ETNİK KÖKEN VE ÖRGÜTLENME…
Etnik kökene dayalı örgütlenme?
Sağlam mantığı ve sosyolojik bilgisiyle temayüz etmiş bir köşe yazarının şu satırlarını aynen alıyorum: “….Çözüm diyorsak, İngiltere’deki gibi bir demokrasi ve Sin Fein gibi demokratik bir etnik parti gerektiği bellidir. Vekilleriyle ve teşkilatıyla BDP’liler demokrat olabilseler bu yol açılır.”
“Gerektiği” gerçekten belli midir? Sık kullanılan bir bir söz vardır ya, “….düşünülemez” diye; toptancılığın doruk noktasıdır herhalde. Bırakın tartışmayı düşünülmesini dahi muhal bulur. “Gerektiği bellidir” deyimi de benzer bir kesinlik ifade ediyor. Gerçekten de “demokratik etnik parti” niteliğinde bir örgütün gerekliliği “tartışmasız doğru”lardan birisi midir?
Etnik ne demek? Hani bazı sözcükler vardır, eşanlamlısını söylediğinizde hakaret anlamı taşımaz gibidir. “Bu davranış ahlaksızlıktır” deyince kan çıkar da, “davranışınızı etik bulmuyorum” deyince neredeyse bir iltifat gibi algılanır.
Etnik (sözcüğü güvenilir sözlüklere göre) ırk anlamına gelmektedir. Halbuki ırk sözcüğü neredeyse lanetlidir; hemen tüm medeni dünya ırka dayalı örgütlenmeyi, ırk temelinde hareket etmeyi, davranışları ırkın belirlemesini bir insanlık suçu saymaktadır. Devamını oku…
Sorun hükümetlerde değil, sorun halkta!…
İnsanlık Ruhsal Kriz Yaşıyor…
Bu dünyada yaşayan yedi milyar insan aynı şeyi istiyor. Sevmeyi sevilmeyi, güveni, mutluluğu, huzuru, sağlığı, değerli olduğunu bilmeyi, dostluğu, neşeyi, kendisine maddi refah getirecek olanakları istiyor hayatında. Ama tüm bunlara sahip insan sayısı yedi milyar içinde kaç kişi? Çok ama çok az.
Ortadoğu Petrol Rezervi Rakamları ve Hedef Ülke/ler…
Emperyalizmi Selamün Aleyküm ile karşılamak…
İslamcıların ne kadar hızlı kabuk değiştirdiklerini görmek hiç şaşırtıcı değil. Koşullar ve şartlar neyi gerektiriyorsa ona göre davranmak, onların ideolojik hammaddelerini oluşturuyor.
“Kahrolsun Emperyalizm” ve “Kahrolsun Siyonizm” sloganlarından, emperyalizme Selamün Aleyküm ile karşılama noktasına gelmeleri, ne kadar kemiksiz ve yalan bir duruşa sahip olduklarını gösteriyor.(Duruşu olan ve bilimsel onurunu kaybetmemiş bir avuç İslamcı aydın’ı bunun dışında tutuyorum)
Osmanlı Devletinde Övünülücek Ne Var?…
İnsanların büyük bir çoğunluğu toplumlarıyla, ırklarıyla, dinleriyle, tarihleriyle övünür.Bir de öyle insanlar vardır ki onların övünecek bir topluma, ırka, dine, geçmişe ihtiyacı yoktur, tam aksine toplumlar, ırklar, dinler, öyle insanlara sahip olmakla övünür.
Shakespeare‘in İngilizlikle övünmeye ihtiyacı yok ama İngilizler Shakespeare’le övünürler.
Victor Hugo‘nun, Tolstoy‘un, Faulkner’ın, övünmek için bir ülkeye, bir millete, bir ırka, bir dine ihtiyacı bulunmuyor.
Elbette herkes böyle bir büyük yaratıcı olamaz, milyonlarca istiridyenin içinden beş incinin çıkması gibi milyarlarca insanın içinden de birkaç büyük yaratıcı çıkar.
Ben toplumların değerinin çıkardıkları “yaratıcılarla” ölçülebildiğine inanırım.
Bu benim ölçüm.
Birçok insana da toplumlarının çıkardığı “cengâverler” yaratıcılardan daha fazla onur verici gözükür. Devamını oku…
Türkiye İsrail Kirizi Amacı / Asıl Hedef…
Bugünlerde Arap olmak hoş değil. Kimileri için bir eziyet hissi, kimileri için kendine yönelik bir nefret; Arap dünyasında derin bir huzursuzluk hüküm süküyor. Uzun süre kendilerinin incinmez olduğunu düşünen gruplar, Suudi yenetici sınıfı ve Kuveytli zenginler bile, muayyen bir 11 Eylül gününden beri her şeyi sarıp sarmalayan talihsizlik hissinden muaf olma nileliklerini kaybettiler. [1]Bu Hepimizin Hikayesi…
Ülkeler gibi Ülkemiz de böyle kolayca ele geçiriliyor…
IRAK: ABD ordusu, Irak’ı işgal ederken doğru dürüst savaşmadı, dahası neredeyse hiç savaşmadı… Cepheler kuruldu, karşılıklı bakışıldı, uzaktan uzun menzilli toplar, kısa menzilli füzeler atıldı. Biraz savaşılır gibi yapıldı. ABD son vuruşu yapmadı, bekledi…İnsanlar ve Araçlar…
İnsanlar, saymadıkları şeyleri bol bol harcayan canlılardır. Saymaya başladıkları zaman satmaya başlamalarıyla, öteki hayvanlardan ayrılırlar. İnsanlığın ortak birikimi olan bilgiler, önceleri onların ortak malıydı. İnsanlığın, elle tutulmaz, gözle görülmez araçlarıydı. Bilgiler bilgisayarlarla sayılmaya başlanınca, alınıp satılmaya başlandı.Doğma…
Sakin geçmişin doğmaları fırtınalı bugünler için yetersizdir. Bir durum şartlar zorlaştıkça aşılması zor hale gelebilir. O zaman bir de zorlukların üzerine tırmanarak o durumu aşmalıyız…Burası Türkiye…
Burası Türkiye Ağabeyciğim!…Mezara konur.
Eti çürütülür.
Kemiği ufalanır.
10 yıl geçer.
10 yıl boyunca devlet susar, MİT susar, Emniyet susar; “katili ben konuşturacaktım, Adalet Bakanı’ndan izin aldım, Sabancı’yı öldürmeye yönlendirip, teşvik eden derin devletin adamlarının kim olduğunu teker teker bana açıklayacaktı, dili çözülesi katil bülbül olup konuşacaktı… Fakat öldürdüler…” diyen gazeteci-televizyoncu da susar.
Televizyoncu-gazeteci!
Belgeselci-filmci!
Sen kimsin?
Yargının-Yürütmenin-Yasamanın birbirinden bağımsız çalıştığı demokratik ülkelerin hangisinde; kan bulaşmış sır perdeleriyle örtülmüş önemli cinayetlerin katillerini konuşturma görevini filmci gazetecilere bırakıyorlar?















Sizlerden Gelen Yorumlar...