hugo‘nun, Tolstoy‘un, Faulkner’ın, övünmek için bir ülkeye, bir millete, bir ırka, bir dine ihtiyacı bulunmuyor.
“CANGEVERLER DAHA FAZLA ONUR VERİCİ”
Elbette herkes böyle bir büyük yaratıcı olamaz, milyonlarca istiridyenin içinden beş incinin çıkması gibi milyarlarca insanın içinden de birkaç büyük yaratıcı çıkar.
Ben toplumların değerinin çıkardıkları “yaratıcılarla” ölçülebildiğine inanırım.
Bu benim ölçüm.
Birçok insana da toplumlarının çıkardığı “cengâverler” yaratıcılardan daha fazla onur verici gözükür. Devamını oku…

AKP İSRAİL TARİHSEL İLİŞKİLERİ… (Tamamıyle bir Oyun…)

Akp israil ilişkileri...

AKP İsrail ilişkileri…


1.) AKP 3 Kasım seçimleri öncesinde 16 Temmuz 2002’de ABD’de Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü JINSA’da temaslarda bulunarak iktidar vizesi desteği aradı ve aldı.
2.) Recep Tayyip Erdoğan Ocak 2004’teki ABD ziyareti sırasında Amerikan Yahudi Komitesi’nden “cesaret madalyası” aldı. Resmi ismi “Davut Boynuzu” olan bu madalya, dünyada ilk kez Yahudi olmayan bir isme, dahası bir Müslüman’a verildi!
AKP: FİLİSTİN TERÖR, İSRAİL ŞİDDET UYGULUYOR
3.) 30 Ağustos 2004 tarihinde AKP’li Ömer Çelik, Egemen Bağış ve Mevlüt Çavuşoğlu kapsamlı görüşmeler yapmak üzere 3 günlüğüne İsrail’e gitti. Havaalanında gazetecilerin sorularını yanıtlayan heyet, “ziyaretlerinin, ilişkileri daha da pekiştirmek için büyük önem taşıdığını” belirtti. Ömer Çelik ve Egemen Bağış bu ziyaretten önce, ABD’ye gidip Yahudi kurumlarıyla özel temaslarda bulunmuştu. Devamını oku…

Türkiye İsrail Kirizi Amacı / Asıl Hedef…

14/09/2011 1 yorum
Türkiye IsrailBugünlerde Arap olmak hoş değil. Kimileri için bir eziyet hissi, kimileri için kendine yönelik bir nefret; Arap dünyasında derin bir huzursuzluk hüküm süküyor. Uzun süre kendilerinin incinmez olduğunu düşünen gruplar, Suudi yenetici sınıfı ve Kuveytli zenginler bile, muayyen bir 11 Eylül gününden beri her şeyi sarıp sarmalayan talihsizlik hissinden muaf olma nileliklerini kaybettiler. [1]
Hele birde bugün Ortadoğu’yu şekillendirmek için emperyalist güçlerin oyunu içinde kendini/ülkemizi hazırlıksızlık biçimde bu oluşuma öncülük etmesi açısından liderlik ettiğini düşünen bir AKP liderinin kararlı tavrı, ki galiba bu coğrafyada komşu olarak bilinen  bir Türkiye’nin onlar için en çok kafa karıştıran tutum bu olsa gerek. İşin garip tarafı bu oluşum öyle bir zaman ve süreçte kendini belirginleştirip bir handa ortaya çıkıvermesi ki tüm Arap ülke liderleri gibi bizlerinde  tutum ve tavrımızın belirlememiz bir o kadar aceleye getirildiği kanaatidir. Mamafih daha dünkü dostlarımızı nedense birdenbire düşman ilan edivermiş olmakla, hem kendimiz hem de komşularımız için ne kadar hazırlıksız bir ortama, ne olduğunu bilmediğimiz bir duruma sürüklendiğimizin açık bir ifadesi olsa gerek… Devamını oku…

Bu Hepimizin Hikayesi…

Bizim hikayemiz...

İnsanlığın hikayesi...

11 Eylül Kimin Hikâyesidir?

Her şeyden ve herkesten önce Colin Powell’ın yalan hikâyesidir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ünlü toplantı salonununda, canlı yayında elinde minicik bir tüple yalan söyleyen ve Irak işgal edildikten, Bağdat yakılıp yıkıldıktan, yüz binlerce insan katledildikten sonra “Hepsi yalandı beni CIA kandırdı” diyen siyah Amerikalının hikâyesidir. Bir ülkenin tüm dünyaya yalan söyleyerek nasıl işgal edilebileceğinin hikâyesidir. O yalanı yutan tüm dünyanın hikâyesidir. Devamını oku…

Ülkeler gibi Ülkemiz de böyle kolayca ele geçiriliyor…

Türk ordusunda istifalar...IRAK: ABD ordusu, Irak’ı işgal ederken doğru dürüst savaşmadı, dahası neredeyse hiç savaşmadı… Cepheler kuruldu, karşılıklı bakışıldı, uzaktan uzun menzilli toplar, kısa menzilli füzeler atıldı. Biraz savaşılır gibi yapıldı. ABD son vuruşu yapmadı, bekledi…
Neyi bekledi? Irak ordusunu yöneten general ve albaylardan bir kısmıyla sürdürülen pazarlıkların bitmesini. Daha sonra hesaplar kesildi, paralar ödendi, sözler verildi, Amerika’nın yolları açıldı… Irak ordusu cepheden yarıldı, küçük bir kısım savaşır gibi yaptı, Amerikalılar onları da tepeledi ve Irak ordusu çöktü.
Amaç, Irak’ı işgal ederken en az kayıp vermekti. Burada paranın gücü konuştu. Irak ordusunun subayları umutsuz bir durum karşısında, savaşmak -yenilmek ve ölmek – öldürülmektense, karşılarındaki büyük güce satılmanındaha akli olduğuna karar vermişlerdi!
***
LİBYA: Libya’da Kaddafi’nin bütün can alıcı noktaları, merkezleri, NATO uçaklarınca birbiri ardına tam hedeften vuruldular. Trablus’ta, umulan Kaddafi direnişinden eser bırakılmamıştı. Savaşı bitiren saldırı çok hızlı ve ani olmuştu! Devamını oku…

İnsanlar ve Araçlar…

İnsan ve Araçlar...İnsanlar, saymadıkları şeyleri bol bol harcayan canlılardır. Saymaya başladıkları zaman satmaya başlamalarıyla, öteki hayvanlardan ayrılırlar. İnsanlığın ortak birikimi olan bilgiler, önceleri onların ortak malıydı. İnsanlığın, elle tutulmaz, gözle görülmez araçlarıydı. Bilgiler bilgisayarlarla sayılmaya başlanınca, alınıp satılmaya başlandı.
Geçmişte, kol işlerini üstlenen makineler ortaya çıktığında bile, işsiz kalmaktan korkan işçiler, sopalarla makinelerle saldırmışlardı ya. Benzeri bir biçimde, kafaların yerini makinelerin almasıyla bu kez de işlevsiz kalmaktan korkanlar, bilgisayarlara karşı saldırıya geçtiler. Onların tellerini kestiler. İçlerine mıknatıslı toplu iğne serptiler. Kısa devre yapmalarına neden oldular. Sistemlerine virüs gönderdiler. Bunun üzerine, Makinekırıcıların üzerine İnsanvurucular gönderildi. Devamını oku…

Doğma…

Doğma...Sakin geçmişin doğmaları fırtınalı bugünler için yetersizdir.  Bir durum şartlar zorlaştıkça aşılması zor hale gelebilir. O zaman bir de zorlukların üzerine tırmanarak o durumu aşmalıyız…
Abraham Lincoln / 1862 Aralık / Kongrenin ikinci yıllık toplantısında söylemiştir…
Ben bu yaklaşıma bayıldım…
Neden mi?…
Çünkü; bu durumun üstesinden, zorluklardan kaçarak değil onları kullanarak gelmek. Demekki yeni düşüncelerimiz olmalı  ve eylemlerimiz de yeni olmalı. Kendimizi azat etmeliyiz ancak ondan sonra ülkemizi kurtarabiliriz de ondan…
Peki ne yapmalı?
Birşeyleri azat etmeliyiz.
Peki azat etmek ne?

Burası Türkiye…

Necati DoğruBurası Türkiye Ağabeyciğim!…
Burası Türkiye ağabeyciğim! Bizim burada katil önce susturulur. Dilsizleştirilir. Dilsizleştirilmesi için hapishanede, devletin güvencesi altındayken, öldürülür.
Mezara konur.
Eti çürütülür.
Kemiği ufalanır.
10 yıl geçer.
10 yıl boyunca devlet susar, MİT susar, Emniyet susar; “katili ben konuşturacaktım, Adalet Bakanı’ndan izin aldım, Sabancı’yı öldürmeye yönlendirip, teşvik eden derin devletin adamlarının kim olduğunu teker teker bana açıklayacaktı, dili çözülesi katil bülbül olup konuşacaktı… Fakat öldürdüler…” diyen gazeteci-televizyoncu da susar.
Televizyoncu-gazeteci!
Belgeselci-filmci!
Sen kimsin?
Yargının-Yürütmenin-Yasamanın birbirinden bağımsız çalıştığı demokratik ülkelerin hangisinde; kan bulaşmış sır perdeleriyle örtülmüş önemli cinayetlerin katillerini konuşturma görevini filmci gazetecilere bırakıyorlar?

İyi Bir Yalancı İçin 18 Özellik…

Yalancıİyi bir yalancı olmak için gereken 18 özellik…
Niccolo Machiavelli 16. yüzyılda yazdığı Dell’arte Della Guerra –Savaş Sanatı- adını verdiği kitabını, rahatlıkla Yalan Söyleme Sanatı başlığı altında yayımlayabilirdi, çünkü Machiavelli’nin siyasi psikolojisinde sözel aldatma –başka bir deyişle yalan söyleme- çok önemli bir silah olarak değerlendiriliyor. Yalan söylemeyi bir beceri olarak nitelendirmek, bazıları için ahlaksızlığa prim vermek olarak algılansa da, iyi bir yalancı gizliden gizliye hayranlık uyandırır. İşte size iyi bir yalancı olabilmeniz için dikkat etmeniz veya üzerinde epey antrenman yapmanız gereken 18 özellikli bir çalışma programı (!) veya iyi bir yalancıyı tanıyabilmeniz, çözebilmeniz için sahip olduğu 18 özellik! Devamını oku…
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.